Hep hayatın bize bir şeyler öğrettiğini düşünürüz.
Sınavlarıyla, kayıplarıyla, bekleyişleriyle… Oysa bazen hayat da bizden bir şeyler öğrenir. Sabretmeyi, yeniden başlamayı, iyileşmeyi… Bizim seçimlerimizden, direnişimizden, hatta vazgeçişimizden. Her insan, hayatın diline kendi tonunu ekler. Kimimiz sabrın anlamını değiştirir, kimimiz affetmenin sınırlarını gösterir. Kimi bir cümlesiyle, kimi bir sessizliğiyle hayata, “Böyle de olunabilir,” der.
“Herkes sorunlu , ben normalim ,” diyebilen birinin aynaya borcu vardır. İnsanları kategorilere ayırmak, seni güçlü yapmaz; sadece acımasız gösterir. Çünkü en ağır hastalık, kendini kusursuz sanma körlüğüdür.
Şimdi bütün anmalar bir susmanın içinde
Şimdi bütün susmalar bir odanın içinde
Anlatmaya bir sözcük , bir bakış arıyorlar ,
Önce sakladıkları, bir adamın içinde .
Sözünü ettiğimiz savaşçının adı , ‘barışçı’ olmalı. Ama barışın olabilmesi için büyük bir savaşın verilmesi gerekiyor. O nedenle gerçek ‘barışçı ‘ önce savaşçı olmak zorunda.