Sübhanallah..❤️
Varlığın Kalbindeki Gizli Hazine: Muhabbet-i Ezelî
Kâinat, henüz varlık libasına bürünmemiş bir rüya iken; zaman, mekânın gurbetine düşmeden evvel, sadece O vardı.
O Ebedî Sevgili (celle celâlühû), kendi cemâline hayran, sonsuz güzelliğine âşık ve bu eşsiz hazinenin bilinmesini murad eden yegâne Hakikat’tir.
"Bilinmek istedim" buyuran o mukaddes nida, aslında aşkın ilk tecellisidir. Çünkü güzellik, kendi doğası gereği görünmek; aşk, kendi fıtratı gereği taşmak ister.
Varlık ağacının her bir yaprağı, o sonsuz güzelliğin birer aynasıdır. Kaz Dağları'nın sisli zirvelerinden süzülen rüzgâr da, bir çiçeğin taç yaprağındaki ince hendese de hep aynı aşkın fısıltısıdır.
O, her an bütün mahlûkata bu aşk ile tecelli ederken, aslında her zerrede kendi cemâlinin farklı bir nakşını seyreder. Güneşin vurduğu her su damlasında parlayan o ışıltı, asıl kaynağın bitmek bilmeyen cömertliğinden başka nedir ki?
Bizler, bu muazzam inşaatın, yani "kalp inşaatının" işçileriyiz. Geçmişin tozlu yollarını tövbe ile süpürüp, geleceği imanın sarsılmaz temelinde yükseltirken aslında o Ebedî Sevgili’nin tecellilerine yer açıyoruz. Sadakatimiz harcımız, sabrımız ise tuğlamızdır.
Eğer gönül aynasını masivadan, yani O’nun dışındaki her türlü geçici hevesten arındırabilirsek; o ayna, ezelî cemâlin parıltılarını daha berrak yansıtmaya başlar.
İnsan, bu kâinat sergisinde sadece bir seyirci değil, o sonsuz sevginin en kıymetli muhatabıdır. Her nefes alışımızda içimize dolan hayattır O; her susuşumuzda kalbimizde yankılanan manadır.
Ve gün gelir, bu dünya sürgünü biterken anlarız ki; sevilen de O’dur, seven de... Arayan da O’dur, aranan da...
Bu yüzden ey gönül; dünü pişmanlıkla değil, bir daha dönmemek üzere edilen o büyük tövbeyle değiştir. Yarını ise, sadece O’nun rızası