Verilen sıcaklığı araması
İlk canlıdan süregelen bu gerdek
Biz uygun gördük siz de kınamayın
Kolların bacakların istekle sarması
Vakit yok birazdan hepinize
O önüne durulmaz gece olacak
Sevmek bir bütün nereden baksan
Ne ayıp ne günah ne uygunsuz
Kolların da ağzın da yüreğe katılması
Tersi yarım tersi yalan tersi yapma
O umulmaz buğuyu yaratıyor
Sevginin soydan soya sürmesini
Bir küçük tohumda iletilen aşk
Saçların birbirine karışması
Biz o susturulan ağzı kişilerin
Gizliden güvendiğiniz düzensizlik
Nasıl belli bize hak verdiğiniz
Ne güzel eğik alınlarınızın
İnandığınız kuşkularla buruşması
Kalkın davranın doğrulun
Vakit yok birazdan her yerde
O önünde durulmaz gece olacak
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı Yangelmişim dizboyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum Hiçbirinizle döğüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
"Şeytan, kendi çıkarı için Kutsal Kitap'tan alıntı yapabilir. Merak ediyorsan, bu sözü William Shakespeare söylemiş. Ama ben şeytan değilim, Anthony. Ben, hepinize cehenneme kadar eşlik edecek olan meleğim."
Babası bir deniz tanrısına âşık olmuştu. Tanrı'nın adı Osidisen'di ve ebeveynleri, Kissen ve ağabeylerini tanrının onlara gösterdiği ilginin şerefine isimlendirmişti: Tidean "gelgit üstünde," Lunsen "sudaki ay," Mellsenro
"yuvarlanan taşlar" ve Kissenna da "denizin aşkından doğan"
anlamına geliyordu. Osidisen ağlarını balıklarla doldurup çocuklarına, ne zaman fırtınanın içine dalmaları, ne zaman ondan
sakınmaları gerektiğini öğretti ve her gün avlarıyla birlikte eve
sağ salim dönmelerini sağladı. Kissen ve ailesi, denizin onlara
verdikleriyle büyüdü.
Gelgelelim deniz tanrısı Talicia topraklarına şans getirmedi.
Sonunda da tepelerdeki köylerde yaşayanlar Ateş Tanrısı Hseth
ve onun zenginlik vaatlerine kandı.
Herkes ateşi sevenlerin servetinin peşindeydi. Talicialılar,
Hseth adına teknelerini yakıp silahlar yapmak, pirinci ısıtmak
ve çınlaması falezden dağ sınırına dek duyulan büyük çanlar
dövmek için ormanlarındaki ağaçları kestiler. Osidisen'in suları
boşaltıldı ve toprağın üzerinden dumanlar yükseldi. Çok geçmeden daha başka, daha karanlık şiddet öyküleri şehirlerden
köylere yayılır oldu: Ateş tanrısı adına kurbanlar veriliyor, avlara çıkılıyor ve istenmeyen kişiler temizleniyor, onu memnun etmek
için düşmanlar ve köklü aileler ateşe veriliyordu.
Bir gece, Mellsenro'nun parmaklarına mürekkeple isminin
yazıldığı on ikinci yaş gününden sonraki gece, on bir yaşındaki
Kissen tuhaf bir şekilde yoğun ve tatlı kokan bir dumanla
uyandı. Duman boğazını yakıyordu.
Kissen kendine geldi ve ağızlarına kumaşlar örtülü, yüzleri kömür tozuyla sıvanmış ve saçlarında küçük lambalar gibi
parlayan çanlar olan adamlar tarafından taşındığını fark etti.
Kissen'ın kolu bacağı kıpırdamıyordu ve göğsü, rüya âleminden
çıkamamış gibi ağırdı. O tatlı dumanı tanımıştı: Bu, sless tohumlarının