Şimdi burada, her bakımdan, Sibirya'nın vahşi doğasında veya Robinson Crusoe'nun adasındaki kadar dünyadan uzaktım. Kendi kendime şöyle muhakeme yürüttüm: "Artık yakalandın, pişmanlık duymanın faydası yok; durumundan en iyi şekilde yararlan ve ondan alabileceğin tüm zevki al. Savaş zamanında bir askere zevk ve kazanç sağlayabilecek binlerce yağma fırsatı sunulur: bunları kullan ve mutlu ol. Ayrıca olağanüstü derecede cesur, yakışıklı ve zekisin; kim bilir, belki yeni hizmetinde yükselirsin?"
(Rüya) 02.06.2025 (Lilith seksenine gelmiş zaman onu yorgun düşürmüştü onun öncesinde zaferler kazanılmış ve ömürleri mutlulukla geçmişti Lilith aşkı kazanmıştı son zaferinden sonra hiç mutsuz olmadı çocuk onu ömrü boyunca mutlu etti ve sadık kaldı. Çocuk bir hastanenin yatağında - yanı başında bekliyor,gözlerini ondan ayırmıyordu. Lilithin kalp atışları durdu ve gözlerini açtı. Yüzünde ölümün korkusu ve yorgunluğu yoktu,rahattı Lilithin narin elleri çocuğun avuçlarındaydı) Lilith (Onurlu ve gururlu bir yüzle): Her şey için teşekkür ederim sevgilim (Gözlerini kapattı ve çocuğun elini sıkmaya başladı,minnetin son selamıydı bu) (Çocuk “doktor doktor yok mu !“ doktor hışımla geldi.) (Doktor Lilithin kalbinin durmasına rağmen çocuğun elini sıkıca kavrıyor olmasına şaşırdı) Doktor: Bu imkansız Çocuk: Bana bak İyi olacak doktor (Yakasını tutar) Yıkarım bu hastaneyi Duydun mu ! (Çocuk ilk defa böylesine sinirlendi öfkesi masumiyetin öfkesiydi masumiyetin öfkesi nadirdir ama aşırı serttir. Dışarıda ciddi bir kalabalık vardı bütün kızlar ve kadınlar Lilithin yoğun bakımdan çıkmasını bekliyordu.) (Lilith ilk ve son kez çocuğa veda etti ve elini bıraktı) (yaşamı sonlandı,çocuğun kalbine inanılmaz bir hüzün doldu,sözünü hatırladı ağlayarak (hiç kimseye bir şey söylemeden) hastaneden çıktı. Hışımla eve gitti ve bir tabancaya sarıldı. Ne titredi ne korktu ne de tereddüte kaldı İntihar etti.)
“İnsan her bakımdan ve her yönden yamalı, alaca bulacadır.”
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Hala öyle değil mi?
"Bütün ruhumla iyi bir insan olmayı arzuluyordum. Ama iyi bir insan olmanın peşinde koşmak için çok genç, tutkulu ve yalnız, yapayalnızdım. Bu samimi arzumu, yani ahlaki bakımdan iyi bir insan olma arzumu her dile getirişimde aşağılanma ve alayla karşılaştım. Ne zaman adi ihtiraslara teslim oldum, o zaman insanlar beni övdüler ve teşvik ettiler. Hırs, iktidar düşkünlüğü, açgözlülük, şehvet, kibir, öfke ve intikam bunların hepsi saygı gören şeylerdi."
Okuyucu, zamanın Türkiye’sinin her bakımdan zorlandığı bir dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, bir yandan devlet, diğer yandan muhafazakâr toplum arasında sıkışan ilişkilerini yönetebilmek için ne kadar kılı kırk yararcasına bir mesai sarf etmek zorunda olduğunu bu kitapta adım adım izleyecektir.
Sayfa 10·Kitabı okuyor