Puan vermedi·208 syf.··
2026 37. kitabı
Ölüm... Herkesi korkutan, kimsenin konuşmak istemediği o kaçınılmaz konu. Özellikle de bir yakınınızı kaybettiyseniz, bu korku günlük yaşamınızın sessiz bir uğultusu haline gelir. Bahçıvan ve Ölüm, yazarın babasının hastalık sürecini, ölümünü ve ardından yaşadığı yas dönemini anlattığı son derece kişisel bir roman. Ancak bu kitap yalnızca bir ölüm hikâyesi değil; bir oğlun babasını kaybederken hafızasına, çocukluğuna ve geçmişine tutunma çabası. Romanın merkezinde bahçe metaforu bulunuyor. Babası bir bahçıvan. Ömrü boyunca toprağı işliyor, ağaçlar dikiyor, çiçekler yetiştiriyor. Hastalık bedenini yavaş yavaş tüketirken geriye emek verdiği bahçe ve bıraktığı hatıralar kalıyor. Bu yüzden kitabın en çarpıcı cümlesi aynı zamanda bütün romanın özeti: "Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." Gospodinov ölümü büyük felsefi tartışmalarla değil; bir sofraya duyulan özlemle, baharda açacak çiçekleri merak etmekle, bir kuşun sesini son kez duymak istemekle anlatıyor. Bu sade yaklaşım kitabın etkisini daha da artırıyor. Roman boyunca insanın aklında şu soru dolaşıyor: "Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi öldüğünde bizden ne kalır?" Ölümü değil, faniliği; kaybedeni değil, geride kalanı anlatan hüzünlü ve derin bir eser. 7/10
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,333 okunma
Reklam
Kürk Mantolu Madonna İncelemesi
Puan vermedi
Kürk Mantolu Madonna, edebiyatımızın en hüzünlü aşk romanlarından biridir. Kahramanların psikolojilerini de çarpıcı bir dille anlatan roman, 1943 yılında yayımlanmıştır. Kitap, Raif Efendinin hastalandığı için günlüklerini aynı iş yerinde çalıştığı gence vermesiyle başlar. Günlükleri okuyan genç, hayata küsmüş bu hasta adamın aslında ne kadar hüzünlü bir aşk yaşadığını öğrenir. Raif Efendinin babası,oğlunu sabun yapım tekniklerini öğrenmesi için Almanya'ya gönderir. Ama Raif Efendi;Almanya'daki günlerini fabrikada teknik öğrenerek değil,müzelerde ve sanat galerilerinde geçirir. Bu gezilerin birinde otoportresini gördüğü Maria Puder'e ilk görüşte aşık olur. (Kitabın ismi de buradan geliyor. Madonna ismi, eskiden dokunulmaz olan ve Hristiyanlıkta kutsal kabul edilen Meryem Ana için kullanılırdı. Raif Efendi için de Maria, dokunulamayan sadece sessizce ibadet edilmesi gereken bir figür haline gelmişti.) Günlerce sadece Maria Puder'in tablosunu izlemek için müzeye giden Raif Efendi, yine tabloya bakmak için müzeye gittiği bir gün Maria ile karşılaşır ve aralarında tutkulu bir aşk başlar. Aylar sonra Türkiye'den gelen bir telgrafla babasının öldüğünü öğrenen Raif Efendi, apar topar memlekete dönmek zorunda kalır. Türkiye'de işlerini düzene koyduktan sonra Maria'yı yanına alacağına söz verir. Bir süre mektuplaşsalar da Maria'dan gelen mektupların kesilmesi üzerine Maria'nın kendisini unuttuğunu düşünen Raif Efendi,kendini melankolik bir hayatın kucağına bırakır. Evlenir, çocukları olur. Yıllar sonra öğrendiği gerçek ile yıkılır çünkü kaybettiği yılları telafi etmenin artık imkanı kalmamıştır. Roman; sevdiklerimizi kaderin eline bırakmamamız gerektiğini,fırsatımız varken onlara sıkı sıkı sarılmamızı ve kaybolan yılların geri gelmeyeceğini en iyi anlatan kitaptır
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,3bin okunma
Aşk herkesi yaralar...
9/10
·312 syf.·
2026 83. kitabı
Ünlü Venedikli ressam Zanaro'nun İstanbul'a gelmesi ve bir Derviş ile tanışması ile başlayan serüven 31 Mart Vakası ile zindanlarda devam eder...ama ekilen tohumların meyveleri ve sancıları yüz yıl sonra bir konakta devam edecektir... Kitaba başlarken böyle bir performans beklemiyordum ama okuduğuma değen bir hikaye çıktı Gece Açan Çiçekler'de... Tavsiye olunur... Kitapla kalın...
Gece Açan ÇiçeklerTarık Tufan · Doğan Kitap · 20258,3bin okunma
7/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 19:10
Kitap insanoğlu için bir umut ışığı değilde daha bir yüzleşme kitabı.Çağımızda yaşadığımız çıkmazlara dair bir ayna. Mesela geçmişte insanlar bir ekonomik kriz yaşandığında bunun geçici olduğunu düşünürdü. Bir süre sonra piyasalar toparlanır, hayat normale dönerdi. Bir savaş çıktığında savaş biter, yeniden inşa süreci başlardı. Bir göç dalgası olduğunda bunun belirli bir bölgeye özgü olduğu varsayılırdı. Ama artık her şey daha farklı. İklim krizi sadece çevre sorunu değil, tarımı, gıda fiyatlarını, göçü, savaşları ve ekonomik istikrarı direkt olarak etkiliyor. Kuraklık milyonlarca insanı yerinden ediyor, bu da göç hareketlerini artırıyor.Göç sadece sınır sorunu değil; eşitsizliklerin, savaşların ve iklim krizinin sonucu. İnsanlar keyiflerinden değil, yaşadıkları yer artık yaşanamaz hale geldiği için göç ediyor.Otoriterleşme sadece bazı liderlerin kişiliğiyle açıklanamaz. İnsanlar belirsizlik ve korku arttığında daha güçlü, daha sert, daha korumacı yönetimlere yöneliyor.Ekonomik eşitsizlik ise sadece gelir dağılımı meselesi değil; toplumların geleceğe olan inancını aşındırıyor. İnsanlar çalıştıkları halde daha iyi bir hayat kuramayacaklarını hissetmeye başlıyor. Sorunlardan biri çözülse bile diğerleri onu yeniden üretiyor. Bu yüzden sistem kendi yarattığı sorunları artık eskisi gibi absorbe edemiyor. Duymaya alışık olduğumuz, teknoloji her şeyi çözer, ekonomik büyüme herkesi refaha ulaştırır, demokrasi her zaman yolunu bulur, yarınlar bugünlerden daha iyi olacaktır gibi sözler artık hiç birimizi ikna etmiyor.Kitapta sürekli hissedilen duygu umutsuzluk değil bence daha çok ufuk kaybı.Eski ideolojiler, eski siyasi formüller, eski ilerleme hikâyeleri artık bize anlam veremiyor.Ama onların yerine geçecek yeni bir düşünce de henüz ortaya çıkamadı. Bu noktada yazarın sık
Sıfır NoktasıSlavoj Zizek · Monokl Yayınları · 202618 okunma
5/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
"Güvenli Liman - Danielle Steel" Hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyor mu? Her şeyi ve herkesi sen mi idare ediyorsun? Büyük kayıplar mı verdin? Hayat seni çok mu yordu? Güvenip sığınabileceğin bir liman mı arıyorsun? Haydi gel, sana güzel bir kitap anlatayım... "Her hikâye, ikinci bir şansın ışığını bekler." Havanın rüzgârlı olduğu bir yaz günü, San Francisco’nun Safe Harbour kasabasının sahilinde kızıl saçlı küçük bir kız çocuğu şirin köpeğiyle yürüyüş yapıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 11 yaşında olmasına rağmen kısacık ömründe trajedik olaylar yaşamış, 9 ay önce babasının kullandığı özel uçağın düşmesi sonucunda hem babasını hem de abisini kaybeden Pip, sanki çocuk değil de bir yetişkinmiş gibi acısını içine gömüp gidenlerin ardından sessizce yas tutuyor. Annesine destek olmaya çalışır. Pip'in annesi Ophélie ise canından bile çok sevdiği oğlunu ve 20 yıldır deliler gibi sevdiği kocasının ölümüne inanamıyor, aylardır acıdan kıvranıyor, kendini, hayatını, kızını her anlamda ihmal edecek kadar diplerde gezerek depresyondan çıkamıyor. Ophélie'yi empati kurup anlamaya çalışsam da kızdığım yerler oldu. Sonrasında tüm hatalarını telafi ediyor o ayrı. Ama tüm hayatını adayacak kadar oğlunu ve kocasını ne kadar severse sevsin, bir anne olarak kızını hiçbir zaman ihmal etmemeliydi. Pip, sahilde yürüyüş yaparken birden resim yapan bir adam görüyor ve sessizce izliyor. Matt yaşadığı zorlu boşanmadan çocukları da dâhil her şeyini kaybetmiş bir adamdır. Matt, Pip'i görür görmez kendi kızına benzetir ve aralarında çok saf, çok doğal, samimi bir arkadaşlık başlar. Pip'in çekingen, içine kapanık oluşu, acı dolu bakışları, resime olan tutkusunu gördükçe Matt, hassas özel bir çocuk olduğunu hisseder. Pip, annesinden gizli her gün sahile Matt'in yanına gelir. Onun yanında huzur
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202542 okunma
Reklam
Reklam