Heybem
Topladım anılarımı heybeme, dikişleri darmadağın, İçinde ne bir vefa kalmış, ne gölgesi o sığındığım dağın. Yükledim sırtıma aktardığın tüm yalanları tek tek, Meğer değmezmiş bir ömür, uğruna heba olmak, beklemek. ​Geçtiğim o yangın yerlerinden topladım külleri, Susturdum içimde sana dair açan o son gülleri. Ne sitemim biter sana, ne de bu yolun yokuşu, Kırdın ya kanadımı, zor izlersin artık bu kuşun uçuşunu. ​Heybemde kırık kalpler, dilimde söyleyemediğim sözler var, Bıraktığın o enkazın altında koskoca bir gençlik yatar. Al şimdi eserinle övün, arkana bakmadan git gidebilirsen, Ben bu yükle de yürürüm, sen kendi vicdanını taşıyabilirsen!
Şiir
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! Heybem hayat dolu, deste ve yumak. Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuz'a varmak...
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mahrum kalacak değilim Bir şehir olsun ki ona memleketim diyeyim. Ağaç misali köklerim olsun, bağlı kılsın beni olduğum yere. Şu dağın ardındaki güzellikleri bilmeden, başka memleket görmeden göçüp gideyim. Ya da bir kaplumbağa gibi mi olsaydım ? Her şeyimi sırtımda taşımak için, yavaş yavaş mı seyir alsaydım , Bir memleketim yok ama benim. Ne köklerim, ne evim var. Meraktan başka derdim mi var ? Bir heybem, bir adım başka neyim var?
“Kuşluk vaktinin sırtından indirildi bu ağır heybem Ve güneşin iki kaşının ortasına mühürlendi bir kehanet Bir nehrin yatağını kurutan mutlak irademle Sana doğru yürüdüm,bitimsiz ve tükenerek... Ayaklarımda balçık ve mukaddes bir emanet. Her adım,göğüs kafesinden bir ayetin çalınmasına eş Surların,burçlarından daha tehlikeli Azelya! Kendi putunu kendi elleriyle yontan bir kavmin en ulu otağında Yüzümü senin yurduna O en derin uçuruma dönmek,kolay mı sanıyorsun ha? Ben ki levh-i mahfuzda yan yana yazılamamış bir harfim Ama sen ki... Senin bir tanımın yoktu ki lügatta Bir araya gelmemiz bir dinin doğuşu ve inkârıydı aynı zamanda Anlatamayışımdan anla beni Azelya.. Arşın direkleri titrerken Bu dikbaşlılığımla eğildim sana Şimdi mabetlerim yıkık Sunaklarım da soğudu kendi kanıyla... Ahh deyip aforoz edildim nihayet kendimden Niye mi? Geç kalmış olsaydım keşke Hiç gelememiş olmak sahte peygamberler büyüttü içimde...” ||Ömer Boratav
Zaman akıp giderken, mayısın tüm yorgunluğunu ve sarsıntılarını bu satırların arasında şifalandırdım. ✨ Benim güzel mayıs ayı heybem... 📚 Bülbül – Savaşın karanlığında, bir kadının sessiz ve derinden gelen o büyük direnişine ortak oldum. 🕊️ ​ Gerçek Renkler – Fırtınalı yollardan geçerken bile bağların kendi rengini nasıl koruduğunu gördüm. 🪵 ​ Venedik'te Bir Yahudi – Tüm imkansızlıklara rağmen hayata tutunmaya çalışan cesur bir yüreğin izini sürdüm. 🛶 ​ Sular Üstünde Gökler Altında – Gök ile suyun o büyülü sınırında, masalsı ve kadim bir yolculuğa çıktım. ​🌌 ​ Bugün Kalan Hayatımın İlk Günü – Dışarıdaki tüm gürültüyü susturup kendi ruhumun o derin uyanışına adım attım. 🧘‍♀️ ​ Altı Harfli Bir Tatlı – Hayatın burkan yanlarına karşı, tam da bizden olan sıcacık bir tebessüme sığındım. 🍬 Akşamın Sesleri – Günün en sessiz saatinde, insan ilişkilerinin o sakin ve tanıdık hüznünü dinledim. 🏡 Bu Hikâye Senden Uzun Osman – Hayata ve kadere karşı edilen o muzip ama can yakan sitemle yüzleştim. 🌪️
Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! Heybem hayat dolu, deste ve yumak. Sen, bütün dalların birleştiği kök; Biricik meselem, Sonsuza varmak... •necip fazıl / çile