Ancak kişi eğer zayıfsa, ona güç veren biricik şey, en çok çekindiği insanları onlara hâlâ atfetmeye yelteneceği en ufak saygınlıktan arındırmaktır. Onları oldukları gibi görmeyi öğrenmek gerek, olduklarından da beter yani, her açıdan. Bu insanı rahatlatır, özgürleştirir ve düşleyebileceğinizin çok ötesinde bir koruma sağlar. İnsana bir ikinci benlik katar. Artık iki kişisinizdir.
O andan itibaren, artık onların eylemleri, sizi zayıflatıp zaman yitirmenize neden olan üzerinizdeki o pis mistik çekicilikten yoksun kalır, numaraları da sizin içsel gelişiminiz için artık en adi domuzunki kadar bile keyifli ve yararlı değildir.
Bir zamanlar zavallı bir şövalye vardı,
Sessiz ve sade,
Somurtkan ve solgun,
Cesur ve dürüst.
Atkı yerine boynuna,
Bağlıyordu tespih,
Kaldırmıyordu kimsenin karşısında
Yüzündeki çelikten kafesi.
İçi saf sevgiyle dopdolu,
Tatlı hayaline sadık,
Kanıyla yazmıştı,
Kalkanına A.M.D. diye.
Uzak ellerden dönünce,
Kapandı şatosuna,
Sessiz sedasız, hüzünlü,
Yaşadı ve öldü bir çılgın gibi...
Çok sık böyle gelir insanlara, ortak yanlarının olmadığını sanırlar. Oysa öyle çok ortak yanları vardır ki... İnsanların tembelliğinden, bir de birbirlerini nasıl görüyorlarsa öyle değerlendirdiklerinden, onlarda başka bir şeyler bulamadıkları için oluyor bu...