Puan vermedi·280 syf.··
2026 27. kitabı
Kitabın baş qəhrəmanları narkotik asıllığından əziyyət çəkən gənc bir cütlükdür. Kitabda bir növ onların gündəliyi kimi yazılıb. Kitabın 3 əsas başlığı var, “O və Həvva” , “Həvva və O” və “Həvva və qızı”. Başlıqların ilki oğlanın gözündən, ikincisi qızın, yəni Həvvanın gözündən, üçüncüsü isə adından məlum olduğu Həvva və qızının gözündən yazılıb. Biz kitab boyu oğlanın adını öyrənmirik. Yalnızca Həvvanı və onun ətrafındaki insanları tanıyırıq. Hekayə xarici ölkədə keçdiyi üçün digər obrazların adları da xarici adlardır. Mənim üçün isə bu obrazlar arasından ən yadda qalanı Leo oldu. Leo istər dünyaya baxışı, istər dünyagörüşü, istərsə də fəlsəfə biliyi ilə məni özünə çəkməyi bacardı. Çox təəssüf ki biz kitab boyu onu çox az görürük. Kitabın qısaca çatdırmaq istədiyi mesaj isə, narkotikin nə qədər pis bir şey olduğudur. Lakin klassik mətnlərdən fərqli olaraq, 47-ci xromosom kitabında, yazıçı bizi narkotik aludəçiləri ilə güclü şəkildə empatiya qurmağa sövq etdirir. Həmçinin yazıçı Bizlərə “onlar asıllıdır, onlardan uzaq durmalıyıq” fikrinin əvəzinə “onlarda insandır, onlara əlimizi uzatmalı və onlara yardım etməliyik” firkini aşılamağa çalışır. Mən əsəri bəyəndim, xüsusən ilk səhifələri özünü oxutdururdu. Yeri gəlmişkən, bu roman yazıçının 4-cü romanıdır. O bundan başqa, “Mənim lənətlənmiş dünyam”, “Onu sevməyə məhkumam” və “Qullar” adlı romanlarında müəllifidir. Həmçinin bu kitabı xüsusi qılan bir digər xüsusiyyətdə, kitabın özünə xas musiqi playlisti olmasıdır. Siz onu oxuyarkən, kitabda keçən musiqiləri dinləyə bilərsiz. Kitabın içinə bu musiqilər aiddir: Hi Profile - Harmony Hi Profile - Dead or alive Hi Profile - Mediterranean Hilight Tribe - Free Tibet Relativ - Gayatri Fable - Temple of Light Technical Hitch - Mama İndia Technical Hitch - Reborn Shanti People
47-ci XromosomZiya Səfərbəyov · Əli və Nino Kitab · 201911 okunma
“Ah min-el aşk ve bî-hi nestain...”
7/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 00:15
“Ah min-el aşk ve bî-hi nestain...” (Aşkın elinden feryat ve yine onunla yardım dileriz!) Bazı kitaplar sadece okunmaz; izlenir, hissedilir ve gecenin loşluğunda bir sığınak olur.Bu kitap öyle bir kitap oldu benim için. Yazarın okuduğum ilk kitabı olduğu için hem yazarı tanımak hem de şiirlerini anlamak için hakkında biraz araştırma yaptım.Bu yazımı ona göre yazdım. ******* Türk edebiyatının minimalist,güçlü kalemlerinden Ferit Edgü’nün dizeleri,efsanevi opera sanatçısı ve ressam Semiha Berksoy’un o deli dahi çizgileriyle buluşmuş bu güzel eserde.Edgü’nün kelimelerdeki o varoluşçu, yalın ve sarsıcı üslubu; Berksoy’un aşkı ve tutkuyu ham bir enerjiyle kağıda döken resimleriyle adeta görsel bir şölene dönüşmüş. Kitabı okurken bu kadar sade bir dile sahip olan yazarın bu kadar gizemli bir kitap adı seçmesini biraz yadırgadım. Araştırmamı kökene dair bilgilerle tamamladım. “Ah min-el aşk“ aşktan aman dilerim, aşkın elinden feryat anlamına gelen Arapça bir tamlama.Edgü’nün şiirlerindeki aşk anlatısına uyan bir isimmiş aslında. Kendisi şiirlerinde umut veren,mutlu eden o pembe aşklardan ziyade insanı çıplak bırakan, acıtan, dönüştüren ve tıpkı bu sözün kökeninde olduğu gibi “hem kaçılmak istenen hem de sığınılan” bir şiir üslubuna sahip.Bu sebeple kitap adı ve içerik uyumuna bayıldım. Edgü’nün kitabındaki şiirlerinde kullandığı o eksiltili cümlelerle kelimelerin ve şiirinin anlamını arttırdığını belirtmek istiyorum.Kısa ve öz yazmanın üstadı resmen.Yaşadığı aşktan şikayetçi değil.İyisiyle kötüsüyle,acısıyla tatlısıyla her şeyi kabul ederek aktarmış duygularını.Şiirleri ağır bir hava barındırmaktan ziyade daha çok hüzün ve özlem barındırıyor. Beğendiğim bir şiir kitabı oldu.Tavsiye ediyorum. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Şiir
Ah Min-el AşkFerit Edgü · Alfa Yayıncılık · 2017531 okunma
Reklam
2/10
·264 syf.·
2026 8. kitabı
Merhabalar, Kitabı ucuzluk stantlarından birisinde bulmuştum. Bu kadar kötü çıkacağını beklemiyordum. Arkasını okuduğumda sanki daha maceralı bir şey çıkacakmış düşüncesi doğurmuştu bende. "7 kişinin yolları kesişiyor" çünkü. Ancak nereden bileyim ki bu 7 kişinin yollarının kesişmesi sadece aynı yelkenlide ders almaları sebebiyle oluyor. Gizemli ya da hayatın onları sürüklediği bir bir araya geliş yok. Hı bu benim beklentimle de alakalı olabilir tabi, hadi bu kısmın üzerinde çok durmayayım. Birçok kötü kişisel gelişim kitabında olduğu gibi, "-melisin/malısın"ların bol olduğu ancak bu yapılması gerekenlerin nasıl hayata geçirileceğinin anlatılmadığı kitaplardan. Nasıl bir gaflete düştüm de aldım bilmiyorum, bu tarz üstten konuşan ve hayatın şifresini keşfetmiş gibi ifadeleri olan kişisel gelişim kitaplarını sevmem bile. Tasavvuf ile kişisel gelişim, manifest ile kişisel gelişim, popüler ve gündemde olan şeylerle kişisel gelişim bir araya getirilerek bir kitap yazılmaya çalışılmış. Fakat yazarın konuyla alakalı yüzeysel bilgiye sahip olduğu o kadar belli ki; anlaşılmaz ve uzun cümleler, bolca uygulanabilirliği olmayan nasihatlerle bir yerden sonra "ne anlatıyor ya bu?" derken buluyorsunuz kendinizi. "Bir"e yolculuk... Kendine kendiliğinden kendinle yolculuk... tarzında cümlelerle çok zor ve anlaşılmaz bir okuma deneyimi oldu benim için. Yazılmak için yazılmış kitaplardan. Tavsiye etmiyorum.
Edebiyat
7 Uyanış Yüzleşme KabulGamze Sağıroğlu · Nemesis Kitap · 03 okunma
8/10
·80 syf.··
2026 217. kitabı
Van Gogh benim için her zaman çok değerli bir ressam ve düşünürdü. Her ne kadar birçok kişi tarafından, kaba tabirle deli dense de bence Van Gogh mükemmel bir düşünceye Her zaman emekçilerin yanında oldu, onları çizdi ve çokça saygı suydu. Kendisi bir emekçi dostuydu ve bu da en değer verdiğim yönlerinden biri. ーー Kulağını deli olduğu için kesmedi, dostuyla birlikte planladığı bazı sanatsal işler yolunda gitmedi diye (ki bu arkadaşından kaynaklı hi sorundu) kulağını kesti. Veya deliler hastanesine deli olduğu için değil, kendisi istedi diye gitti çünkü ruhsal durumu iyi değildi, aşk, sevgi konularında yüzü gülmedi. Ama öldüğü zaman resimlerinin büyük yerlerde sergileneceğini ve dönemin ünlü ressamları (Monet) ve sanat eleştirmenleri tarafından çok iyi yorumlar alacağını bilmiyordu. -- Van Gogh empresyonizmin en iyi temsilcilerindendir ve doğayı çok içten ve duygularla resmeder. Van Gogh hakkında kaynak ve makale de okudum ve düşünceleri etkileyici ve özellikle bunu & Theo'ya Mektuplar kitabında çok hissettim. Orda sevginin ne kadar değerli olduğundan bahsediyor ve bence bunu bir de Van Gogh'tan okuyun. - Kitaba gelecek olursak, çok tatlı ve Van Gogh'un eserlerini yormadan anlatan bir kitap. Baskı kalitesi de çok iyi, başlıca birçok eserinden ve eser üzerinde ne anlatmak istediğine, resimdeki yormayan teknik detaylara da değiniyor. Etkilendiği ekollerden, ressamlardan, çalışmak istediği hocalar vb hepsini kısa ve yalın bir dille anlatıyor. Etkilendiği ve üzerinde çalıştığı ekollerden tutun, (ki bunun içinde Fransa'daki Barbizon ekolü var ve ressamlar için önemli bir mesele ve Van Gogh için daha önemli çünkü bunlar genel manzara üzerine kurulmuş bir ekol) birçok önemli sanat eserine değiniyor. Benim için hoş ve güzel vakit geçirdiğim bir eser oldu. - Herkese keyifli
Edebiyat
İşte Van GoghGeorge Roddam · Hep Kitap · 2016668 okunma
hı hı!
9/10
·336 syf.··
2026 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 01:19
#Spoiler içerir# O kadar şey söylemek istiyorum ki bu kitaba dair. Öncelikle, çok basit bir dille ve aşırı akıcı olacak şekilde yazılmış bir metin, ondan dolayı edebi ve derinlikli bir anlatı bekliyorsanız bence sizi çok tatmin etmeyecektir. Yazılması zor değil, herkes bu tarz bir metin yazabilir gibi hissettirdi ama gidişat, karakterin hayat yolculuğu o kadar tam tıkırında ilerliyor ki, bu kusursuzluk David Szalay'in marifeti olsa gerek. Bu nasıl bir hayat yolculuğuydu ya, neler yaşandı, bir sürü karakterler gelip geçti. Ben bu kitabı okurken en çok erkekler hakkında, özellikle de konuşmayan erkekler, kendini ifade etmeyen erkekler hakkında çok düşündüm. Sadece beden olan erkekler... Istvan konuşmuyordu, Thomas konuşmuyordu, Jacob konuşmuyordu... Her şeyi mi içinde yaşar bu tarz erkekler? Hiç mi konuşmazlar, uzun uzun anlatmazlar? Konuş be adam! Hı-hı nidasını duymak istemiyorum artık. Çok sığ yazılmaşlardı ama öyle yazılmaları gerekirdi bence zaten. Istvan'ı bir ana karakter olarak sevdim mi sevmedim mi hâlâ bilemiyorum, neyi yanlış yaptı, neleri değiştirmeliydi? Düzgün bir ilişki yaşamalıydı en başında. Travmaları vardı evet ama o da bir şeylerin değişmesi için hiç çabalamadı. Toksik maskülen tarafları beni çıldırttı zaten, hep asarım keserim, ben erkeğim yaparım tavırları... Thomas uyuşturucudan ölürken onu kurtarması... Kendi sonunu kendi hazırlaması... Iyi bir davranışın hayatını tamamen elinden alması ve geçmişe, sıfıra dönüş. O noktada bizler ne yapardık diye düşündüm? Istvan'ın aksine bencil olabilir miydik? Olmalı mıydık? Gayet güzel bir metin, hak edilmiş bir ödül. Şimdiden, ileride dizi veya film olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu görebiliriz.
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026272 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
Reklam
Reklam