#Spoiler içerir#
O kadar şey söylemek istiyorum ki bu kitaba dair. Öncelikle, çok basit bir dille ve aşırı akıcı olacak şekilde yazılmış bir metin, ondan dolayı edebi ve derinlikli bir anlatı bekliyorsanız bence sizi çok tatmin etmeyecektir. Yazılması zor değil, herkes bu tarz bir metin yazabilir gibi hissettirdi ama gidişat, karakterin hayat yolculuğu o kadar tam tıkırında ilerliyor ki, bu kusursuzluk David Szalay'in marifeti olsa gerek. Bu nasıl bir hayat yolculuğuydu ya, neler yaşandı, bir sürü karakterler gelip geçti.
Ben bu kitabı okurken en çok erkekler hakkında, özellikle de konuşmayan erkekler, kendini ifade etmeyen erkekler hakkında çok düşündüm. Sadece beden olan erkekler... Istvan konuşmuyordu, Thomas konuşmuyordu, Jacob konuşmuyordu... Her şeyi mi içinde yaşar bu tarz erkekler? Hiç mi konuşmazlar, uzun uzun anlatmazlar? Konuş be adam! Hı-hı nidasını duymak istemiyorum artık. Çok sığ yazılmaşlardı ama öyle yazılmaları gerekirdi bence zaten. Istvan'ı bir ana karakter olarak sevdim mi sevmedim mi hâlâ bilemiyorum, neyi yanlış yaptı, neleri değiştirmeliydi? Düzgün bir ilişki yaşamalıydı en başında. Travmaları vardı evet ama o da bir şeylerin değişmesi için hiç çabalamadı. Toksik maskülen tarafları beni çıldırttı zaten, hep asarım keserim, ben erkeğim yaparım tavırları...
Thomas uyuşturucudan ölürken onu kurtarması... Kendi sonunu kendi hazırlaması... Iyi bir davranışın hayatını tamamen elinden alması ve geçmişe, sıfıra dönüş. O noktada bizler ne yapardık diye düşündüm? Istvan'ın aksine bencil olabilir miydik? Olmalı mıydık?
Gayet güzel bir metin, hak edilmiş bir ödül. Şimdiden, ileride dizi veya film olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu görebiliriz.