(Ve müzik girer)
“İkinizin birbirinize derinden âşık olduğu, paylaşılmış bir romantik aşk halini yeniden yaratamazsın, çünkü o aşk zaten hiç orada değildi.”
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Alıntı
Ey ez furûg-ı rûyet rûşen-çerağ-ı dide Mânend-i çeşm-i mestet çeşm-i cihan ne dide Hem çün tu nâzenini ser-tâ-be-pâ letafet Gîtî nişan ne dîde ez dünya âferîde Ber kasd-ı hûn-ı uşşak ebru vü çeşm-i mestet Gah în kemîn-güşade gah ân kemân-keşîde Ez sûz-ı sîne her dem dûdem be-ser berâyed Çun ûd çend-bâşem der-âteş remîde Ger ber-lebem nehî leb yâbem hayât-ı bakî Ân dem ki can-ı şîrîn bâşed be-leb resîde "Görmüyor musun ki gözlerim neşeli, sevinçli ve pek çok ferahlıkla parıl parıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye yorma. 'Gözünün ışığının bu kadar aydın olması, ancak senin aydınlık yüzünün pırıltısından akseden bir aydınlıktır.' Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini kendin seyrettiğin ve özellikle gözlerinin tatlılığına dikkat eylediğin var mıdır? 'Senin kendinden geçmiş gözlerin gibi gözleri, dünyanın gözleri görmemiştir.' Kendi gözlerin kendinde olan tatlılığı görmekten acizse sana ben haber vereyim. 'Senin gibi baştan ayağa kadar tatlı bir nazenini dünyanın hiçbir tarafında haber veremediler. Zira Allah da öyle bir vücut daha yaratmadı.' Bizim seni seyrederken altında kaldığımız etkileri sormuyor musun? Biz senin kaşların gözlerin karşısında tir tir titremekteyiz. Zira 'aşıkların kanına ve canına kasıtla, kah senin sarhoş gözlerin tuzak kurmuş ve kah gaddar kaşların da yay çekmiştir.' Gerçi, sen bizim böyle hüzünlü hüzünlü ah edişlerimizden ve ağlayarak yalvarmamızdan zevk alıyorsun. Ancak 'cayır cayır yanan tutuşmuş bağrımızın dumanı her dem başımızı bürümekte olup bu mis kokulu dumanın güzel kokuşu için bir ödağacı gibi nice bir ateşler üzerinde yanıp kalalım.' Senin aşkının derdiyle hasta oldum. Döşeklere döşendim. İşte hayatımın kalanından da ümit kalmadı. 'Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını
Sayfa 71
Reklam
İntihara meyilli değilim ama intihara meyilli bireylerin zihniyetini daha önce hiç olmadığı kadar anladığıma ve onlarla empati kurabildiğime inanamıyorum.
:D
- Cumhuriyet kurulduktan sonra kadınla erkek artık eşit olmuştur. Kadınla erkek arasında hiçbir fark yoktur. - Hiç mi fark yok öğretmenim? - Yok. - Küçücük bir fark da yok mu? Öğretmen sert, - Yok! dedi. Yaşar, - Evet ama öğretmenim, dedi, Kadın Haklarını Koruma Derneği var, oysa erkekler böyle bir dernek kurmamışlar. Annem, Kadın Haklarını Koruma Derneği'ne üye...
Sayfa 76 - Nesin Yayınevi - 80 Baskı
Kızlar. Ne düşündüklerini hiç anlayamazsınız.
Sayfa 130·Kitabı okuyor
Alıntı
Ölümünün üstünden haftalar geçti ve ona olan özlemim hiç eksilmedi.
Reklam
Reklam