hani dersen, uzak dur denizlerden dalgalardan, kıyılardan, yüzümden giderim giderim de yer dibinden kahırla devşirdiğim papatyalar isyan ederler dağlarımıza boyun bükerim; yarılır cihân boyun bükersin; parçalanır gök sesimi dünyanın en güzel bahçesine bıraksam Hicâz nağmeleriyle yanar mı kirpiklerin dudakların, omuzların, ellerin kan tutar bizi gül kıvamında yol tutar, yel tutar sessizlik tutar savurur arzın cehennemine seni bende tutar o kadîm devrân beni ikindi uykusu gibi düşürür sızlayan perçemlerine pusulanın dumanında yitirdim senin çokluğunu, benim azımı zevâl vaktindedir kum saatleri kum dedim de, çöl takıldı dilime vâhaların bedesteninde beyhûde fidanlar, küf çiçekleri
Alıntı
arapların osmanlı'yı arkadan vurması ile nasıl kastedilen, hicaz'da başlayan şerif hüseyin isyanıdır. bu isyana katılan araplar kaynaklara göre birkaç bin kişiden ibaretti ve başarısız oldukları için ingilizler, esir aldıkları birkaç bin arap osmanlı askerini de bunların safına kattı ki işe yarasınlar; buna mukabil osmanlı safında savaşan arap askerlerinin sayısı on binlerce hatta belki yüz binlerceydi.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hicaz İsyanı oluncaya kadar biz bu Emir'e ve adamlarına uslu dursunlar diye para veriyorduk. İsyan olduktan sonra hicaz hattına gelsinler, hattı tutsunlar ve Şerif kuvvetlerini sıksınlar diye altın yolladık. Bütün altınlarımızı birkaç kişi aralarında paylaşıp aylar ayı yola çıkmadılar.
Sayfa 105 - Pozitif Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Suriye Filistin ve Hicaz'da: -Türk müsünüz? Sorusunun birçok defalar cevabı: -Estağfurullah! idi. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı imparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.
Şiirin Arap Toplumundaki Önemi
Arap toplumu için şiir her şeydir. Muhataplarını böylesine caydıran bu iddia, gerçekten şair bir topluma yönelmişti. Lesley Hazleton: "Şairler, Batıllara göre ne kadar sıra dışı görünseler de yedinci yüzyıl Arabistan'ında Rock yıldızları gibiydiler. Ünleri yalnızca yazdıkları ağıtlar ve mersiyelerden gelmiyordu." Montgomery Watt: "Bize garip görünse de şairler, yakın dönemlerde basının yerine getirdiğinden çok da farklı olmayan bir işlevi yerine getiriyordu." Goldziher: "Şair olmak Arap anlayışına göre kâmil insanın sahip olması gereken hasletlerdendir. Yani o, kabilesinin övgüye layık geleneğini bilendir." Goldziher, başka bir yerde şunları kaydetmektedir: "Şairin kabiliyetinin, sanat noktayı nazarından değil de başka bir bakış açısından kavrandığı görülmektedir. Birçok amilin de işaret ettiği gibi, bu kabiliyetin tabiatüstü şeylerle irtibatlı olduğu kanaati, Araplar arasında mevcuttur. Şairin, aynı zamanda hem kuşlarla istikbal okuyan ve hem de su kaynaklarını bilen bir kimse olması mânidardır." Armstrong: "Arap yarımadasında bir şair, başka toplumlarda kabilelerin ve kâhinlerin fonksiyonlarını gerçekleştirirdi. Kendilerini kabilenin umutlarına ve arzularına açar, insanlar onların sözlerini duyduklarında, bunların kendi duyguları olduğunu hissederdi. Dolayısıyla şairlerin, Arap dünyasının politik ve sosyal alanlarında büyük önemi vardı." Yani Arap cahiliyesi de diğer cahiliyelerde sıkça görüldüğü üzere, şiire olağanüstü bir anlam atfediliyordu. Şairlerin, tanrılarla diyalog hâlinde olduğu düşünülüyordu. Bu yüzden de şiire rağbet oldukça yüksekti. Goldziher: "Keza, harp etmek istenilen düşmanlara karşı hicviye söylemek için -zaman zaman pek yüksek bir ücretle- yabancı kabilelerden şair tutmak, bir âdet hâlindeydi." Goldziher başka bir yerde şunları
Sayfa 414 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Suud ailesi yalnızca bu coğrafyada değil tüm dünyada hep ABD ve yandaşı Batılı ülkelerin hizmetinde olmuştur. Nikaragua'da kontralara, Şili'de Allende'ye karşı darbeci generallere, Afrika'daki faşist iktidarlara yardım eden Suudiler ABD'ye en büyük hizmetlerini Kaide ve Taliban'ı yaratmakla yaptılar. Başından beri nerede olursa olsun komünizme ve Sovyetler Birliği'ne karşı her türlü mücadelenin içinde olan Suudiler Hicaz ülkesini ele geçirdikleri 1744 yılından itibaren hep Osmanlı ve Türk düşmanı olmuşlardır.
Tarih ve Siyaset