Bize, kafa, yani sâf akıl ve idrake sed çekici tesirin ne olabileceği, nasıl ve ne yüzden kafalarımızı kaybedecek hale geldiğimiz sorulacak olursa, vereceğimiz cevap tepeden inme ve pek basittir.
– Allah vecd ve aşkını kaybetmek, din alâka ve heyecanından cüda düşmek; ve bu aziz vecd ve aşkı kaybettirici, bu ulvî alâka ve heyecanı öldürücü tesirler altında ezilmek, kırılmak, dökülmek, boşalmak ve hiçleşmek...
–Garip şey, diyeceklerdir; din hislerinden uzaklaşmak, sabit ve tarafsız bir âlet olan aklı niçin körleştirsin, kütleştirsin, onu en basit dış dünya hesaplarından bile âciz hale getirsin?
Buna karşılığımız, dinlerin beşer aklına verdiği, o mücerret gelişme ve “Dinler olmasaydı, insanlar tekerleği bile keşfedemezlerdi!” yolundaki ulvî ölçüdür.
Bâdiyde esen Peygamber soluğunun en kısa zamanda çöldeki her kum tanesinin içine bir “Elhamra” sarayı yerleştirdiğini ve insan ruhuna verdiği küşayişle, başta cebir, hey’et ve tıp bütün bir müspet bilgiler manzumesini örgütleştirdiğini ve zamanenin büyük (metropolis)i Bağdat Sitesini kurduğunu inkâra kimde mecâl bulunabilir?
Sayfa 45 - KELLE, 30 Mart 1978, b.d.y