Putlara tapınmanın ilk nedeni, kuşkusuz nesnelerden korku, ama, buna bağlı olarak, nesnelerin gerekliliğinden korku, ve buna bağlı olarak nesnelere karşı sorumluluktan korkuydu. Bu sorumluluk öylesine dayanılmaz bir şekilde ortaya çıktı ki, insan onu bir tek olağanüstü insanın omuzlarının üstüne yıkmayı göze alamadı, çünkü bir tek aracı da insanın sorumluluğunu azaltamayacaktı, yalnızca bir tek varlıkla ilişkisi, gereğinden fazla sorumluluğu insanın bir yük gibi sırtında taşımasına yol açacaktı, işte bundan dolayı her nesnenin sorumluluğu nesnenin kendisine verildi, daha da ileri gidilerek nesneler insanlardan en çok sorumlu tutuldular.
Vejetaryen arayışın ilk adımı, bir yemek olarak etin hiçliğinin keşfini tam olarak idrak etmektir. Etin hiçliği, onun birinden değil bir şeyden geldiğinin sanılmasından ve “hiç”bir şeye, “hiç” kimseye dönüştürülmüş olmasından kaynaklanır. İfşa etmek için kayıp gönderge sistemini tanımak gerekir. İfşa, ayrıca, etin genelde akıllara getirdiği herhangi bir olumlu nitelikten yoksun kaldığı zamanlarda harekete geçirilebilir. Etin hiçliğinin farkına vardıktan sonra; bütün gösterişinin sos, terbiye ve aşçılık gibi maskelerin ardına gizlenmesinden kaynaklandığı ve sağladığı proteinlerin eşsiz ve yeri doldurulamaz olmadığı görülür. Etin hiçliği idrak edilirken, tabaktakinin yemek değil ceset olduğu anlaşılır.
Feminist kuramcılar, geleneksel anlatının ata erkil kültür tarafından belirlendiği sonucuna varır. Feminist kurama göre, ataerkil anlatı erkek maceralarını ve kadın edil genliğini anlatır. Teresa de Lauretis durumu şöyle yorumlar: “Evlendirilecek bir prensesin olmadığı hiçbir masal yoktur.”