Elleri bağlı, bilekleri
gözleri açık... kan yok gözkapaklarında
yalnız gevşeyen bir omurga, kırılan ayna parçaları
Yalnız gevşeyen bir omurganın saçlara bulaşan ıslaklığı cansız sarkışı bir gövdenin
Hayır, bağırmak için vakit erken geceyi bölmeliyiz geceyi...
halkın çırpınışlar biriktiren karanlığını, gül yapraklarında yağmur taneleri gibi ölümü sabırla taşımalıyız bağrımızda
Işık kırılıyor --nasıl olsa kırılacaktı--
okşarken güvendiğimiz hayat
karanlıklara alışarak başkaldırdı
bulut gibi taşınan pankartlarla
olgun meyvalardan fışkıran suyla
acının ve akmayan gözyaşının sırrıyla
ah, bir ter gibi gitgide soğuyan kansız ölüler kanayan üzümleri görüyorum
kanayan üzümleri
yaşadığımız bağ evlerinde
bağ evlerinde