“İnsanın ne olduğunu ve ne olması gerektiğini kavramazsak, yani açık ve üzerinde ittifak edilmiş bir insan gerçeği inancına sahip olmazsak, kültürü, eğitimi, öğretimi, ahlakı ve toplumsal ilişkileri düzeltme çabalarımızın tamamı abestir, beyhudedir. Bu durumda biz, aşılama, budama ve ayıklama tekniğini, bağ bakımı ve bitkibilimini çağdaş bilimin en üst düzeyinde bilen, ama diktiği ağacın türünü düşünmeyip içinde yaşadığı toplumun hangi meyveye ihtiyaç duyduğunu göz önünde bulundurmayan bir bağcıya benzeriz.”
Eğitim alanında şuan yaşadığımız zorluğun yıllar
önce açık açık ifade edilmiş olması ve buna rağmen hala aynı ırmakta boğuluyor olmamız çok acı.
‘’ Çocuğunuzu sadece kendisi olduğu , çocuğunuz olduğu için sevin. Bizdeki büyük yanılgılardan biri, insanlarımızın kendi başaramadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin.‘’
‘’ Seninle karşılaştığımdan beri… Ne bileyim, seni daha önceden tanıyormuşum gibi geliyor. Daha önce karşılaşmışız gibi. Ama burada değil. Bir yerde… Başka bir yerde. ‘’