Göğüslerin nefes almak için kalkıp inmesi bile fütur veren badiye sokaklarında ağır demirle işleyen Türkler çölü diriltmişlerdi.
Çöle gömülen bir senelik Türk enerjisi, herhangi bir planın içine toplanır ve teksif olunursa, dört beş senede bir memleket yapmaya kâfidir…
Hiçbir tarafı yapılmamış olan bir vatanım bayrağı Kahire’ye dikilmek için havaya giden bu enerji, boş Anadolu’yu zengin ve umranlı bir vatan yapmak için hiçbir vakit kullanılmadı.
Türk, harpte kullanılmış, kıymetlendirilmiş, destanlaştırılmış, sulhte ise bırakılmıştır.
Bir alay kumandanı daha garip bir hadiseye tesadüf etmişti, bir akşam kıtalarını İngiliz siperlerine taarruza gönderdi, sabahleyin alayını tanımak mümkün değildi. Çünkü hepsi siperdeki askerleri soyup esvaplarını giyinmişlerdi. İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolon, Anadolu askerinin üstünde o kadar tuhaf duruyordu ki kendileri bile gülüyorlar. Fakat çokları kısa pantolonları sevmediler, kimi don yerine, kimi paçavra yerine kullandı.
Zühdü yok eden ortadan kaldıran nedir?
Cevapladı: Nefsin sıkı disiplinden vazgeçip gevşemesi ve kaybedildiğinde eksikliği hissedilmeyen şeylerin edinilmesi konusunda duyup işittiği bilgi ve sözlerin yorumlarına dayalı ruhsatlara meyletmesidir. Derken sürekli mubah peşinde koşmasıdır.”
…Böylece Allah sevgisi yerine kendini sevmeye başlar.
Her şeyi karşı tarafa ihale ve havale etmenin, bizleri özeleştiri, çok çalışma, hataları düzeltme ve tarihten ders alma külfetlerinden kurtardığı doğru. Fakat kurtulmaya çalıştığımız bu külfetler, aslında başarının ve zaferin de altın anahtarı konumunda.