"Benim Edgar'a karşı duyduğum sevgi ormandaki bitkiler gibidir: Kış nasıl ağaçları değiştiriyorsa zaman da bu sevgiyi değiştirecektir, bunun farkındayım. Heathcliff'e karşı beslediğim sevgi ise alttaki ölümsüz kayalara benzer: Görünüşte pek az zevk verir ama gerçekten lüzumludur. Ben Heathcliff'im Nelly… O her zaman benim benliğimde… Nasıl ben kendim için bir zevk kaynağı değilsem o da zevk olarak değil, gerçek varlığım olarak benliğimdedir…"
"Günde tam kırk dört tane gün batımı gördüğüm olmuştur."
Sonra da eklemiştin.
"Biliyor musun, insan üzgün olunca günbatımının tadına daha iyi varıyor."
"Demek sen kırk dört günbatımı izlediğin gün pek üzgündün?"
İlk hecem kralların servetini,ihtişamını anlatır,
Dünyanın hâkimlerinin lüksünü rahatlığını.
Başka bir insan halini anlatır ikinci hecem
Bakın orada, denizler hâkimi!
Ama ah! Beraber nasıl altüst olduk!
İnsanın sahte gücü, özgürlüğü, uçtu gitti hepten:
Toprağın ve denizin hâkimi, köleliğe mâhkum,
Ve kadın, o güzel kadın, tek başına hüküm sürüyor.
Keskin zekân sana kelimeyi hemen buldursun,
Ve o anki ışıltı o büyülü gözlerde okunsun!
Ama hatıralar fışkıran pınarlar gibi, durduramayacağım bir hızda akıyorlar. Kelimeler biçiminde değil, hayaller olarak geliyor, yağmurun ıslattığı topraktan gelen koku gibi yükseliyorlar. Bu, diyorum. Bu ve bu. Saçlarının yaz güneşi altında nasıl göründüğü. Koşarkenki yüzü. Dersler sırasında baykuşlar kadar ağırbaşlı bakan gözleri. Bu ve bu ve bu. Mutluluk dolu bir sürü an, itiş kakış öne doğru çıkıyor.