9/10
·224 syf.··
2019 1020. kitabı
·
Sıdıka’yı zaten az çok bilen biri olarak kitaba başlarken neyle karşılaşacağımı tahmin ediyordum ama yine de kahkaha atarak okudum. Atilla Atalay’ın o kendine has mizahı, kelime oyunları ve absürt durumları burada da tam dozunda. Günlük hayatın sıradanlığını alıp öyle bir ti’ye alıyor ki, hem eğleniyorsun hem de “gerçekten de böyleyiz” diye düşünmeden edemiyorsun. Sıdıka karakteri yine sivri zekâlı, lafını sakınmayan ve çevresine ince ince ayar veren haliyle çok tanıdık. Özellikle aile içi diyaloglar bana fazlasıyla bizden geldi. Yer yer abartı var ama zaten işin eğlencesi de burada. Mizahı bazen çok ince, bazen de direkt yüzüne çarpıyor. Ancak bazı bölümlerde espriler üst üste gelince etkisi biraz azalmış gibi hissettim. Aynı tempoda ilerleyen metin bir noktadan sonra tekrar hissi yaratabiliyor. Yine de dili o kadar akıcı ki kitap su gibi akıp gidiyor. Genel olarak kafa dağıtmak, gülmek ve biraz da kendimize dışarıdan bakmak için çok keyifli bir kitaptı. Sıdıka’yı sevenler için zaten garanti; tanışmayanlar için de güzel bir başlangıç olabilir. Mizahın dozu yüksek, bol diyaloglu ve eğlenceli bir okuma deneyimi.
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,041 okunma
9/10
·312 syf.··
2026 37. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 02:29
Bir polisiye kitabının arka kapağını okuduğunuzda katilin ve cinayetin ilk baştan verilmesi, "Bütün sırrı bozdunuz, nasıl heyecanla okuyacağım?" hissi oluşturabiliyor. Fakat Keigo Higashino’nun dehası tam bu noktada devreye giriyor. Yazar bize "Katil kim?" sorusunu değil, kusursuz bir mantığın insanı nereye kadar götürebileceğini sorduruyor. Lafı hiç uzatmayan, pürüzsüz ve kelime israfından tamamen uzak olan bu akıcı tarz, okuyucuyu ilk andan itibaren içine çekiyor. Kitapta beni en çok yakalayan unsurlardan biri, dahi matematikçi Ishigami’nin lise sınıfındaki o muazzam duruşu oldu. İsyankar bir öğrenciye türev ve integrali motosiklet yarışı üzerinden anlatırken aslında harika bir pedagojik ders veriyordu: Öğretmenin amacı öğrencileri zorla bir kapıdan sokmak değil, onlara o kapının varlığını gösterip bir seçenek sunmaktır. Her yıl karşısındaki öğrencinin ilgi alanına göre örneklerini şekillendiren bu adam, sadece formüllerin değil, insanların ve olasılıkların da denklemini kurabiliyor. Polisin adımlarını beş adım önceden hesaplayan bu soğukkanlı zekayı izlemek müthiş bir keyifti. Profesör Yukawa ile Ishigami arasındaki satranç maçını andığan o akıl oyunları, hikayeyi son ana kadar soluksuz bir tempoda tutuyor. Kusursuz bir cinayet planı izlediğimizi sanırken, finalde karşımıza çıkan o sarsıcı tablo ise tüm ezberleri bozuyor. Son sayfalarda anlıyoruz ki bu hikaye soğukkanlı bir suç organizasyonu değil; saf, hesapsız ve insanı derinden sarsan trajik bir adanmışlıkmış. Ishigami’nin hayatındaki yegane ışık olan insanlar için kendi varlığını ve geleceğini tamamen silme pahasına göze aldığı o büyük fedakarlık gerçekten yürek burkuyor. Bir dâhinin muazzam mantığı kalbinin duygusal yükü altında ezilirken, polisiye edebiyatının en hüzünlü ve unutulmaz finallerinden birine imza
ŞüpheliKeigo Higashino · Athica + Nox Yayınları · 2025176 okunma
Reklam
10/10
·1016 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 22:22
Fırtınaışığı Arşivi serisinin ikinci kitabı Parlayan Sözler; detaylar ve etkileyici bağlantılar ile inşa edilmiş engin evreni, geçmişleri ve içsel çatışmaları ile derinleşen karakterleri,yüksek tempoda ilerleyen kurgusu, zihinde görselleştirmeyi sağlayan ve kitabı yaşatan anlatımı, her sayfada gelişen gizem unsurları, soluksuz okunan finali,bilinçsel alemde yaşayan fikirlerin ve doğa unsurlarının aracılığı ile işleyen özgün büyü sistemleri; farklı ırklar, güce dayalı çatışmalar , dostluk, onur, fedakarlık ve insanın karanlık yönleri ile yüzleşmesi gibi temaları ile yine hayran kaldığım ve detayları hatırladıkça beni heyecanlandıran bir kitap oldu. Savaş Yüceprensi Dalinar; karşılaştığı ihanetlere, alaylara ve engellere rağmen tüm Alethkar' ı birleştirmek için harekete geçer. Yücefırtınalar sırasında gördüğü görüler tehditkar ve sonu işaret eden bir olayın çok yaklaştığını göstermektedir. Muhafızlarının komutanı yüzbaşı Kaladin ile kurduğu ittifak ise sayısız kez hayatını kurtaracak ona aradığı mucizeyi beklemediği yerde bulmasını sağlayacaktır. Kaladin ise ; artık tüm köprü ekiplerinin komutanıdır. Açıkgözlüleri şaşırtan bir şekilde hiç bir koyu gözünün erişemediği bir konumdadır. Ancak Kral' ın davranışları ve gücün yanlış kullanımına dair düşünceleri Şeref spreni Syl ile arasındaki bağı zedeleyecek ; onur, şeref ve sadakat kavramlarına dair değişen algısı onu yalnız ve korumasız bırakacaktır. Shallan ; vesayeti altında bulunduğu Jasnah ile birlikte Harap Ovalara doğru yol almaktadır. Ancak hesaplanamayan felaketler sebebi ile yalnız kalacak, köle tüccarları ile karşılaşacak, Spreni Desen ile kurduğu bağın kendisine verdiği güçleri son sınırına kadar kullanmak durumunda kalacaktır. Geçmişine dönüşler yolu ile açığa çıkan sırlar ve yaşanmışlıkların Shallan'ın
Parlayan SözlerBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2016475 okunma
10/10
·250 syf.··
2026 337. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:14
Arsène Lupin Yakalanıyor'u bitirdiğimde ilk hissettiğim şey şaşkınlıktı. Çünkü daha önce okuduğum Lupin maceralarında karşıma çıkan kişi çoğu zaman bir insan değil, bir efsaneydi. Karşısına kim çıkarsa çıksın birkaç adım önceden düşünen, her ihtimali hesaplayan, okurun bile göremediği kapıları gören bir gölgeydi adeta. Bu yüzden birçok Lupin romanını severek okumama rağmen içimde hep aynı duygu vardı: Arsène Lupin'in başına gerçekten kötü bir şey gelebileceğine inanamıyordum. Arsène Lupin Yakalanıyor bu hissi yıkan ilk kitap oldu. Bu romanda ilk kez Lupin'in kusursuz bir makine değil, olağanüstü zekâya sahip bir insan olduğunu gördüm. Olaylar ilerledikçe onu yalnızca bir hırsız veya bir bulmaca çözücüsü olarak değil, hata yapabilen, duygularının etkisinde kalabilen, zaman zaman çıkmaza sürüklenebilen biri olarak izledim. Bu da karakteri gözümde küçültmek yerine büyüttü. Çünkü kusursuzluk hayranlık uyandırabilir ama insanı etkileyen şey kırılganlıktır. Romanın en güçlü taraflarından biri temposu. Maurice Leblanc bu kitapta okura nefes alacak çok az alan bırakıyor. Bir olay çözülmeden yenisi başlıyor, bir düğüm çözülür gibi olurken daha karmaşık bir düğüm ortaya çıkıyor. Sayfalar ilerledikçe hikâye sürekli ivme kazanıyor. Birçok polisiye romanda ortalara doğru yaşanan tempo düşüşü burada neredeyse hiç yok. Kitap ilk sayfalardaki hareketliliğini son sayfaya kadar koruyor. En çok hoşuma giden noktalardan biri de gerilimin gerçek olmasıydı. Daha önceki Lupin kitaplarında çoğu zaman sonucu sezebiliyordum. Lupin'in bir yolunu bulacağını biliyordum. Bu kitapta ise ilk kez emin olamadım. İlk kez olayların gerçekten kontrolden çıkabileceğini düşündüm. İlk kez Lupin'in kazanmasının garanti olmadığını hissettim. Bu da romanı çok daha sürükleyici hâle getirdi. Roman boyunca
1000Kitap
Arsen Lüpen YakalanıyorMaurice Leblanc · Atlantis Yayınevi · 2015227 okunma
Bülent Akyürek’in Yırtıcı Mirası
Puan vermedi·528 syf.··
2026 27. kitabı
Bazı yazarlar vardır, edebiyatı bir sığınak değil, bir savaş alanı olarak görürler. 2026 yılının Şubat ayında aramızdan ayrılan Bülent Akyürek, Türk edebiyatının o dar ve steril koridorlarında elinde bir neşterle dolaşan, önüne çıkan her konfor alanını deşen bir "yeraltı" cerrahıydı. Onu anlamak için sadece kitaplarını okumak yetmez; modern dünyanın sizin için kurguladığı o kadife hapishaneden —faturanızdan, markalı ayakkabılarınızdan, "sen değerlisin" diyen o narsist fısıltıdan— bir anlığına başınızı çıkarmanız gerekir. Bülent Akyürek'in romanları, Türk edebiyatında yer altı edebiyatının en özgün ve sarsıcı örneklerinden biri olarak öne çıkar. 1969 doğumlu yazar, 17 yaşından itibaren yazdı.Erken dönem eserleri daha nihilist, yıkıcı ve bireysel çöküş odaklıyken, sonraki yıllarda modernite eleştirisi İslami bir perspektifle derinleşmiştir. Ne yazık ki, 2026 Şubat'ında aramızdan ayrılan Akyürek, son romanı Satılık Adam'ı (2025) 24 yıla yayılan bir emekle tamamlamış ve bu eserle yazarlık serüvenine çarpıcı bir nokta koymuştur. Bülent Akyürek’in edebiyatı, modern dünyanın pırıltılı vitrinlerine fırlatılmış ağır bir taş, alışılmış estetik değerlere yönelik yıkıcı bir saldırıdır. Onun romancılığı, sadece bir hikaye anlatma çabası değil; bireyin toplumla, teknolojinin insan ruhuyla ve konforun özgürlükle giriştiği amansız kavganın metne dökülmüş halidir. Akyürek, "her sözümü son sözüm gibi söylerim" diyerek her cümlesine bir idam mahkûmunun ciddiyetini ve mutlak ağırlığını yükler. Bu üslup, sokak diliyle harmanlanmış sert, ironik ve provokatif bir damardan beslenir. Geleneksel roman kalıplarını yıkan yazar, "yeni roman"ın öncü örneklerini verirken okuyucuyu bir konfor alanına davet etmek yerine, onu kütüphanesini yakmaya zorlayan bir hakikat arayışına iter. Estetiği, adeta
Satılık AdamBülent Akyürek · Ketebe Yayınları · 2025153 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 12:33
Yazar Emre Gül, kalemiyle bize her türde keyifli bir okuma vadediyor. Gerilim, romantizm, genç kurgu ve fantastik… Kısacası o ne isterse, bize o sınırsız dünyaların kapısını açıyor. Yozlaşmış Harabeler de fantastik türündeki sağlam kurgusuyla kendisini merakla okutturmayı başardı. Serinin ikinci kitabı, Kral Darcon ve eşi Ester'in hikayesiyle açılıyor. Olayların en başına dönüyor ve her şeyi soluksuz bir tempoda öğreniyoruz. İlk kitabın sonunda Rena'nın ölümüne şahit olmuştuk; uyandığı yeni evrende ise onu zorlu sınavlar bekliyordu. Altı Krallık'tan biri olan Yansıyan Şehir'e giden Rena, karşısında Aryen'i görünce hem büyük bir hüzün hem de mutluluk yaşıyor. Bu kitapta bizi bekleyen en büyük sürprizlerden biri de Rena'nın sahte ikiziydi. Onun sayesinde hikayenin hem karanlık tarafını keşfediyor hem de oldukça eğlenceli anlara şahit oluyorsunuz. Rena bu kitapta çok daha güçlü, korkusuz ve savaşçı bir karaktere dönüşmüş. Onun bu gelişimine şahit olmak harikaydı. Tabii Aryen ve Rena sahneleri yine en sevdiğim kısımlar oldu. Romantik anlarını okumaya doyamadım. İlk kitap daha çok evreni ve karakterleri tanıma aşamasıydı. Bu kitap ise aksiyonu, gerilimi, gizemi ve hiç düşmeyen temposuyla gerçekten mükemmeldi. Emre Gül yine yapacağını yaptı ve hikayeyi öyle bir yerde bıraktı ki gel de şimdi üçüncü kitabı bekle! Serinin kalitesine, tasarımına ve yan boyamalarına ise ayrı bir parantez açmak gerek; her detayıyla görsel bir şölen. Karanlık atmosferi, efsaneleri, ters köşeleri ve güçlü karakterleriyle Yozlaşmış Harabeler serisini türü seven herkese kesinlikle tavsiye ederim.
Yozlaşmış Harabeler IIEmre Gül · Guardian Yayınları · 202631 okunma
Reklam
Reklam