Çünkü tutku tıpkı içimizdeki geçici ve farklı bir kişilik gibi diğer kişiliğin yerini alır ve onun daha önce kendini ifade etmekte kullandığı değişmez işaretleri yürürlükten kaldırıverir.
Bu insanlar bilgiye, düşünceye gidecek bütün yolları kapatmışlardı kendi elleriyle. Bilgisizlik çepeçevre kuşatmıştı toplumu. Yaptıkları kötülükler kalplerini karartmıştı. Tanrı da onların kalplerini, kulaklarını mühürlemişti. Artık gerçekleri kavrayamazlar, duyamazlardı. Gözlerine perde çekilmişti. Doğru yolu görmeleri mümkün değildi.
Biz bu modern öykü yaklaşımımızla hükümdar Şehriyar'a canımızı bağışlatabilir miydik? Hükümdar, bilinç akışı, içsel serüven, geri dönüşüm tekniğiyle yazılmış öykülerimizi dinlese nasıl bir tepki gösterirdi acaba?