Kayıp, yas, ölüm...
Bunları bir çocuğa nasıl izah etmeliyiz diye düşünmüşüzdür muhakkak. Çünkü hepimiz bunların yaşanmasını, anlatılmasını travmatik buluyoruz. Oysa bir çocuk için hayalleri kadar hayatın gerçeklerini kabul edebilmesi de gerekli. Çocuklardan uzak tutmaya, onlar için yok saymaya çalıştığımız bu gerçeklerse bir gün ansızın kapılarını çalabiliyor. Biz istemesek de. Onların hep mutluluğunu dilesek de. Fakat hayat elbette böyle bir yer değil ve bu kitap bir çocuğun yas sürecini, yasın bir insan için ne kadar olağan olduğunu çok güzel anlatıyor. Tutunmaya çalışana kurumuş bir sardunya dalı bile yetebilir. Kaldı ki illa ki kaybetmemiz gerekmez bazen sadece yeniden başlamamız gerekir. İki yıl önce bana hediye edilen zeytin dalına da böyle bir anlam yüklemiş olmalıyım ki her yeni yaprakta içimde bir şeylerin daha da güçlendiğini hissediyorum.
Ardıç kuşunun ardıç ağacına hayat olması, onun tohum için verdiği emekten sonra yeşerebilmesi de insanların hikayesine benziyor.
Hepimizin hikayesi bir başkasının dünyasında anlam buluyor.
Çocuk kitabı okumayı seviyorum ve bu kitabın benim için zamanlaması oldukça manidar.
Yeni bir soluk arayanlara, sesinin hayat bulacağı bir yer olduğuna inananlara...
Keyifli okumalar dilerim.