20'li yaşlardaki hislerime bir merhaba, ortalarında terk ettiğim kimliğime bir veda, şu yaşımdaki kendime huzurlu bir tebessüm bu yazı...
open.substack.com/pub/sevgiligunl...
Kitap okumaktan sıkılan,
derslerde öğrendiklerinin ne işe yarayacağına bir türlü mantıklı bir açıklama bulamayan ,
okurken birşeyler öğrenmeyi seven,
mizâhi yönü olan yazarları tercih eden,
evde yemek yaparken bile aslında neleri değiştirdiğini fark etmek isteyen ,
kimyasal bağların hayatımızdaki, ilişkilerimizdeki uyumunu çözmek isteyen ,
aslında işin zor yanının birşeyi yapmak değil de onu yapacak cesareti toplamak olduğunu örnekleriyle görmek isteyen,
kendinden her şüphe ettiğinde ya da her korktuğunda kimyasal tasarımımızda cesaretin olduğunu hatırlamak isteyen,
kendi ihtiyaçları ile bağ kurmak isteyen,
yönünü tayin etmekte kararsızlık yaşayan,
cinsiyetçi söylemlerden nefret eden,
başkalarının hakkında ne düşündüğüne takılmayan ,
yeteneklerinin kış uykusuna yatmasına izin vermek istemeyen ,
kendi geleceğini tasarlamak isteyen ....
13 yaş üzeri ( basit düzeyde kimya bilgisi olması gerektiği için)
herkesin okuyabileceği son derece eğlenceli bir roman .
(Not:Kitabı bana okumam için getiren , aynı okulda çalıştığım için çok memnun olduğum güzel insan Hanife teşekkür ediyorum. )
Herkese keyifli okumalar...
Sarsıldım. Dahi olup toplum içinde var olamamış benliği onaylatmak mı yoksa cani olup zaten karşısında olduğu topluma karşı bir üstünlük kazanmak mı? İki seçeneğin de kurbanı Grenouille. Kurban diyorum çünkü dahilik de erdemden yoksun bir hayat için pekala caniliğe sebep olabilir. Paris'in kötü hatta iğrenç denebilecek sokaklarında her insanda olan bir kokudan Tanrı tarafından mahrum bırakılmış fakat aynı zamanda bütün kokuları tanıma kabiliyeti bahşedilmiş bir bebek... Gideceği yol, erişeceği yaş ise meçhul. Esirgenilen yalnızca kokusu olsaymış keşke. Sevgiyi ilk deneyimlediğimiz kişi yani annesi de olmayınca sevgiden ve pek çok değer yargısından da mahrum bir şekilde büyüyor.
Hayatta herhangi bir amacı olmadığını düşündüğü bir vakitte hem dahice hem canice bir yolu kendine amaç olarak belirliyor. Yol boyunca bazen bir mağaranın dibinde yaşarken buluyoruz onu bazen de insanların arasında amacına ulaştıracak o yöntemi tüm incelikleriyle öğrenirken.
Amacının gerçekten ne olduğuysa tartışmaya açık. Gerçek bir kokusu olmasının ötesinde duygularının karşılık bulabilmesi isteği. Sevgisinin de nefretinin de bir anlamı olması. Duyguyu var eden şeyin bir muhatabının oluşu...
Kitabın sonunda bütün insanlardan, Tanrı'dan üstün olduğunu hatta Tanrı olduğunu söyleyip yine doğduğu o iğrenç kokan Paris sokaklarında insanların önünde melek kokusuyla kendini feda edişi ise ironik.
Sahip olamadıklarıyla var olacağını sanmak hepimizin yanılgısı...
Sadece var olabildiğimiz yerlerde sonsuz bir huzur içinde keyifli okumalar dilerim herkese.