gördüğün her şey benim düşüncemden ibaret. bunu sakın unutma. zihnimle bütün olaylara yön verebilirim. eğer ister ve düşünürsem, şu gemiyi içindekilerle birlikte yok edebilirim.
düşünüyorum, o halde ben varım.. düşünen bir adamı düşünüyorum ve onun, kendisinin düşündüğünü bildiğini düşlüyorum.. bu adam, düşünüyor olmasından varolduğu sonucunu çıkarıyor.. ve ben, onun çıkarımının doğru olduğunu biliyorum.. çünkü o, benim düşüm.. varolduğunu böylece haklı olarak ileri süren bu adamın beni düşlediğini düşünüyorum.. öyleyse, gerçek olan biri beni düşlüyor.. o gerçek, ben ise bir düş oluyorum..
"benim tezim, bütün halkın, bütün kültürlerin birbiri hakkında önyargı sahibi olduğudur. eğer bir gün bu önyargı kelimeleri, yani avrupa dillerindeki barbar, japon dilindeki gaijin, müslümanlardaki kafir, almanlardaki ari olmayan gibi önyargı sıfatlarını kaldırabilirsek, amacımıza ulaşabiliriz. amaç nedir derseniz, bence tam olarak şudur; insanın değerinin sadece insan oluşundan geldiği; din, milliyet, cinsiyet, renk, cinsel tercih, siyaset gibi bir takım ön sıfatlarla ayrımcılığa uğratılmadığı bir hümanizm anlayışı."
"örneğin bana, bugüne kadar 'komşunu sev!' dedilerse ve ben de sevdiysem, bundan nasıl bir sonuç çıkıyordu? şöyle bir sonuç çıkıyordu: ben paltomu ikiye bölüyor, yarısını komşuma veriyordum. böylece ikimiz de yarı yarıya çıplak kalıyorduk. bilim ise 'herkesten önce kendini sev' der. çünkü dünyada her şey kişisel çıkar temeli üzerine kurulmuştur. yalnızca kendini seversen, hem işlerini gerektiği gibi yaparsın, hem de palton sapasağlam üzerinde kalır. ekonomi bilimi ise şunu ilave eder: bir toplumda özel işler ne kadar yolunda giderse,başka bir deyimle paltolar ne kadar bütün kalırsa, o toplumun temelleri öylesine sağlam, genel işleri de öylesine düzenli olur. demek yalnız kendim için kazanmakla, herkes için de kazanmış oluyorum, ayrıca komşumun ikiye bölünmüş bir kaftandan daha fazlasını almasına, hem de onun bunun sadakasıyla değil, genel ekonomik ilerleme sayesinde almasına imkan vermiş oluyorum."