Hasan Suphi

Reklam
Müslüman Arap Keşfi, Alkol أَكْحَال
It is, oddly enough, to the officially teetotaling Arabs that we owe, if not the process of distillation itself, at least the word alcohol (as well as, for that matter, the word sugar). Alcohol (al kohl) originally referred to a powder, antimony sulphide, that was used in the Near East as eye-shadow and later came to designate any powder that could be purified by being vaporized and then condensed. The word finally came to refer to the liquid product of the process of distillation, as, for example, alcohol of wine (ethyl alcohol). [Tuhaf bir şekilde, damıtma işleminin kendisini değilse de en azından alkol kelimesini (ve bu arada şeker kelimesini) resmi olarak içki içmeyen Araplara borçluyuz. Alkol (al-kohl) ilk olarak Yakın Doğu'da göz farı olarak kullanılan bir toz, antimon sülfür anlamına geliyordu ve daha sonra buharlaştırılıp yoğunlaştırılarak saflaştırılabilen herhangi bir tozu ifade etmeye başladı. Kelime son olarak damıtma işleminin sıvı ürününe, örneğin şarap alkolüne (etil alkol) atıfta bulunmaya başlamıştır.]
Sayfa 113 - David R. Godine·Kitabı okudu
palermo isimli okura yanıt verildi
Hasan Suphi
İlk defa duydum, kesinlikle akla en yatkın cin türü :)
Bourdieu üç farklı alan stratejisi tipinden söz eder: muhafaza, izleme, bozgun. Muhafaza stratejileri genellikle hâkim konumdakilerce, alanın kıdemlilerince benimsenir. İzleme stratejileri, bir alandaki hâkim konumlara ulaşma çabalarıdır ve genellikle alana yeni katılanlarca benimsenir. Son olarak bozgun stratejileri hâkim gruplardan pek beklentisi olmayanlarca benimsenir. Bu stratejiler, alanın standartlarını tanımlama meşruiyetlerine meydan okudukları hâkim gruptan az çok kopuş biçimini alır.
Sayfa 177 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Sosyoloji
Merve Safa Yılmaz isimli okura yanıt verildi
Hasan Suphi
Genel olarak Sosyoloji, özelde de Bourdieu'ya dair bir malumat gerektiriyor ama kısaca şöyle aktarabilirim. Herhangi bir alanda (siyaset, din, akademi vb.), alanın hakim konumunda olanlar tutucudur ve yeniliklere kapalıdır. Bu da sanıldığı gibi bilgilerinin doğruluğundan ziyade kendi konumlarını koruma eğilimlerinden kaynaklanır. Hâkim konumda olma şansı bulunanlar, etliye sütlüye karışmayan orta bir yol izlerler. Çünkü iktidar aynı devam eder ya da değişirse kolayca adapte olmayı umarlar. Ancak hâkim konuma gelme ümidi olmayanlar radikal öğretileri benimserler ve hâkim konumdakilerin aksine farklı görüşleri benimserler. Bourdieu'nün büyüklüğü, bu tavırların alandan alana değişmediği ve çoğunlukla çıkarlar ile ilgili olduğunu ortaya koymasında. Nitekim Thomas Kuhn, bu döngünün bilim insanları arasında da benzer bir şekilde işlediğini sonradan ortaya koydu.
Egoist Manifesto
Tanrı ve İnsanlık, davasını hiçbir şey üzerine kurmaz; yani kendinden başka hiçbir şey üzerine. Keza ben de, tıpkı Tanrı gibi, kendi davamı Kendim üzerine kuruyorum, çünkü Ben diğer herkes için bir hiçim, çünkü Ben kendim için her şeyim, çünkü Ben kendim için biriciğim. Eğer Tanrı ve İnsanlık, sizin ısrarla ileri sürdüğünüz gibi, kendileri için her şeyin içinde her şey olmaya yetecek bir içeriğe sahipse, Ben de bundan daha az bir içeriğe sahip olmadığımı, kendi "boşluğumdan" yakınmayacağımı duyumsuyorum. Ben boşluk anlamında bir Hiç değilim, Ben yaratıcı bir Hiçim ve bir yaratıcı olarak bu Hiçten, her şeyi kendim yaratıyorum.
Sayfa 17 - Kaos Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Hasan Suphi isimli okura yanıt verildi
Hasan Suphi
Ama Stirner söz konusu olduğunda özellikle çok acımasız 😄😄
Striner'ın Kendisini Hayali Tanrı İle Kıyaslaması Üzerine
Eğer Aziz Max, bu “davalara” ve bu davaların “sahipleri”ne, örneğin Tanrıya, özgürlüğe, insanlığa biraz daha yakından bakmış olsaydı, tersi sonuca ulaşmış olacaktı. Bu insanların egoist eylem tarzına dayalı egoizminin tıpkı bu insanlar gibi birer hayal ürünü olması gerektiği sonucuna varacaktı. Bunun yerine azizimiz “Tanrı”yla ve “Hakikat”le rekabete girmeye ve kendi davasını kendisi üzerine kurmaya girişiyor. “...kendi üzerime; yani tıpkı tanrı gibi diğer bütün her şeyin hiçi olan, kendimin her şeyi olan, biricik olan ben kendim üzerime.... Ben boşluk anlamında hiçbir şeyim, ama ben yaratıcı hiçim, yaratıcı olarak her şeyi bizzat benim yarattığım hiçim.” Kutsal kilise papazımız bu son önermesini pekâlâ şöyle de ifade edebilirdi: Ben saçmalığın boşluğunda her şeyim, “ama” hükmü olmayan yaratıcıyım, yaratıcı olarak ben kendim her şeyden hiç yaratan her şeyim.
Sayfa 101 - Evrensel Basım Yayın
Felsefe
Hasan Suphi
Eleştirinin bağlamı için bkz: #231277992
Reklam