7/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:13
Çok güzeldi... Uzun zaman sonra okuduğum en kendine özgü Hayaletli ev kitabıydı kesinlikle. Mike Flanagan umarım bunu dizi falan yapar. Frederika, Elias ve Elias'ın annesine bayıldım, üçü de mükemmel hayaletlerdi. Kadın karakterimizin vurdumduymazlığına, karakterlerin süreklı ona buna küfür etmesine ısınmak çok zor ama kitap bir yerden sonra öyle bir akıyor ki neler oluyor, neler bitiyor hoop içindesiniz. Katherine karakteri inanılmaz gıcıktı bence, anne-kız ilişkisine daha derin girilebilirdi. Kitapta bir ters köşe var ama bence yetersizdi, benim için tahmin edilebilirdi ama yine de neler olduğunu öğrenmek çok şaşırttı. Finaldeki boss fight daha derinden, daha gerçekçi olabilirdi, eksik kalmış gibi hissettim. Benim için diğer en büyük eksiği de her şeyi başlatan Vale ailesini daha fazla göremememizdi bence. Hikayeyi bir de onların ağzından dinlemeliydik diye düşünüyorum. "Kulağına fısıldadı, onlar da cinayet işlemeye meyilli oldular," yeterince iyi bir açıklama sunmuyor gibi. Finalin çok hızlı geçiştirilmesi dışında adında da olduğu gibi tam Eylül ayına yakışacak derecede kasvetli, spooky bir Halloween kitabı.
Eylül EviCarissa Orlando · Olimpos Yayınları · 2024339 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Doğu Ekspresi’nde Cinayet” (Murder on the Orient Express) benim için gerçekten efsane bir okuma deneyimiydi Başından sonuna kadar o klasik Agatha Christie zekâsı hissediliyor. Hercule Poirot’un o sakin ama her detayı yakalayan tavrı resmen “ben her şeyi çözerim” diye bağırıyor Ama olaylar öyle bir ilerliyor ki, sürekli “tamam katil bu” diyorsun, sonra bir bakıyorsun hoop tamamen yanlışsın! Trenin karlar yüzünden mahsur kalması da hikâyeye ayrı bir gerilim katıyor O kapalı ortam, herkesin şüpheli olması… resmen paranoya gibi. Her karakterin ayrı bir hikâyesi var ve hiçbirine tam güvenemiyorsun. Sonu ise… gerçekten şaşırtıcıydı. Yani klasik “katil kim?” olayından çok daha farklı bir yere bağlanıyor. Bitirince bir süre kitabı kapatıp düşünüyorsun Kısacası: Akıcı Zekice kurgulanmış Sürpriz sonlu Klasik polisiye sevenler için tam bir başyapıt
1000Kitap
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma
Reklam
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 126. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere serinin üçüncü kitabı olan Oyuncak Mahşeri ile geldim. Yazarın kalemi oldukça akıcı ben çok seviyorum. "Bir katilin vahşetiyle mezarlığa dönen bu topraklarda. İkinci bir katilin ortaya çıktığı gün kasabanın kıyameti başladı." Oyuncak Mahşeri benim için gerçekten sadece bir kitap değildi… resmen sinirlerimi zorlayan, beni delirten bir deneyimdi. Okurken kaç kere ben şimdi delireceğim, bunlar ne ya! dediğimi sayamadım Ama galiba seride en çok keyif aldığım ve aynı anda en çok delirdiğim kitap da buydu kesinlikle. En başından beri o oyuncak katil zaten bizi kandırmaya, manipüle etmeye devam ediyor. Yani artık ne doğru ne yalan gerçekten ayırt edemiyorsun. Tam tamam çözdüm buldum diyorsun, hoop yine ters köşe… Noa… Gerçekten bu kızın yaşadıklarına üzülmemek elde değil. Kardeşinin kaybı, sevdiği adamın katil çıkması… üstüne bir de annesinin nefreti… offf offf sevdiklerini kaybetmek. Zaten kitap boyunca psikolojisi paramparça. Okurken dedim ki bu kız ne yapsın artık? Ama bir yandan da şunu hissettim… o kadar şeyden sonra Noa’nın da tamamen delirmesi, o karanlığa kayması beni hiç şaşırtmaz. Hatta artık bunu bekler hale geldim, yadırgamam bile Bir de Paul… Onun hikayesi ayrı bir sinir bozucuydu. Kendi içindeki karanlıkla delirişini izliyoruz ama işin ironik tarafı, diğer katilin yaptıkları da onun üstüne kalıyor. Yani adam resmen suçlarla birlikte “ün” de kazanıyor Paul’un ağzından okuduğumuz o bazı sahneler var ya… gerçekten yeter artık dedim. O kasaba zaten pamuk ipliğine bağlı, bu gidişle kimse kalmayacak gibi hissediyorsun. Ve olayların giderek kontrolden çıkması… Artık bu bir cinayet hikayesinden çıkıp tamamen bir mahşere dönüşüyor. Herkesin maskesi düşüyor, kimse masum değil. Ravebelg kasabasında olan biten her şey insanın içine
1000Kitap
Oyuncak MahşeriEmre Gül · Guardian Yayınları · 2025425 okunma
6/10
·134 syf.··
2026 41. kitabı
Zülfü Livaneli’nin o kendine has, su gibi akan anlatımını her zaman sevmişimdir ama Balıkçı ve Oğlu bende yarım kalmışlık hissi bıraktı. Kitabı bitirdiğimde, sanki çok güzel bir yemeğin tadına tam varacakken tabağım önümden alınmış gibi hissettim. Ne yalan söyleyeyim, kurgu bana biraz zayıf geldi. Kitabın ele aldığı meseleler mülteci dramı, ekolojik yıkım, balık çiftliklerinin doğayı katletmesi gerçekten çok kıymetli ve sarsıcı konular. Ancak bu kadar büyük dertleri bu kadar az sayfaya sığdırmaya çalışınca, olayların derinliği biraz yüzeysel kalmış. Özellikle karakterlerin geçmişlerine dair o kadar az şey biliyoruz ki, yaşadıkları acılara tam anlamıyla ortak olmakta zorlandım. Mustafa ve Mesude’nin o büyük yası, sanki sadece birer dekor gibi duruyor; oysa onları daha yakından tanımayı, o acının köklerine inmeyi çok isterdim. En çok da olay akışındaki hız beni yordu. Konular birbirine o kadar çabuk ve bazen o kadar tesadüfi bağlanıyor ki, okur olarak o duygu geçişlerini sindirmeye vakit bulamıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz balıkçıların dertlerini okuyoruz, bir bakıyorsunuz hoop diye mülteci krizinin ortasındayız. Bu keskin geçişler, romanın o kurgusal bütünlüğünü biraz zedelemiş gibi. Sanki Livaneli bir roman yazmaktan ziyade, toplumsal bir yarayı anlatmak için acele etmiş ve bu telaş da kurgunun önüne geçmiş. Tabii ki Livaneli’nin o naif dili, denizi anlatışındaki ustalık yine orada; okurken Ege’nin kokusunu alabiliyorsunuz. Ama iyi bir hikâye sadece güzel cümlelerden ibaret değil, karakterlerin de o hikâyeyle birlikte nefes alıp vermesi gerekiyor. Benim için bu kitap, etkileyici bir toplumsal eleştiri olsa da, maalesef karakterlerin ve olayların derinleşemediği, biraz aceleye getirilmiş bir anlatı olarak kalacak.
1000Kitap
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,6bin okunma
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 64. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 00:00
Dedektif Josie Quinn serisinin dördüncü kitabını da bitirdim ve şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki… bu kitap beni hem gerilim olarak hem de duygusal olarak baya sarstı. Şimdi sana şöyle anlatayım; bu sefer olay sadece bir cinayet değil. Olay direkt Josie’nin kalbine dokunuyor. Çünkü suçlanan kişi öyle yabancı biri falan değil… Gretchen. Hani şu hep mesafeli, gizemli, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz ekip arkadaşı. Kadın çıkıyor, suçu kabul ediyor ama ben Josie gibi düşündüm: “Yok ya… bu işte bir terslik var.” Kitap tam olarak burada başlıyor zaten. Bir yandan cinayetin gizemi, bir yandan Gretchen’ın geçmişi… ama öyle böyle bir geçmiş değil. Parça parça öğreniyoruz ve her öğrendiğimde resmen “bu kadarı da olmaz” dedim. Cidden okurken insanın içi sıkışıyor. Josie’nin yaşadıklarına üzülüyorduk önceki kitaplarda ama Gretchen’ın hikâyesini okuyunca… yok artık dedim. Kadının kaderi bildiğin sınanmak üzerine kurulmuş. En çok hoşuma giden şeylerden biri de Josie’nin Gretchen’a olan inancıydı. Hani kanıt yok, her şey onun aleyhine ama Josie yine de bırakmıyor. O güven duygusu, o “ben seni tanıyorum” hali… çok güzeldi. Sadece bir polisiye okumuyoruz aslında, dostluk da okuyoruz burada. Gelelim olaylara… Yine klasik Lisa Regan tarzı: bol ters köşe, bol “yok artık” anı. Özellikle o fotoğraf detayıyla başlayan olaylar var ya… küçücük bir ipucu koca bir geçmişi ortaya çıkarıyor. Tam çözdüm diyorsun, hoop başka bir şey çıkıyor. Tempo hiç düşmüyor, bir bakmışım sayfalar akmış gitmiş. Ama bu kitapta diğerlerinden farklı olarak karakterlerin iç dünyasına daha çok giriyoruz. Özellikle Gretchen’ın yaşadıkları, psikolojisi, neden bu kadar kapalı biri olduğu… hepsi anlam kazanıyor. Bu da kitabı sadece “katil kim?” seviyesinden çıkarıp daha derin bir hale getiriyor. Josie’ye ayrıca
Son İtirafLisa Regan · Olimpos Yayınları · 202666 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 11:23
Okumakta geç kaldığım kitaplardan biri daha. Yazar kendi karakterini bir balıkçının denizde dev bir kılıçbalığını yakalamak için geçtirdiği bir kaç gün üzerinden anlatıyor. Bu mücadelede kendi hayat mücadelemi çok gördüm. Bir işe niyetleniyorsunuz adım atıyorsunuz, başarılı da oluyorsunuz. Bu yolda yara da alıyor aç ve açıkta da kalıyorsunuz. Tam istediğinizi elde ettiniz, yara bere içinde evin yolunu tutarken artık rahat yaşamanın hesaplarını yaptığınız sırada hoop, köpek balıkları sizin tüm o mücadelenizin üzerine konsun Çok fazla metafor var çookk Kimlere hediye edilebilir? Mücadeleci, azimli, hırslı olan Başladığı işin sonunu getiren Meraklı olan İdealleri hedefleri olan Kişiler okurken kendinden mutlaka birşeyler bulur
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Reklam
Reklam