İlahi mesaj Vol.1.
Bir Horoz ( Horoz deyip geçme O'da Candır ve bu Can ) Sabahın köründe ötüyorsa, İnsanın boş durmak gibi Bir lüksü yok demektir...
Din
Ders çalışacaktık güya. Sağolasın horoz sesine sağlık!
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Merhum Dr. Şeriati bir hatıratında der ki; Komşumuzun bir horozu vardı. Sabah erkenden ötüyordu, bir süre sonra sesi kesildi. Komşumuza; -Horoz nerede, diye sordum. Dedi ki; -Sabahları bizi uyandırdığı için kestik. Yıllar sonra (…) anladım ki; kim insanları uyandırıyorsa, kesilmeye mahkumdur.
Alıntı
Primajenitör Atamız:BOZKURT!
Mythomoteur kavramı Anthony D. Smith’e aittir ve o, bu kavramı etnik siyasî birliğin kurucu miti olarak tanımlamaktadır. Yani bir topluluğu, milleti veya etnik grubu bir arada tutan, onlara ortak bir kimlik, amaç ve meşruiyet kazandıran kurucu mitlerin (efsanelerin/anlatıların) bütünü ve bu mitlerin hareket ettirici gücü anlamına gelir. Mitsembol ve mythomoteur, etnisitenin hamillerinin koruyup sakladıkları, yaydıkları ve gelecek nesillere aktardıkları inanç ve duygu birliğini sağlamada hayati rol oynar. Bu üç unsur, aynı zamanda bir etninin tarihî belleğini veya etnik hafızayı nesilden nesile aktarır. Bu üç kavramın ortak buluşma noktası ise primajenitor ata, kutsal sembol, kutsal mekandır. Bugün değinmek istediğim yer: primajenitor ata. Primajenitor ata dediğimiz şey, çoğunlukla bir etninin doğuşunda hamile veya dölleyici rolü üstlenen bir hayvandır. Örneğin Türklerde BOZKURT , Ruslarda ayı, İngilizlerde leopar, Fransızlarda horoz böyledir. Türklerdeki türeyiş efsanesi etnik hafızalarına kazınmıştır. Kurda saygı hâlâ Anadolu’da ve Orta Asya’da yaşatılan bir gelenektir. Şöyle düşünün Ergenekon vadisi yalnızca efsanede geçen hayali bir yerdir; ama Türklerin kutsalları arasındadır. Aynı şekilde biliyoruz ki biyolojik olarak kurttan gelemeyeceğiz ama kutsaldır. Gumilev’in dediği gibi, "bir etnik topluluk kutsal kabul ettiği bir sembol için ölmeyi göze almışsa, o artık bir millettir." Bozkurt bizim millet oluşumuzun nişanesidir. Yani Bugün bir partinin ya da ülkücülerin simgesiymiş gibi dayatılan bozkurt Türk'ün millet olmasının nişanesi ve çıkış motifidir. Ne ülkücülere hastır ne bir partiye, öz be öz Türklüktür. Sinir uçlarımızla oynamak için kürtler "itten geldiğini sanan Türkler..." Tarzı tabirler kullanıyor onlara ithafen de şunları söylemek
1000Kitap

Murat

@catalocaster
·
Bozkurt milli sembolümüzdür. Türkler çok eski çağ-larda, totem devrinde kendilerinin bir Bozkurt'tan türe-değine inanmışlardır. Böylece Gök Türkler dişi, Dokuz Oğuz-On Uygurlar erkek Bozkurt'un soyu sayılmış; Kun, yani Oğuzlara ise Bozkurt büyük yürüyüşlerde kılavuz-luk etmiştir. Totem ve itibarî ata her millette, boyda, urukta vardır. Bunlar milletin vicdanına siner, ilmin bugünkü ilerleyişi karşısında insanların kurttan türemesine imkân olmadığı kabul olunmakla beraber Bozkurt millî sembol olmakta devam eder.
Sayfa 35 - Bozkurt Korkusu, 19 Ocak 1972, Ötüken·Kitabı okudu
Mardin’de Kadim Bir Gelenek
Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Dêrguz (Aykut) Köyü’nde, her yıl Mayıs ayında açan sarı güller, köylüler için özel bir günün habercisi olur. Köyün tepesinde yer alan ve halk arasında Şêxbîn Ziyareti olarak bilinen bu mekân, her yıl anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yapar. Bu, sıradan bir ziyaret değil; Geçmişin izlerini taşıyan bir anma geleneği, doğayla iç içe geçen bir piknik ve köy halkını bir araya getiren festival havasında özel bir gündür. Eskiden bu özel günde her aile bir horoz kesermiş. Günümüzde ise bazı aileler hazırlıklarını evlerinde yapıp buraya getiriyor. Ancak aynı ruh; sohbetlerde, halaylarda, geleneksel oyunlarda ve paylaşılan anılarda yaşamaya devam ediyor. Ben de bu özel günde Dêrguz (Aykut) Köyü sakinlerine misafir oldum. Köy halkıyla sohbet ettim, kendilerine özgü oyunlarını kayda aldım, halaylarına ve müziklerine eşlik ettim. Neşe ve samimiyetle geçen bu gün, benim için hem kültürel hem de duygusal açıdan unutulmaz bir deneyime dönüştü. Doğanın, inancın ve geleneğin iç içe geçtiği bu özel yolculuğa siz de davetlisiniz. Yoruma bıraktım linkten videoyu izlemeyi unutmayın 🥰
Güneşten Çarpan Hakikat
Ruhumda güneş yanıkları Bir horoz sesiyle uyandım asırlık uykumdan Baharatlı yemekler yemedim üçyüz yıldır Kumda savaş alanı ve açlık imtihanları. Sonra aşk varmış atalarımın en sakladığı anda Üç dilek hakkı verilmişse geçmiş zamanda Pişmanlıklarımıza yeter mi derim. Derin bir sükunet bağlıyorum içimde kaygısızca Ölüm ve itaat sunuyorum mirasçılarıma Etli yemekler yerken ve avlanırken bir vakitler işte Kafesimde nefessiz kalıyorum hırçınlığımla. Rüzgar esmesin-insanlar duymasın halimizi Gözler görmesin fark etmesin eksikliğimizi Ve devamında kaslarım haykırıyor çağlardır vahşeti Ruhumda tek bir ilahın aşkı ve haşmeti Gün gün daha da canlanıyor
Şiir