7/10
·192 syf.··
2026 56. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:07
Heyyy Edgar'ın batıl inançlı müritleri toplaşın bu kitaptaki batıl inançlardan kaçı sizde var acaba içeriği bırakıyorum: At nalı şansı Yerde para bulma şansı Merdiven altından geçmeme Tuz dökme Kem göz Ay ışığı etkisi Ayna kırılması şanssızlığı Çözülmüş ayakkabı Girdiğin kapıdan çıkma Kara kedi 13 İçine para koymadan cüzdan hediye edilmez Köprüde vedalaşmak Baykuş Kaynayan sütün taşması Merdivende birini geçme Mezar üstüne basma Mexardaki çiçekleri alma Yılbaşında makas kullanmama Bıçak ya da makas hediye etmemek Avuç kaşınması Yanan mum=kötü ruh Yanak kızarınca biri dedikodunu yapıyor Aniden ürperme=mezarının çiğnenmesi Bozuk saat çalışması/köpek uluması=ölüm Sığır kemiği yakmak=uğursuzluk Yarasa saçına girerse=şeytani posession
Kara Kediler Kem Gözler Modası Geçmiş Batıl İnançlar KitabıChloe Rhodes · Doğan Kitap · 201540 okunma
Elde Kalan Son Umut
7/10
·80 syf.··
2026 17. kitabı
Kısa ama duygusu ağır bir kitap. En çok da o bekleme hissi aklımda kaldı. Albayın yıllarca bir mektup beklemesi aslında sadece bir mektup meselesi değil, umutla hayatta kalmaya çalışma hali gibi. Yoksulluk, yalnızlık ve devletin insanı unutması çok net hissediliyor. Buna rağmen albayın hala bir şeylerin düzeleceğine inanması kitabın en güçlü tarafı bence. O horoz da biraz bunun sembolü gibi geldi bana. Elde kalan son umut gibi. Ama kitap bende çok büyük bir etki bırakmadı. Bazı yerlerde daha derine inmesini isterdim. Yine de kısa olmasına rağmen verdiği atmosfer ve o sessiz çaresizlik hissi güçlüydü.
1000Kitap
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Baykuş Avazı Hk.
Puan vermedi·135 syf.··
2026 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:07
Yazarımızın ilk kitabını da (sondan birkaç öykü hariç) okumuştum. Baykuş Avazı ile birlikte rahatlıkla söyleyebilirim ki; tekinsiz, karanlık, katmanlı ve derin imgesel evren, artık Gülnaz hocanın kendi üslubu ve kimliği haline gelmiş. Vermek istediği mesajı doğrudan anlatmayıp öylesine zarif bir şekilde "gösteriyor" ki; bunu yaparken duyulardan, eşyalardan, hayvanlardan ve büyülü gerçekçilikten ustalıkla yararlanıyor. Kitabın son bölümünde azalan imgelerle nefes alıyorsunuz. Bu kitapla birlikte, grotesk kavramını her yönüyle ve tam manasıyla öğrenmiş oldum. Metinlerin derin karanlığından bahsederken şunu da eklemeliyim: Yazar, anlatıyı beslemek için yer yer yerel ögeleri, geleneksel ritüelleri, yemekleri ve hatta mizahı kasıtlı bir şekilde kullanıyor. Karakterlerin travmaları üzerinden kurulan bu derinlik, onları okuyucunun zihninde ölümsüz kılıyor. Bazı öyküler insanın en yaralı, en zayıf ve en gizli yönlerine dokunuyor. Etrafımızda olup biten sarsıcı olayların imgesel olarak nasıl kaleme alınabileceğine dair aradığım tüm cevapları bu kitapta buldum. Özellikle hayvan imgeleri üzerinden karakter inşası, benim için yazarlık anlamında tam bir ders niteliğindeydi. Duygular o kadar gerçekçiydi ki; kendini yiyip bitiren karaktere üzülürken, ilk öyküdeki Süleyman’ın gözlerini sahiden oymak istedim. Gazze’ye ithaf edilen "İhbarname" öyküsü; maskeler, karpuz dilimleri, zeytin, incir ve tüm çaresizliğe rağmen kaybedilmeyen umutla hafızamda sarsıcı izler bıraktı. Kitaba adını veren baykuşun yer aldığı "Damların Efendisi" öyküsündeki ayna metaforu ve karakterin kimlik arayışı, ardından sonuna hüzünlendiğim "Horoz Bünyamin"... "Tuz Süt Yumurta" öyküsündeki Meryem ve anlatıcının ona tuz vermeyerek aslında kendi sonunu hazırlaması... Ve son öyküdeki kardeşin ölümsüzlüğü... Tüm
Baykuş AvazıGülnaz Eliaçık Yıldız · Şule Yayınları · 202521 okunma
Umut mu insanı yaşatır, yoksa gerçekler mi?
Puan vermedi·80 syf.··
2026 11. kitabı
Albaya Mektup Yok kitabı beni oldukça etkiledi. Savaşta görev yapmış emekli bir albay, karısı ve oğullarından kalan horoz etrafında geçen bir hikâye anlatılıyor. Albay her cuma postaneye gidip emekli maaşını bekler, fakat her seferinde “sana mektup yok” cevabını alır. Bu durum onun sabrını ve umudunu gösterirken, aynı zamanda yaşadığı hayal kırıklığını da hissettirir. Karısı daha gerçekçidir ve horozu satmayı ister. Çünkü hayatları çok zorlaşmıştır. Ancak albay, horozu hem oğlundan kalan bir hatıra olarak görür hem de onun dövüşeceği günü bekler. Ayrıca horoz artık sadece onlara ait değildir; herkesin ilgisini çektiği için albay onu satmak istemez. Kitapta hem duygusal hem de trajikomik anlar vardır. Bu yönüyle beni hem düşündürdü hem de etkiledi. Bence kitabın ana fikri de şu: İnsan zor ve umutsuz koşullarda bile umut ederek yaşamaya devam eder, ama bu umut bazen insanı hem ayakta tutar hem de yorar. Albayın sürekli mektup beklemesi ve horoza tutunması bunu çok iyi gösteriyor. Genel olarak kitabı çok beğendim.
Edebiyat
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
“Albaya Mektup Yok” üzerine;
10/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Albaya Mektup Yok Ülkesi uğruna savaşarak yaptığı hizmetlerin karşılıksız kaldığını anlayan, emekliye ayrılmış yaşlı bir albayın 15 yıldır beklediği emekli maaşı üzerine başlıyor. Albay, yıllardır beklediği mektubu ve emekli maaşını umutla bekliyor. Bu mektup ve maaş sadece maddi bir kurtuluş degil, aynı zamanda gururunun ve haysiyetinin de sembolü hâline gelmiş durumda. Postanede "albaya mektup yok!" Cümlesini duydukça umudu da kalbi de yavaş yavaş kırılıyor. Hasta eşiyle bu emekli maaşını bekliyorlar, tek çıkışları bu. Birde oğullarından kalan bir horoz söz konusu. Bir insan, umudunu horoza bağlayacak kadar çaresiz olabilir mi? Olabiliyormuş. Albayın oğlu horozu dövüştürürken askeri rejim tarafından öldürülmüş. Ülkede kendi eceliyle ölen olmadığını söylerken baskıcı rejime de vurgu yapıyor yazar. Zamanında ülkesi için her şeyini veren bir adamın yoksulluk ile savaşı... Tek sahip oldukları bir horoz... Oğullarından onlara kalan tek şey…. Bu horoz, albayın gurur ve umudunun bir sembolü hâline gelir. Ancak albayın umutları, hikayenin trajik sonuyla paramparça olur. Mektup asla gelmez ve emekli maaşı da reddedilir. Albay, hayalleri ve umutlarıyla birlikte, yoksulluk ve umutsuzluğun pençesinde ölüme mahkumdur. Romanın sade dili ve güçlü imgeleri, okuru albayın hikayesine çekiyor ve onu duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Marquez, basit bir hikayeden yola çıkarak, insan varoluşunun karmaşıklığını ve çelişkilerini ustalıkla tasvir ediyor. "Albaya Mektup Yok", kısa bir roman olmasına rağmen, uzun süre aklınızda kalacak ve sizi derinden etkileyecek bir eser.
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
Puan vermedi
Baba sen ne yazdın yaaaa!!! Kitapla ilgili hiçbir şey duymadan tamamen önyargısız başladım kitaba ama açar açmaz paragrafsız bir anlatım ilk önyargıma ulaştırdı beni. Haydi bakalım zor bir okuma geliyor, dedim. Satırlar ilerken noktaların git gide azaldığını farkettim, bir iki sayfa nokta yoktu. Neyse devam et, virgüllerle bağla işte cümleleri, dedim. Üstüne anlatıcılar karışmaya başlayınca eyvah, eyvah, dedim. Geriye dönüşler ve anlatıcının, noktasız, konuşma çizgisiz ve isimsiz değişmesi zor bir okumaya yol açtı. Aynı anlattığı ülke gibi karmakarışık bir anlatım yolunu bilinçli seçmiş yazar kanımca. Llosa'nın Teke Şenliği'ni yeni bitirdigim için anlatılan başkanı Dominik başkanı Trujillo diye düşündüm. Cinsel sapkınlıklar ve öldürdüğü insanları timsahlara atmak onun diktatörlük döneminde olan şeyler. İlerledikçe yazarın tek ondan değil tüm diktatörlerden bir karma yaptığını gördüm. Hepsinden biraz var. Kiminin annesine düşkünlüğünü almış, kiminin saatleri, ayları kendine göre değiştirmesini, kiminin sofrada düşmanını düşmanına yedirmesini, kiminin şüpheciliğini, kiminin sarayda tavuk, horoz vb. beslemesini... Zor ama ilerleyen, anlaşılır bir kitap aslında. Çoğu yeri kafam başka yerlerde okumuş olsam, sayfalarda kaybolsam da anladım. Bir türlü ölmeyen, kaç yaşında olduğu bilinmeyen, kendisine çok benzeyen birini halka kendisiymis gibi sunan, onu öldürtüp, kendi ölümüne kimler üzülüyor, kimler seviniyor görüp ona göre davranan, halkın karşısına çıkmayan, babası bilinmeyen, annesini mumyalatıp, Azize ilan eden faşist General Alvarado bugün de karşınıza çıkabilecek herhangi bir diktatör. Dünya var oldukça olmuş ve olabilecek bir başkan... Tüm faşizanlıkların ve sapıklıkların bir kişide toplanması ise büyülü gerçeklik gibi algılanabilir. Bu da Marguez için vazgeçilmez
Başkan Babamızın SonbaharıGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 19821,407 okunma