Çekirdeği olsa bozkır kalır mıydı bozkır?
Puan vermedi·456 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 02:25
1938 - 1950 arası edebiyat dönemi Atatürk'ün ölümünün ardından İsmet İnönü'nün milli şef ilan edilmesiyle başlar. İsmet İnönü 1939'dan 1945'e kadar 2. Dünya Savaşı yıllarında otoriter bir yönetim sergiler. Atatürk yıllarındaki dinanizm durağanlaşmaya başlamıştır. Atatürk'ün birleştirici kişiliği sayesinde hissedilmeyen ayrılıklar bu dönemde etkisini daha çok gösterir. Biri Sovyet Rusya'yı diğeri Almanya'yı tutan sosyalist ve Türkçü aydınlar üzerinde baskı uygulayan hükümet, 1938 - 1950 yıllarını içine alan bu edebiyat döneminde kentte ve kırsal bölgelerde bir kalkınma hedefi güder. Bu amaçla dönemin milli eğitim bakanı (maarif vekili) Hasan Ali Yücel öncülüğünde köylüleri eğitmek için köy enstitüleri, kentlileri eğitmek için Tercüme Bürosu açılır. (Buraya kadar genelde edebiyat öğretmenimin notlarından yararlandım. Hakkını helal etsin. Diğer incelemelerimde de etkisi var. :)) Köy enstitüleri; tamamen Türkiye'ye özgü, ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla 17 Nisan 1940 tarihinde çıkarılan 3803 sayılı yasa ile açılmış bir okul türüdür. Köy enstitülerinden ileride Fakir Baykurt, Talip Apaydın gibi pek çok yazar ve aydın çıkacaktır. Köy enstitülerinde haftada 44 saat vardır. Bu 44 saatin 22'sini genel kültür dersleri oluştururken 11'er saatini de ziraat ve teknik dersleri oluşturur. Kemal Tahir kimdir? Asıl adı İsmail Kemalettin Demir'dir. 1938'den itibaren hapiste tanıştığı Nazım Hikmet'in eskisiyle toplumcu gerçekçi eserler yazmıştır. Sosyal meselelerin yanında yokluğu ve yoksunluğu konu edinen psikolojik gerçekçi öyküler kaleme alır. Göl İnsanları adlı hikaye eserinde kahramanlar köyden insanlardır. Daha çok romanlarıyla ön plana çıkmıştır. Bazı eserlerinin konuları; •Esir Şehrin İnsanları serisi ➡ milli mücadele dönemi •Rahmet Yolları Kesti ➡ köylü ve eşkiya
Edebiyat
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20171,422 okunma
10/10
·138 syf.··
Beğendi
·
2020 77. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2020 20:01
Aziz Nesin'i samimi kaleminden dolayı çok severim, hatta en sevdiğim Türk yazarı diyebilirim. Bir gün umarım tüm eserlerini okumuş olurum. Aziz Nesin yine her zamanki samimiyetiyle ve mizah anlayışıyla 6/7 Eylül olaylarını bizlere çok güzel aktarmış. O dönemde 'Komünizm' adı altında ne kadar aydın ve sorgulayan insan varsa tutuklanıyorlardı. Rumlar, Atatürk'ün evine bomba attılar gerekçesiyle insanları gaza getirip, sonra asıl suçlunun bir Türk olduğu ortaya çıkıyor. Suçlu yakalanıyor, ama ardından serbest bırakılıyor. Yıllar sonra MİT görevlisi olduğu ortaya çıkıyor (CİA işi bile olabilir, çünkü kitabın son sayfalarında Allen (Welsh) Dulles'in ismi geçiyor. Kendisi John F. Kennedy'in işten kovduğu CİA şefi. Birçok Amerikan kaynadığında bizzat kendisinin John F. Kennedy'i öldürme emrini verdirdiği ve çok acımasız bir olduğu yazıyor. Yani JFK Vietnam Savaşını asla desteklemedi, CİA ve adamları için fazla barışçıldı, ortadan kaldırılması gerekiyordu). Durumu Daniele Ganser son kitabında çok net anlatıyor (Imperium USA -Amerikan İmparatorluğu). Maalesef kitabın Türkçesi şu an çevrilmedi, ama mevcut Daniele Ganser kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Kendisi İsviçreli tarihçi ve barış araştırmacısı. Kitap değerlendirmemi burada paylaştım: #84721288 Yani uzun lafın kısası; O dönem işlerine gelmeyen tüm insanlara ayar vermek istemiş, ancak ayar fazla kaçmıştır. İsmet İnönü olayların farkındaydı. O olmasaydı belki Aziz Nesin'in dediği gibi, ''Salkım salkım asılacak adamlar'' olacaklardı...:( Üzüle üzüle okudum. Ayrıca geçen günlerde Osman Balcıgil'in ''En hüzünlü Eylül'' kitabını okudum ve Aziz Nesin'den esinlenerek o kitabı yazdığından emin oldum! Sayfa 47. 'de Rum-Türk aşk hikayesi fikri aslında Aziz Nesin'den çıkıyor ve benzerlikler çok
Salkım Salkım Asılacak AdamlarAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2015377 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kitap daha çok okunsun diye amme hizmeti
9/10
·536 syf.·
2020 66. kitabı
Celaleddin Vatandaş'ın okuduğum ilk kitabı. Cumhuriyetin tarihine eleştirel bakan ideal kitaplardan biri. Akıcı bir dile sahip olduğu için sıkmadan okutuyor kendini. İlk meclisten başlayıp da 2000li yıllara kadar getiriyor kitabı yazar. Ama Atatürk dönemi diğer dönemlere nazaran çok daha uzun ele alınmış. Kitabın kaynakları noktasında diğer kitaplardan çok farkı olduğu pek söylenemez sanırım. Sık sık meclis kayıtlarına yer verilmiş. Atatürk'ün Nutuk'u dışında Falih Rıfkı Atay, Şevket Süreyya Aydemir gibi yazarlardan yararlanılmış. İnönü, Karabekir, Cebesoy gibi dönemin etkin isimlerinin hatıralarından alıntılar çokça yapılmış. Yine zaman zaman Bernard Lewis'ten, Lord Kinross'tan, Feroz Ahmad'dan yapılan alıntıları da görüyoruz. Bunlarla birlikte dönemin gazetelerinden de birçok alıntı yapılmış. Örneğin Cumhuriyet Gazetesinin de önemli bir yer bulduğunu görüyoruz kitapta. Yani alternatif bir tarih yazımına gerek yok dönemin eleştirisini yapabilmek için...Peki bu kitapta Cumhuriyetin Tarihi olarak neler var? Bazı yazarlara göre Abdulhamid devrini bile aratacak kadar ortadan kaldırılan fikir ve basın özgürlüğü, muhalif siyasilerin demokrasi arayışları, Türkiye'ye özgü dünyada olmayan bir laiklik biçimi, insan hakları arayışları, halk için halka rağmencilerin baskı rejimi, halkın halk partisinden kurtulayım da karşıda hangi parti olursa olsun seçimlerde ona vereyim diyeceği kadar bıkması, Arapça fatiha okumayı bile gericilik sanan ilericiler, İslami değerlere önem veren bir siyasetçinin karşısında içki içmeyi laiklik sanan komutanlar, darbe ile demokrasi getirenler, şaibeli seçimler, halk fakirlikten kırılırken milletvekilleri ve ağaların zenginliği, bankalar ve fabrikaların yönetiminde etkin rol alan milletvekilleri, muhalif düşüncenin vatan haini görülmesi, yazı
Cumhuriyetin TarihiCelaleddin Vatandaş · Pınar Yayınları · 2023200 okunma
10/10
·125 syf.·
2020 197. kitabı
"Okumayı, düşünmeyi, çalışmayı ve her geçen 24 saatimizin planlı işlerini yapmayı, kuruluşunu hazırladığınız müessesede öğrendik. Cehaletin, tembelliğin, sorumsuzluğun ve kötü niyetin amansız zararlarını yenmek için girişilen hamlede görev aldım. Seyfi Koryürek'ten İsmail Hakkı Tonguç'a Ankara'ya gittiğim bir hafta sonunda sahaflardan Köy Enstitüleri hakkında kaynak toplama düşüncesindeydim. Köy Enstitüleri öğrencisi, öğretmeni olup eğitim hayatlarını, Enstitülü zamanlarını anlatan onlarca insan var lakin hiçbirini tanımıyoruz. Bu konuda araştırma yaptıkça her eserde okunacak başka kitapları elde ediyorum. Lakin tüm bu kitaplar; bir sahafta, bir depoda bir yerlerde raflara kaldırıldı ve unutuldu. Sahafta bulunduğum esnada bu "unutturulmuşluğun" nedeniyle Köy Enstitüleri hakkında ne varsa alırım demiştim. Bulduğum kitaplardan biri de "İlkokulcu Öğretmen Gözüyle Köy Enstitüleri" oldu. Seyfi Koryürek Çifteler Köy Enstitüsünde öğretmen olarak görev almıştır. Seyfi Koryürek İlkokul öğretmeni olarak 1939 yılında Manisa'nın Gördes İlçesinde görev aldığı esnada okuma-yazma seferberliğinde aynı yıl içinde en üstün başarıyı gösteren ve bu başarı için ödüllendirilen bir öğretmendir. Bu başarısının ardından Çifteler Köy Enstitüsünün öğretmen alımına başvurur ve Enstitü müdürü Rauf İnan Bey tarafından Enstitüye Öğretmen olarak atanır. Bu kitap iki bölümden oluşmaktadır: 1- Çifteler Köy Enstitüsü anıları 2- Fethiye Köyünün Kalkınması (Fethiye Köyü Malatya'dadır. Seyfi Koryürek'in köyüdür.) Seyfi Koryürek bu kitabı İsmail Hakkı Tonguç'un isteği ve onun anısını yaşatmak için yazmıştır. TONGUÇ'un, Kale yolundaki evine giderek bu albümü sundum. "TONGUÇ albümü eline aldı, karıştırırken kimselerde göremedigim bir coşkuyla konuştu ve çok duygulandı. Bana dedi ki: ". Seyfi, köy
İlkokulcu Öğretmen Gözüyle Köy EnstitüleriSeyfi Koryürek · Görkem Yayınevi · 19912 okunma
Dikkat ciddi spoiler içerir!
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2020 23:10
·
Özet Bölümü: Roman iki yakın arkadaş olan Nihat ve Ömer'in sohbeti ile başlar. Bu iki arkadaş vapurdayken Ömer bir kız görür ve bu kıza aşık olur. Derhal kızla konuşmak için yanına gidince kızın yanında akrabası olan Emine Teyze'yi görür. Uzun süredir uğramadığı bu akrabasının evine vapurda rastladığı bu kız, yani Macide sebebiyle uğramaya başlar. Macide aslen Balıkesirlidir. İstanbul'da konservatuar okumaktadır ve Emine Teyze'lerin evinde kalmaktadır. Ancak Macide bir süre sonra babasının ölümü ve Balıkesir'den yardım yapılmaması gibi sebeplerden dolayı evde bir yük olarak görülmeye başlanır. Bir gün yaşananlardan dolayı Macide, Emine Teyze'nin evini terk eder. Kapıdan çıktığında Ömer'i görür ve onun evine giderler. Birbirini seven bu iki genç artık karı-koca olacaktır. Ancak her şey umdukları gibi olmayacaktır. Ömer ve Macide maddi sıkıntılarla boğuşmaktadır. Ömer çevresindeki insanların da yardımıyla kıt kanaat evi geçindirmeye uğraşır. Bir gün Ömer, Macide ve Ömer'in arkadaşları saz dinlemek için bir mekana gitmişken Macide'nin Balıkesir'deki okul yıllarında öğretmeni olan Bedri ortaya çıkar. Bu günden sonra Bedri sık sık Ömer'lerin evine uğramaya başlar ve onlara destek olur. Bir gece Ömer, Macide ve arkadaşlarının da olduğu bir günde Ömer Macide'nin gözü önünde Ümit diye bir kadınla yakınlaşır. Macide Ömer'den ayrılmak istemektedir ve bir mektup yazar ancak Bedri'den Ömer'in Nihat ve çevresindekiler yüzünden tutuklandığını öğrenir. Tahliye olacağı gün Macide'yi değil sadece Bedri'yi görmek istediğini söyleyen Ömer Bedri'ye artık Macide'yi daha fazla üzmek istemediğini, yalnız kalması gerektiğini söyler. Macide'ye iyi bakacağından, hatta kendisinden bile iyi davranacağından şüphe duymaz. Bedri bu durumu Macide'ye bildirir ve ikisi yeni bir hayata
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
ALO 1919 DIŞA BAĞIMLILIĞI BIRAKMA HATTI!
Puan vermedi·317 syf.··
2020 101. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2020 13:23
+ Dışa bağımlı mıyız? - Yok canım! Ne bağımlılığı? Onlar bize bağımlı. Bizimkisi dudak tiryakiliği. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.                       /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çocuklarınızı Padişahçı değil Milliyetçi yetiştiriniz.                                 /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Bu millet bağımsızlıktan yoksun yaşamamıştır, yaşayamaz ve yaşamayacaktır.                      /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Tam bağımsızlık, bizim bugün üzerimize aldığımız vazifenin temelidir.                  /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Ben, yaşayabilmek için mutlaka müstakil bir mil­letin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli istiklâl bence hayat mesele­sidir.”              /Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk Mustafa Kemal Paşa’nın Türkiye konusunda üzerinde en çok durduğu şey, onun bağımsızlığıdır (istiklâli). Türk gençliğine hitabesinde ‘Muhafaza ve müdafaa’ mecburiyetinden söz ettiği iki şeyden birisi (ve birincisi) Türk ‘istiklâli’dir. 1919 Mayısı’nda, ne diyor: “Türk’ün haysiyet ve izzetinefis ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa mahvolsun evladır. Binaenaleyh, ya istiklâl ya ölüm!” #80571992 "Yaşamak isteyen milletimizin isteği tek kelimede özetlenebilir ve gayet meşrudur: Bağımsızlık. Avrupa’nın yöneticilerden ve sermayedar­lardan ayrı olan asıl milletleri, bizim hayatımızı bile çok görmüyorlar. Eğer bugün Fransız milleti ile, İtalyan milleti ile, hatta İngiliz milleti ile düşmanlık halinde bulunuyorsak, bu milletlerin seslerini işittirememelerinden ve kendi yöneticilerinin istila ve sermaye emelleri için bizi yok etmelerine ses çıkaramamalarındandır.”(Başbuğ Mustafa Kemal) ●●● Bu kitap çok değerli yazarlarımız; Attila İlhan Uğur Mumcu Doğan Avcıoğlu Niyazi
Tarih
Atatürkçülük NedirUğur Mumcu · İleri Yayınları · 200385 okunma