Mert Ona Denmiştir
Puan vermedi·450 syf.·
2020 20. kitabı
Besmele-Hamdele-Salvele.. Merhum Şeyh Galib Hazretlerini Rahmetle yâd edelim. Hamd ile salvele getirip evvala; Hazretin ruhuna bir Fatiha armağan edelim. *** Ey şair! Şimdi çağın icbarına ses ver.. Komşun duvarında istinad olmuş gibi komşundur şu hayat. Hapsetsen kendini söyle ne çıkar? Bir bardak yetişir de sana ihtarını infaz eder; "daya beni o muhkem duvara, bak bakalım hayat ne söyler?" Bir hülya aroması sanmışsa şiiri, kağıt yangını elbet munis gelir orman yangınından. Ama bir ağacı yakan şey, bir kağıt parçasıdır. Hazin bu ya, sonra yakan bir ağacı, yanı başındaki ağaçtır. Öyleyse çaputlara yazılmış bu hakikati imha yollarının en sefinesine hasr'et. Gürce dür, hürce yutuver. Telaşa mahal bırakma o dem; bu satırlar önce Allah'ta, sonra hıfzında emanet. Ey şair! Bir kez daha çağın icbarına ses ver.. Şımartılmak istiyorsan, hınca hınç doldur fiyakayla mısraları. Bu gibi anlaşılmaz yaz. Ama seni mutmain etmez bu övgüler. En iyi ihtimalle sana "Cahit Zarifoğlu kadar kapalı yazıyor" diyecekler. Bu memnun edecekse seni, terk et menzilini de şanın yürüsün. Çünkü sen şair, mukayese indinde yalın kaldıkça büyürsün. Derdine konçerto eşlik etsin de evvela basmalı fistanlar adı konmamış çiçeklerin baskısıyla giydirilsin. Fiyakalı bir dert olmadıkça derdin, vah ki şiir cambazı.. sen ne söyleyebilirsin? Ama olmaz böylesi. Haydi gel, çağın icbarına ses ver. Şahidim, sana mühimmat kadar hayati şeyler söyleyecek. "Sana olan aşkım, kavgam kadar büyüktür" demedikçe bir şiir, sakıttır artık. Çünkü kozmetik sektörüyle yarışandır göle atılmış bir pirana. Fakat bu anlamsız yarışa girişmekten imtina eden taraf pirana olacaktır. Nitekim kozmetik, Kanunî devriyle kıyasa muktedir olacak kadar kudrete haizdir. Heyhat! Şiir bile kozmetiğin midesindedir. "Sana olan aşkım, gratis
Şiir
Şeyh Galib DivanıŞeyh Galip · Akçağ Yayınları · 076 okunma
Dümdüz git ! İlk gördüğün SOL'dan dön Abi = 68'in Dönekleri
Puan vermedi·177 syf.··
2021 611. kitabı
Kimin kayığına binerse onun küreğini çekenlere inat Biz hâlâ Bandırma Vapuru’ndayız! O gece herkes tüm Türkiye her birimiz ÜÇER defa asıldık. Abdi İpekçi 'nin de dediği gibi "TANRIM BİR DAHA OLMASIN !" Doğruları ve yanlışları ile ne olursa olsun, 'Atam geldikleri gibi gitmişlerdi, yine geldiler. Geldikleri gibi yine gidecekler' sloganı ile ilhamını Kuvayi Milliyeden alarak 7 düvelden 6.Filo'ya karşı bağımsızlık için mücadele eden 1919'daki devrimci ruhu, 1968'e taşıyan 68 Kuşağı saygı ile anılmayı hak eder. Çünkü onlar Gençliğe Hitabe'deki gençlik. Bursa Nutku'ndaki gençlik. Öleni 68'li. Döneni Allah'a havaleli. . Bir inceleme yapmak fikri aklımda yoktu fakat İsmet Özel'in eski TİP'li olduğunu öğrendiğim satırları okuduktan sonra cahil olduğumu ilan etmek istedim. Gerçi Arkadaş Zekayi özgerle yürüyüş yaptığını biliyorum Ulus'ta. Biraz şimdi yavaş yavaş oturdu beynime. Zaten aslında beklenir hareket. Genelde eski komünistler bugün ancak din yoluna dönüyorlar , milliyetçi olacak halleri yok ya :) Omurgasızlara yakışan ya islamcı ya da komünist olmaktır . Ya yeşil komünist ya kızıl işte. Bu kitabın özü türev integral bilmem diğer 68 - konulu kitapları bilmem. Daha okuyacağım ama şöyle özetleyim. Bu kitap ne övmek için ne gömmek için yazılmış. Daha doğrusu Hulki Cevizoğlu üstadın bir tv programındaki röportajların derlenmesi. Bu kitaptaki tek amaç 68'i doğruları ve yanlışları ile sunmak.
Siyaset
Kod Adı: 68Hulki Cevizoğlu · Toplumsal Dönüşüm Yayınları · 0115 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·688 syf.··
2021 4. kitabı
Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisinin 15-20 Ekim tarihleri arasında Ankara da toplanan İkinci Kongresinde okunmuştur. Konuşma otuz altı buçuk saat sürmüştür. Nutuk 1919’dan başlayarak 1927 ye kadar olan tarih dilimini incelemektedir. Bu dönem üç bölümde ele alınmıştır. 1) Kuva-i Milliye (Ulusal güçler) Dönemi Nutukta yeni Türkiye Devletinin kuruluşu anlatılmaktadır. Yeni Türk devletinin kurulmasındaki maksat da şu şekilde açıklanmıştır: Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu da tam bağımsız olmakla sağlanabilir. “Ne kadar zengin olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus uygar insanlık karşısında uşak durumunda kalmaktan ileriye gidemez.” demiştir ve Mustafa Kemal Atatürk şu sözleri söylemiştir “Türkün onuru, kendine güveni ve yetenekleri çok yüksektir. Böyle bir ulus tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.” Diyerek kurtuluş isteyenlerin parolasının “Ya bağımsızlık ya ölüm olduğunu “ söylemiştir. Burada devlet kurmanın zorlukları görülmektedir. Atatürk Samsun’a çıktığı anda ülkenin genel durumu; Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu topluluk savaşta yenilmiş Osmanlı Ordusu zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes imzalanmış, ulus yorgun ve bitkin bir durumda, ulusu ve ülkeyi savaşa sürükleyenler yurttan kaçmış, padişah ve halife soysuzlaşmış, kendini ve tahtını koruyacak alçakça önlemler araştırmakta, hükümet yüzsüz, onursuz, korkak, ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta, yurdun dört bir yanındaki topluluklar devletin bir an önce çökmesine çaba harcıyorlardı. Bu şekilde açıkladıktan sonra ulus egemenliğine dayanan kayıtsız şartsız yeni bir devleti kurmak için izlediği politikayı, karşılaştığı güçlükleri bunalımları ve çatışmaları anlatmaktadır. Bu haliyle Nutuk, sömürgeci devletlerin altında yaşayan
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,4bin okunma
Umut tuz gibidir, beslemez ama ekmeğe tat verir..
10/10
·324 syf.··
2019 170. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2019 14:54
Sözlük anlamı fazlasıyla tanıdık olan "halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi" ise günümüzde pekte kullandığımız kullanılmış olan, Antik Yunanca'daki demos(halk) ve kratos(iktidar) kelimelerinin birleşmesinden/karışımından oluşan demokrasi üzerine sert eleştiri ve iktidar siyasi erkinin elindeki gücü kaybetmemek adına neler yapabileceğini gösteriyor yol kitabı resmen.. Körlük kitabı kadar yoğun bir içeriğe sahip yavaş akıyor bana göre kitap. Ama içerisinde ki o sevdiğimiz karakterler ayrı ayrı hafızamıza yer alıyor. Ve her zaman ustaca yaptığı sistem eleştirisini bu eserde yoğun bir şekilde görüyoruz, ülkenin başkentinde yapılan seçimde, insanların sağcı-merkezci-solcu partiler dururken(!) tamamen özgür iradeleriyle boş oy kullanmalarıyla başlıyor. birbirinden farklı şekilde Ve birden aslında adına demokrasi (pekte göremediğim)dediğimiz düzen karşısında bir dilemma(ikilem) buluyor. Ve bu tehdit karşısında iktidar karşı durur mu, bu organize bir suç(!)un gerçek sahibini bulmak ve halka gününü göstermek adına çalışmaya başlıyorlar. Hikayede sağcısı-merkezcisi-solcusu parti ekseninde güncel siyasi akımları, iktidar yargı erki(pederşahilik) ve özellikle bakanlar üzerinden hükümet olgusunu ve özgür irade dediğimiz demokrasinin aslında o kadar özgür olmadığını deyim yerindeyse yıka yıka ortaya koyuyor Saramago. Güç sahiplerinin gücünü kaybetmemek adına ne kadar çirkinleşeceğini, yozlaşabileceğini görmek için dünyadaki herhangi bir kimsenin çok uzağa gitmesine gerek olmadığını göreceğiz.. Her şey herkesin yanı başında hatta bitişinde oluyor. Ve sayın https://1000kitap.com/yazar/Ismet-Ozel şairin dediği gibi "Her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar". Gerçekten de her şey biz yaşarken oldu, bunu bilelim hepimiz Biraz tanıdık şöyle ki; bu ülkenin
1000Kitap
GörmekJosé Saramago · Can Yayınları · 201522,9bin okunma
Ben tutmuşum bir çiçeğin kalbini öpüyorum...
Puan vermedi·60 syf.··
2021 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 20:21
Okumaya başlamadan önce bazı kitapların kapaklarını açıp açıp kapatan bir ben değilimdir umarım.. Başlangıçta duyduğum heyecan, sayfalar azaldıkça yerini bir miktar hüzne bıraksa da bu kitabı okuduğum için çok mutlu olduğumu söylemeliyim. Yazara ayrı, kalemine ayrı saygı duyuyorum ki iyi ki tanıdım, iyi ki okudum! Niçin şiir okuruz? İsmet Özel'in de dediği gibi, herhalde yokluğunu hissettiğimiz bir şeyleri tamamlamak için. İçinizde bir yerde acı verici bir boşluk olduğunda veya tanımlayamadığınız hisler sizden taşmak üzere olduğunda ne yaparsınız? Sığ hislerden bunalmış bir vaziyette tekrar bir insanla mı konuşursunuz? Eminim bir kitap alıp okumak çok daha iyi gelecektir. Hem de Bir Sancının Panoraması çok çok daha iyi gelecektir :) Yazarı bu uygulamada kendi şiirlerini seslendirirken tanıdım. Kendisinin de söylediği gibi insanın kendi şiirlerini okuması garip bir duygu, biz okurlar için de direk yazarın yorumlamasını dinlemek garip bir duygu.. Çok sevdiğim "Mina"şiirini de ilk defa kendisinden dinlemek güzel bir histi doğrusu. (Tanışma videosunu bile birkaç kere seyrettiğimi hatırlıyorum, samimiyet böyle bir şey! m.youtube.com/watch?v=XTX_J62...) Zaman zaman bu yoğun şiirleri buğulu gözlerim yüzünden okuyamadım. Tarih boyunca katledilen çocuklar, genç yüreklerin insanlık adına verdiği mücadeleler... İsrail buldozerinin önünde Filistinli çocuklar için can veren Rachel...limon ağaçlarının altına gömdüğümüz acılar, en ihtiyacımız olduğu anda umudunu bize sunan gürbüz çocuk... kalbinden öptüğüm çiçekler... sadece afilli konuşmayı bilen doktor...nereye gittiğini bilmediğim yığınla insan...görgüsüz bir ev sahibi; hayat...ve kahrolası yalnızlığın bıraktığı acı bir tat... Bu sözcüklerin ve şiirlerin hepsi birbirinden güzel, her
1000Kitap
Bir Sancının PanoramasıFurkan Güreci · İzan Yayıncılık · 202173 okunma
Şairle Sohbet
Puan vermedi·285 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 11:09
Bugün günlerden Ülkü Tamer, İsmet Özel’le başlayan etkinliğe (#108590209) uygun olması için aynı şairin sözleriyle giriş yapalım incelemeye, “Ben yaşarken oldu her şey.” Ben de bahar teması ve çiçeklerle başlayan bu etkinlik sayesinde usta bir şairin günümüze bıraktığı şiirlerle tanıştım yaşarken. Bu yüzden farklı bir şairle tanışmama vesile olan Mona ve Sümeyra Özat ‘a teşekkür ediyorum. Mısralara dökülmüş kelimeler bir bahar ferahlığı gibiydi ikinci yeni akımından bizlere kalan. Daha önce hiç okumadığım bir şair Ülkü Tamer. İkinci yeni akımı içinde yer alan bu çok yönlü sanatçıyı inceledikçe şaşkınlığım artıyor. Ben sadece bir gün okurum diye aklımda tuttuğumu sanırken, sevdiğimiz birçok türkünün sözlerinin ona ait olduğunu, tanıdığımız birçok bestede imzası olduğunu öğreniyorum. Öğrenmenin sonu yok:) Dolayısıyla, “biz seninle çok önceden rastlaşacaktık,” diyemiyoruz. O kadar uzağımızda değilmiş meğer. Yeni tanıştığımızı sanıp eski tanışıklığımıza devam edelim o halde. Şairin şiir dünyasına merceğimizi tuttuğumuzda zıt imgeler dikkatimizi çekiyor. Ölüm, orman, silah, yalnızlık gibi imgeler terazinin bir kefesinde, güvercin, gemi ve sevişmek gibi imgeler terazinin diğer kefesinde. Yaşamla ölüm gibi, insana dair ne varsa dökülüyor mısralara. Tam da kitabın arka kapağında yer verildiği gibi, “Hem bir taş onun şiiri, hem bir çocuğun yüzü. Hem yalın ve sert, hem kırgın ve kapalı.” Kelimelerin peşine takılıp biraz daha derine inelim şimdi adım adım. Üşenmedim saydım demeyeceğim. Anahtar kelimeleri girdiğimizde Word sayısını söylüyor hepsinin. Bakalım hangi imgeleri kaç defa kullanmış Ülkü Tamer bu şiir kitabında. Ölüm: 86 Silah:18 Ot: 70
Yanardağın Üstündeki KuşÜlkü Tamer · Kırmızı Yayınları · 2006570 okunma