Afrodizyağı acilen bırakman gerek Kaur.
2/10
·208 syf.··
2023 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Mart 2023 21:43
Şu ana kadar okuduğum en kötü kitap hakkında birkaç yorum yapayım ki siz de benim gibi sırf bazı alıntılarını beğendiğiniz için kitabı okuma gafletinde bulunmayın. Bu kitap hakkında olumsuz yorumlar görmüştüm ve "Ne kadar kötü olabilir ki?" diye düşünmüştüm, bir kitabın ne kadar kötü olabileceğini merak etmiştim, cevabını buldum. Bu kadar olur. Ben bir şey okudum ama bu kitap değil, şiir de değil. Bilgi verici bir metin desek o da değil. Yazan kişinin, afrodizyak etkisindeyken yaptığı karalamalar diyeyim en iyisi. Çizimleri de göz önünde bulundurursak karalamalar demek uygun olur. Bu karalamalar için +18 demek yeterli olmayacaktır, +180 belki... Kitabın arka kapağında Süt ve Bal aşk, kayıp, travma, sömürü, sağalma ve kadınlık hakkında "bir şiir denemesi" denilmiş. En azından kitaptakilerin şiir olmadığını kendileri de kabul etmiş. Kitabı yazan ve basanlar bile böyle düşünüyorsa, okuyan olarak benim olumsuz eleştiri yapmam çok normal. Bu şiir denemesi için, yazan kişiye "lütfen bir daha deneme" demek istedim. Bazı kitapları beğenmediğim oldu ama bu kadar değildi hiçbiri. Yazan kişi, başlarda istismar edilmiş kız çocuklarını, kendi travmalarını anlatırken, üç beş sayfa sonra tabiri caizse tam bir mart kedisine dönüşüyor. Yazdığı aşk şiirlerinin, mektuplarının duygularla ilgisi yok tamamen hormonal. O kötülerden en edepli olanı yazayım mesela: "Yut beni bebeğim." Dikkat edin buna en edeplisi dedim, diğerlerini siz düşünün. Kitabın edep boyutunu da geçelim, herkesin inancı ahlâkı farklı diyelim. Edebi açıdan değerlendirelim: "Yut beni bebeğim." Bu nasıl büyük, derin bir aşktır. Bu nasıl bir ifade gücüdür.Şu cümleyi okuyunca gittim bir saat ağladım, ne aşklar var böyle dedim (!) Sevmeyi sadece bedene indirgeyen, hayvanca içgüdüleri aşk diye yutturmaya çalışan bir
1000Kitap
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
Türkçülükle Kin Arasında Sıkışmış Bir Kalem
3/10
·136 syf.··
2022 66. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2022 17:26
Türkiye’deki kavram karmaşalarının bir başka abuk örneği olan kafatasçı. Türkçülük çizgisini severim, Türk kültürünü de benzer şekilde. Türkler tarihin gördüğü önemli milletlerden biridir bence ama Nihal Atsız kafasına ulaşacak kadar da yüceltmek bana akla yatkın gelmiyor. Adamın düşünceleri öylesine uç ki, az biraz ilerleyip köşeyi dönsen karşına Hitler çıkar. Atsız'ın kafatasçı Türklük anlayışının peşine takılırsanız, dünya üzerindeki Türk sayısı Asya steplerinde yaşayan bir avuç Türk'ten öteye geçmez. Atsız ekolünü gülünç buluyorum. Akla yatkın Türklük anlayışı, Yusuf Akçura/Ziya Gökalp ekolüdür. Bilemiyorum belki daha derinlemesine bakıp anlamaya çalışmak lazım ama benim yakın olduğum ekol Ziya Gökalp ve Namık Kemal çizgisi. Çok uçlara değmeden ama omurgalı bir duruş sergileyerek yaşamak. Atsız çok iyi bir tarihçi ama duygusal refleksleri yüzünden iniş çıkışları çok keskin. Cumhuriyetin ilk dönemleri hakkındaki o korkunç hakarete varan eleştirilerini ve Atatürk hakkındaki tutarsızlığını dikkate aldığımda, kendisine karşı yakın bir duruşum söz konusu değil. Özellikle Rıza Nur'la tanışınca, kişilere, olaylara ve ideolojilere karşı bakışında korkunç bir değişim yaşanıyor. Z Vitamini romanında Atsız, modern tıbbı, ilaç endüstrisini ve bilimsel otoriteleri eleştiriyor. Bu bölüm, ilk bakışta “komplo teorisi” gibi görünse de, aslında dönemin bilimsel gelişmelerine karşı bir şüphecilik içeriyor. Z Vitamini, uydurma bir molekül; ama Atsız bunu kullanarak “bilim dalkavukluğu”na saldırıyor. Yani her söylenene inanan, sorgulamayan, akademik otoriteyi tanrılaştıran bir zihniyeti hedef alıyor. Ancak alt metin burada da boş değil. Atsız, Z Vitamini’ni sadece bilimsel bir alegori olarak değil, aynı zamanda İsmet İnönü döneminin “zayıf liderlik” algısına bir taşlama olarak
Edebiyat
Dalkavuklar Gecesi - Z VitaminiHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20198,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Başkanın Emirleri 1 - Amerika Krizde
10/10
·903 syf.·
2022 146. kitabı
Salyangoz Yayınları tarafından Ekim 2006 yılında yayınlanan, yazar Tom Clancy kalemindei Türkçe çevirisi Kazım Uğur Kızılaslan tarafından yapılan 903 sayfa gibi baya büyük ve kalın olan bir kurgu-macera-casusluk türü roman olan Amerika Krizde kitabı. Kitap yazarın diğer kitapları gibi macera-aksiyon-heyecan ve kurgu dolu olup sahne sahne ilerliyor. Kitap baya kalın bir kitap. Zamanı olanlar ve bu türk kitap okuyanların kaçırmaması gereken bir kitap bence. Kitap ABD Meclisine bir Japon tarafından ele geçirilen ve depoları dolu olan bir uçağınaintihar saldırısı yapması, ABD Başkanı ve Devlet yöneticilerinin bir çoğunun ölmesi üzerine ABD Anayasası gereğince ABD Başkanı olan ve yazarın diğer kitaplarından da tanıdığımız kahramanımız Jack Ryan'ın maceraları ile başlıyor. Kitap yukarıda da dediğim gibi sahne sahne ilerliyor ve bu bence çok hoş. ABD Başkanının kendisi, ailesi, yakın çevresi, Beyaz Saray ve ABD Devlet organları, basını ve halkı ile olan mücadelesi çok güzel irdelenmiş. Kitap ve filmlerde klasik ABD düşmanı! olan İran'lı bir Molla tarafından organize edilen ve bilahere İran ve Irak'ın birleşmesi ile kurulan sözde Birleşik İslam Devleti ile mücadelelerinin başlangıcını anlatıyor kitap. Kahramanımız Jack Ryan'ın ABD devlet organlarındaki bürokratlar ve basını ile olan mücadelesine çok geniş yer verilmiş. Kitabın arka sayfasına görüşlerini yazan Radikal Gazetesi yazarı İsmet Berkan'nında görüşlerinde belirttiği gibi kitap 11 Eylül 2001 yılında ABD'deki İkiz Kulelere yapılan saldırı olaylarını sanki öngörmüş. Çünkü kitap ABD' de ilk defa 1996 yılında yayınlanıyor, yani 11 Eylül saldırılarından 5 yıl önce. Zamanı olanlar için gayet güzel bir kitap.
1000Kitap
Amerika KrizdeTom Clancy · Salyangoz Yayınları · 200614 okunma
Bir kuşu öldürür mü bir kafes?
10/10
·66 syf.··
Beğendi
·
2022 69. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2022 21:19
Ah Rima.. "İsmini andığımda gövdemde kelimeler tutuşur" s.13 Bu dize, kitabı okuyup bitirdiğimde tüm duygularımın özeti niteliğindedir.. Sayfaları az, ruha dokunuşu çok olan bu eseri bir süre baş ucumda tuttum.. Öyle bir çırpıda okuyup bitirmedim. Amacım sadece okumak değildi. Hepsini sindirmek, anlamak derinlerine inmek istedim. 40 gün sürmüş olmasından belli oluyordur zaten :)) Bir kaç şiirini farklı zaman ve mekanlarda okuyup farklı anlamlar buldum içerisinde.. Güçlü mısraları ile bazen mahzun bazen umut dolu devam ettim okumaya.. İyi bir İsmet Özel okuyanın kaleminden çıktığı oldukça belli.. Bazı dizelerinde verdiği o çarpıcı tat bunu hissettirdi bana.. "Küllere hükmeden bu rüzgarlardan başka Bir lisan bilmem.." s6. Umarım o hünerli lisanı hiç değişmez Şairimizin.. Gelecekte sıkça duyup dilimize aşina şiirleri olacağını şimdiden görür gibiyim.. Sevdiğim bazı alıntılar ile veda etmek istiyorum.. #177172516 #177304865 #178127280 #180421291 #177790091 Üslubu ve gönlü zarif insan.. Vesselam..
Şiir
RimaDoğan Bekir Baran · Gülnar Yayınları · 202226 okunma
Genel itibariyle distopik ama ütopik unsurlar da içeriyor...
8/10
·121 syf.··
Beğendi
·
2022 33. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 11:39
Bu kitabı okuduktan sonra içinde geçen hikayeyi oldukça özgün buldum ve "acaba yazar bu kitabı yazarken başka bir eserden esinlendi mi?" diye düşündüm. Gezinirken, Tersine Gezegen adlı kısa hikaye gözüme çarptı. Tersine Dünya'yı değerlendirmeden önce bu kısa hikayeyi de okuyarak soruma cevap almak istedim. Başka bir eser ile var mıdır bilemem ama en azından Tersine Gezegen'de yer alan hikaye ile Tersine Dünya'daki hikayenin -zamanın geriye yürümesi- dışında benzerliklerinin olmadığını görmüş oldum. Asıl konumuza dönecek olursak; yazar Mustafa Kızılkurt, Tersine Dünya'da, "zaman eğer tersine işleseydi neler olurdu?" sorusuna cevap olarak ilginç, yer yer eğlendirici ama genellikle düşündürücü bir senaryo ortaya koymuş. Angela Carter, "Bir kitabı okumak, onu kendin için baştan yazmak gibidir." diyerek adeta her okurun okuduğu her kitabı yeniden yazdığını ifade eder. Bu bağlamda yazarın Tersine Dünya'da aktarmak istediği felsefeyi veya mesajları tam anlamıyla özümsemiş olmam belki pek mümkün değil ama en azından kendi adıma şu çıkarımlarda bulunduğumu söyleyebilirim: * İnsan hayatının doğum-gelişme-olgunlaşma-yaşlanma-ölüm şeklinde yaşadığı döngü tersine yaşansa, yani; ölenlerin dirildiği, giderek gençleştiği, gençlerin ise çocuklaştığı ve hayata geldiği gün son nefesini tükettiği bir zaman bükülmesi gerçekleşse her şey şu anda olduğundan daha acı verici, kayıplar çok daha telafi edilemez olur. * Teknolojik gerilemenin hedef olduğu, haberleşme vasıtalarının giderek yok edilmeye çalışıldığı bir hayat biçimi en çok ilkel düşünceli ve ilkellikten beslenen yönetim mekanizmalarının hoşuna gider. Tersine Dünya'da yaşandığı gibi ilerleme ve
Hayat ve İnsan
Tersine DünyaMustafa Kızılkurt · Sapiens Yayınları · 0326 okunma
Nedir bu Tahrir Vazifeleri?..
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2022 68. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2022 22:48
İnsan olarak diğerleriyle aramızda, bizi dünyaya iliştiren ortak bir bağ vardır.Ben-sen ilişkisinin arz ettiği bu durum, biz insanoğlunu "ünsiyet" kurabilen, tanışıklık edebilen birer varlık haline dönüştürür.Peki ya insan-nisyan ilişkisine ne demeli?Beşer hafızası nisyan ile kaimse, bu hakikat ünsiyet kurabilen kişioğlunu nereye götürür? Bu konuda Ekrem Demirli hocanın Lacivert dergisinde harika bir yazısını okumuştum.Tabi bu yazıda da hocanın yazısına atıflarda bulunacağım.Aşağılara linkini de bırakırım inşallah:) İncelemeye bu nüansı sorgulayarak başlamanın sebebi de İsmet Özel'in kitaba böylesine bir giriş yapmasından mütevellit sanırım.Keza kitabın girişine yerleştirilen Bakara Suresinin 286. ayeti de beni bu hususta bir hayli düşündürdü: "Ey Rabbimiz, 'unuttuk' yahud yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme…" "Bizler yalnızca muhtaç yaratıklarız." diyor İsmet Özel.Ve insan olarak dünyayla ilişkimiz tam olarak burada yani yapmaya muhtaç olduğumuz,yaptığımız ve yapacağımız işlerin hizasında başlıyor. Mümin kul olmanın insanı yükselttiği "vasat ümmet" kademesi de bizi bu konuda taçlandırıyor diyebiliriz hatta.Sağımızda ve solumuzda bulunan,amellerimizi tespit edip konuşmalarımıza katılan iki melek, bize tam olarak bunu hatırlatıyor:Yani "Sen ve ben tuzağa yakalanmadığımız kadar insanız…" Başta insanın "ünsiyet" kurabilen birer canlı olduğunu söylemiştik.Kelimenin Arapça kökenleri ise bize bu anlamdan çok daha fazlasını vadediyor.Söz gelimi, köken olarak ileri sürülen"nisyan" kavramı "Yabanilik ve ehlilik (vahşet ve üns)" kavramlarına kıyasla daha çok rağbet görmüş kültürümüzde.Ancak söz konusu olan varlığın mihverindeki insan olunca bu kelimeyi sadece unutmak anlamına gelen kökeni ile bağdaştırmak yeterli değil.İşte bu yüzden 'İslam ahlakçıları da "unutma" kelimesini
1000Kitap
Tahrir Vazifeleriİsmet Özel · Tiyo Yayınları · 20141,478 okunma