10/10
·148 syf.··
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 11:53
Bir kitap düşünün, önsözünden başlıyor sizi heyecanlandırmaya, başka şeyler okuyacağınıza dair, içinizde kıpırtı oluşturuyor. Hikâyelerin her biri çok insanî, bir yandan öyle bir dünyadan, bir yandan öyle bir mahalleden, ama hepimizden. Hepimizden demişken; iç dünyamızdan, kalbimizden, duygumuzdan, öylesine tanıdık. "Toplu kaldırımlarda omuzlarımızın çarpıştığı milyonlarca kent yalnızı... Tanıdık insanlar... Bazı umutlarla, bazı umutsuzluklarla evlerine sığışan insanlar... İşten eve uzayan o yolculuklarda başlarını otobüs camına dayadıklarında neler düşünürler acaba? Kendilerine lütfedilen kısa akşam vakitlerini nasıl yaşarlar? Psikologları, sosyologları, deontologları, onkologları göreve davet ederim; araştırılsın." Diye ifade etmiş yazar ve tam da burada başlıyor bu hikâyeler... Bizim penceremize doğru... Kitabı çok beğendim, çok akıcı, farklı üslubuyla okunmaya değer. Teşekkürler.
Hudâyinâbit ÖykülerAydın Türk · İkinci Adam Yayınları · 20252 okunma
10/10
·176 syf.··
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:46
Abullabut, basübadelmevt, dilnişin, enaniyet, harfendaz, hodfuruş, hudayinabit, kelamıkibar, lâyâkıl, malayani, musanna, mültefit, peryavşan,şetaret,tahammülfersa, üvendire... ve yüzlercesi kelime ile tanışmak istiyorsanız okuyun derim. Akraba olduğu kelimelerle beni şaşkına çeviren bir sürü kelime ile tanıştım. Severek akıcı bir şekilde okudum.
Edebiyat
Sözün Başladığı YerErhan İdiz · Profil Kitap · 2021595 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·
Beğendi
“Babam elektriği olmayan bir köy evinde dünyaya geldi ve ben geceleri parlak ışıklı sokaklarda kayboluyorum. Hikâyemin bir hikâyesi var. Her şeyin gittikçe daha iyi olacağına inancım benliğime sıkı sıkıya eklemlenmiş ise de zaman zaman her şeyin dağılıp yeniden birleştiği doğrudur.” “İnsanca, pek insanca.” buyurdu filozof. Tesellimiz başka ne ola ki? İnsanca -yetmez- pek insanca şiirler, öyküler, filmler… Biraz okudum, biraz seyrettim, biraz hissettim, biraz yazdım. Yıldızların başka insanlarca yakılmış ateşler olduğunu düşleyen murislerim gibi... Kentten-taşradan, gerçekten-hayalden, bu dünyadan-başka dünyalardan insanlar yazdım. Çünkü günlere yaraşıyor… Günlere yaraşıyor öykülenmek, Kement atıp yıldızlara, Okyanus üzeri, az şımarık… Az şımarık, çok mecaz, Bakın, günler öyküleniyor; Hudâyinâbit, şair biraz. Hepsi bu…
Hudâyinâbit ÖykülerAydın Türk · İkinci Adam Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi·149 syf.·
2025 11. kitabı
Genel anlamda mükemmel diyemeyeceğiniz, başucu şiir kitaplarım arasında yerini alacak bir kitap. İçerisinde çok beğendiğim 3-4 tane şiir var. (Holofira gibi.) Sırf “rab bu nasıl denizdir, yüzme bilen kuşu yok.” mısrası için almıştım. İyi okumalar
HudayinabitSüleyman Çobanoğlu · Ötüken Neşriyat · 2020500 okunma
Bir Yüreklendirme
Puan vermedi·92 syf.·
2024 24. kitabı
anna karenina'nın giriş cümlesiyle başlamak istiyorum incelemeye: "bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." iletişim yayınlarının psikoloji serisinden çıkan bu kitap mutsuz olmamızı istiyor ısrarla. mutsuz olmakla herhangi bir sorunumuz olmasın istiyor daha doğrusu. kendime "ben mutlu muyum veya mutsuz muyum" sorularını soran biri değilim. her iki durum da çok uç nokta... bizi mutsuz eden onlarca durum olmakla birlikte mutlu eden, sevindiren durumlar da oluyor elbette. mühim olan mutlu olmaya endeksli olmamak, mutlu olmak zorunda hissetmemek. "bak mutsuz olmak da var, bunu da yaşa, hakkıyla yaşa" diyor yazar. aslında bana çok yeni bir şey katmadı, genel olarak bakış açımı yansıtan bir kitaptı. bununla birlikte yazarın değindiği noktaları çok beğendim. örneğin toplumun geneline, tarihine baktığımızda insanların ne zaman mutsuz olurlarsa o zaman yeni buluşlar keşfettiğine, yenilikçi ve üretken yönlerinin açığa çıktığına değiniyor. kitapta bunu şu şekilde ifade ediyor: "Galilei ve Einstein gibi kâşifler kafalarını çatlatırcasma düşünmeye gömülüp durmasalar, Madam Curie gibi araştırmacılar hayatlarını riske etmeseler, ne olurdu? ona bu dünyada bir çare bulunsa Heinrich von Kleist’m eseri meydana gelir miydi? kendine ve sanatına bakarken hiçbir gerginliği olmasa Vincent van Gogh fırçasını tuvale öyle şiddetle vurur muydu? Sisyphos Efsanesini yeniden anlatan Albert Camus’yü mutlu bir insan olarak mı düşünmeliyiz?" değindiği bir başka nokta ise kendimizi mutlu olmaya şartladığımızda en ufak aksaklığın dahi canımızı ne kadar sıktığı.. kolumun kapıya takılması dahi oturup ağlamama neden olabilir böyle bir durumda. sürekli mutlu olmak isteyen birisine bir müddet sonra bizzat kendisinden gına gelir. son olarak mutlu olmakla huzurlu
Psikoloji
Mutsuz OlmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınevi · 20206,3bin okunma
Puan vermedi·517 syf.·
2023 34. kitabı
Son zamanlarda lise yıllarımda yahut üniversiteye başladığım günlerde okuduğum 10-15 kitabı bir kere daha okuyorum. O zamanki toyluğumla dünyayı algılama biçimimle, hudutsuz heyecanımla, havai zihnimle, yıpranmamış ruhumla okuduğum eserleri bugünkü halimle, türlü badireler atlatmış ruhumla yani en olgun ve en son son vaziyetimle bir kez daha okumak ayrı bir zevk veriyor bana; bu ikinci ve üçüncü okuyuşlarda çok farklı şeyler buluyorum. Normalde bunu asla sevmem, bir eseri iki kez okumuşsam beğendiğimdendir, üç kez okumuşsam muhteşemdir, Martin Eden'ı 3 kez okudum. lisede, üniversitede, şimdi... Ve eserin içindeki bir cümle bu durumu açıklıyor: "Bir kere değil, iki kere değil, tam üç kere okudum. Sana edebileceğim en büyük iltifattır bu." #217930714 Martin Eden, işçi sınıfı bir ailede herhangi bir eğitim almadan büyüyen fakir bir genç denizci olan Martin Eden karakterine odaklanıyor. Martin, dünyaya neler yapabileceğini göstermek için yazar olmayı ve sosyal sınıfın saflarında yükselmeyi hayal ediyor. Bu bakımdan Martin Eden, Jack London'ın, bir izdüşümüdür, onun gölgesidir ama romanda politik Martin politik olarak daha farklı konumlandırılır, söz gelimi Jack London Sosyalisttir ve Martin Eden, sosyalizmi "köle ahlakı" olarak yaftalayıp reddettikten sonra Nietzsche'nin bireyciliğini (individüalizm) öne çıkarır, bu farklılığı London romanının sonu için böyle kurgulamış olmalıdır. Nitekim hem Martin'in hem romanın sonu onun bağlandığı fikrin şahsiliği ile mahdut. Belki de tüm bunları detaylandırmadan önce bazı ansiklopedik bilgiler vermek daha doğru olur: 1909 tarihli roman, ilk olarak Eylül 1908'den Eylül 1909'a kadar The Pacific Monthly dergisinde tefrika halinde ve ardından Eylül 1909'da Macmillan yayınevi tarafından kitap olarak
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma