Selamlar
Beğendim diyerek başlıyorum bu sefer
Daha okumaya başladığım anda seveceğimi anladım.
Karakterin adı ‘Dina, Adine” ama anlatırken ismini kullanmayacağım sanırım.
Kadının sevgilisinden ayrılması ile daldığı o boşluktan ve hatırladığı eski anları anlattığı hatta diyor ki bir yerde “Ve buna rağmen, şimdi sana hayatımı anlatmak istediğimde sanattan pek söz edemeyeceğim, hatta kendine küçücük bir yer bile açamayacak; oysa bireysel bilincimde hiç yeri olmayan, benim için hep gölgede ve belirsiz kalmış olan şeyler devasa boyutlarda ön plana çıkmak zorunda kalacak.”
Sonra başlıyor anlatmaya, ailesinden bahsediyor, bakıcısından ve onun kocasından bahsediyor ona nasıl davrandığını ve onun neden bu davranışla gülümsediğini daha çocukken anlamlandırmaya çalışıyor.
Ailesinin sanat tutkusunda ona nasıl davrandığını da görüyoruz. Ah ama işte aşık olması yok mu…
Babasının ölümünden sonra annesiyle birlikte aşık ve nişanlı olduğu kuzeniyle(Benno) kalmaya başlıyorlar ama babasıyla birlikteyken olan şartlar değişiyor.
Benno, psikiyatrist ve başarılı da. Dina bir süre sonra onun istediği karaktere bürünmeye çalışıyor. Sanatı, resmi unutuyor. Onu sevdiğim için yapmam gerekiyor, onu seviyorum bu yaptıklarımı bende istiyorum aslında gibi. İşte yaşam enerjisi sönüyor. Daha sonra Benno nişanı bozuyor ve kadında Paris’e sanatını devam ettirebilmek için gidiyor. Kendine orada güzel bir hayat kuruyor.
Daha sonra geri döndüğünde erkek karakterin tekrar dönmek istemesi, bazı huylarını değiştirmesi falan olmadı olmayacak yani. Karaktere ısınamadım zaten kitabın sonunda verdiği tepki olsun “seni seviyorum” gibi şeyler söyledikten sonra o geleneksel halinden çıkamaması. Kısacası erkekti yani. Kafasında kurup bitirdi tekrardan.
Ben kitabı çok sevdim, detaylı anlatmış gibi olsam da çok çok