Ayın şakırtısına koştular Ayağın zaferini kutlarken Altın parçası çakıllar İlk çocuğunu doğurmuş Bir kadından daha çok al tutmuştular Akşam sütünü sağıp kadınlar Alçak dam kıyılarına toplandılar Hışırdıyordu meşeden haymalar Damıtılmıştı daha yeni Uykunun ilk kırağısında çocuklar Onlar da şangırtısından sarsıldılar Ay bir deprem sayrısıydı o gece Beklenen bir deprem hurmalar üstünde Şehir konukları gözcü oldu Ululardan biri sözcü oldu Bize ayı böl dediler Ayı böl inandır bizi dediler Birinin kılıcı bir meşale gibi Yandı gecede Biri bir Roma senatörü gibi Bürünmüştü harmanisine
Şiir
İstanbul ve Roma'nın silüetleri Ve önlerinde Yeşil sancaklı sultan tuğları Arzı soyunmuş Arşı giyinmiş asker Şimşekle devrilmiş bir boğa gibi Yere serilmiş bir Haliç Sonra "ayrılış" konuşmasında Sustu İsa Sustu İsa' da her havari Sustu yüz yirmi dört bin sahabi Sustu zaman Sustu bengisu Su sundular yaralı sahabeye Durdu arz karıncaları Sustu arş sesi Durdu develerin üstünde güneş Hurmalar bir vadiden bir vadiye gidip geldiler Ve durdu yaprakları Dört kitap durdu ve dinledi "Şahit ol ya Rab!" Sesi kaldı yalnız ortada Onlar da o sofrada Bizim gibi şahit oldular
Şiir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Size gökten su indiren O'dur ve hayvan otlattığınız çayırlar O'nun sayesinde gelişir. Allah su ile sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve çeşit çeşit meyveler bitirmektedir. Bunda düşünen kimseler için Allah'ı tanıtan deliller vardır" Nahl,10-11
Şutka
Uçurumları izlerken her gün zehirli atıklar akıyor ağdalı dudaklarımın gerisinden… ŞUTKA Sökün tüm ağaçları üzerimden Eşkıyalar rahat rahat çiğnesin göğsümü Yeni ırmaklar doğurmayacağım size Başıma kurmayın şehirlerinizi İsterseniz ölürüm Yaşamak ağır zaten kaderime Tanrı’nın hükmüne yemin olsun Bundan kolay bir şey yok Sabahları buz tutsun çölde sularım Ve tüm iyi niyetlerimden cerihalar aksın İçime dökülsün ağzının kenarından Her yüzüme baktığında Düşmanlarımın savurduğu Yırtmacı bol keskin diller Suya anlatılırmış önce rüyalar Tüm kötülükler böyle başladı İblis Gökyüzünün karanlığını verdi yüreğime Gözlerime, herkese yetecek kadar hüzün Misket üzümü toplayın bağımdan Son kez Erkenden kalkmış işçiler Düşük şömizye yakalı kızlar
Sayfa 100 - Klaros Yayınları
"Güzel camileri yok bu şehrin..." “Yoktur. Cami ve minare güzelliğini sen İstanbul'da görmelisin kızım!" Minaresiz veya minareleri zevksiz bir Müslüman şehri, İstanbul'un karadan ve denizden giriş manzarasını görmüş, buna alışmışlar için -hurmalar, palmiyelerle süslü olsa- gene de insana bir bodurluk hissi veriyor. Şirin Beyrut bir Müslüman kalabalığının oturduğu yer ise de hemen hemen minaresiz. Dört beş minare var ama Türkün anladığı manada değil! Minarecilikte biz gerçeklen ilahî bir hüner göstermişizdir. Türk minaresi o kadar güzel ve bütün İslam minareciliğine üstün bir sanat eseridir ki bu, maddi cephesi epeyce katı hale sokulmuş dinin noksan kalan tarafına bir şiir eklemeye muvaffak olmuştur. Göğe ve manevi dünyaya ancak Türk minaresinden yükselmek mümkündür, denilebilir.
Sayfa 171·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
Hz meryem'e zina iftirası onları soruyor o çocuk nereden Allahu Teala Hz Meryem'in eline hiçbir erkek eli değmeden veriyor Hz isa'yı Meryem suresinde anlatılır doğum sancısı geldiğinde Hz Meryem'in devasa yükseklikte bir hurma ağacının altındadır cenab-ı hak Hz meryem'e der ki ağacı salla üzerine taze hurmalar dökülsün Hz Meryem isyan edip bir ara bir zaten bir hata yapmadım bu iş senin takdirinle başıma geldi üstelik bir de doğum sancısı veriyorsun bari onu verme sanki sırasında bir de abi sallayacağım öyle mi diyor mu ne hakkını helalim gibi iftiraya uğradık yine Hz Musa gibi anamızın babamızın elinden alındık ne Hz İbrahim gibi ateşe atıldık bunların hiçbirini yaşamadık onlarla kıyasla Kabil olmayan ufak tefek şeyler yaşadığınızı hemen isyan edip ben bunu hakedecek ne yaptım böyle şeyler ne için hep benim başıma geliyor demeye başlıyoruz kıssalar da anlatılan olayları masal dinler gibi dinlemeyip kendi hayatlarımızın içine almayı başarabilirsek bize her durumda istikamette tutacak şekilde takviye ederler.