Yüklükten bana bir yorgan çıkardılar Üstü mavi papatyalar Bir dehlizden geçirip zirveye döşek attılar Taradılar uykumun saatlerce uzun saçlarını
Sayfa 34
Birinci yol: demagojinin yoludur; varılacak son menzile bir günde vasıl olmak, hürriyeti kitlenin ayağına getirmek, bin meşakkatle elde edilecek meyveyi halkın kucağına atmak yoludur. Bu, acemi bir çocuğun eline tehlikeli bir silah vermektir. Ata yeni binmiş insanı uçurumların kenarında başıboş bırakmaktır. Hürriyet, vesika ekmeği değildir ki halka dağıtmakla elde edilebilsin. O ancak içeriden duyulacak ve ceht ede ede elde edilecek bir insanlık anıtı, terbiye meyvesidir. "Hür olunuz!" Demekle kimse hürriyetini duymayacak ve size müsavat verdik demek de kimse hakiki müsavata doğru bir adım bile atmayacaktır. Demagoji en uzak ülküyü bir anda dizimizin dibine getirmekle bütün cehit arzularını ve terbiye dileklerini öldürecektir.
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hürriyete Giden Yollar
Hürriyet tabiat ve cemiyet kanunlarına zıt olmamak üzere insan vicdanından gelen bir sevk deve severek hareket etmesidir. Bu tariften anlaşılır ki önce tabiatın zıttına gitmek hastalık ve ölüm şeklinde insanın hürriyetini kırdığı gibi cemiyete zıt hareket etmek de ceza şeklinde hürriyeti sınırlar. Yani Hürriyet ancak tabi ve içtimayı düzen içindedir ve ona uymakla mümkündür.
Sayfa 83 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Bağımsızlığı her zaman yaşamın en güzel armağanlarından biri olarak, her erdemin temeli olarak gördüm- çorak topraklarda yaşamak zorunda olsaydım dahi, en temel haklarım güvence altına alarak bağımsız yaşamak isterdim.
Felsefe
16. asırdan 20. asra kadar bütün mütefekkirlerin de bu yoldan geçtiklerini ve gördüğümüz seri içerisinde her birinin kendi asrına karşılık olan hürriyet kuvvetlerine ait apologie'ye yaptiğını ilâve edebiliriz. Meselâ mutlak hürriyetin müdafii Bruno, metafizik hürriyetin müdafii Descartes, sözleşmeli siyasi hür- riyetin Rousseau, terbiye hürriyetinin müdafii Montaigne, kadınların hürriyetini müdafaa eden Stuart Millidi.
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Hürriyet fikri gerek metafizik, gerek siyasi manalarda eski medeniyet için bilinmeyen bir fikirdir: Aristoteles ve Eflatun nazarında insani hürriyet diye bir mesele yoktu. Hürrivet fikri Rönesans'ta başlamıştır. Rönesans'ın ideal insanı, hür insandı. Corregio, Benvenuto Cellini gibi büyük artistler aynı zamanda büyük ahlâksızlardı. Bunun içindir ki bu devrin hudutsuz, muayyen olmayan hürriyet prensibi yeni bir cemiyetin esası olmamıştı. Fakat mutlak hürriyet fikri kilisenin, derebeyliğin tahditlerine uğradıktan sonra sınırlı, belirli, sözlesme ile iradeli, bir zincire bağlı olan hürriyet prensibi olmuştur ki bu Rousseau'da içtimaî sözleşme ve Fransız inkılabında tahdit edilmis insan hürriveti fikrine ulaşmıştır
Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı