Bu minvalde iki şey öne sürmek istiyorum: bir varsayım ve bir tanım. Varsayımım şu ki, bazen -belki de çoğunlukla- deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında daha fazla şey bildiğimizi düşünürüz; deneyim yaşamama tecrübesine taktığımız ad "hüsran"dır. Mesela psikanaliz seanslarında, insanların yaşadıkları deneyimleri anlatırken yaşayamadıkları deneyimlerden bu kadar çok bahsetmeleri ve mahrum kaldıkları şeyler hakkında bu denli otoriter, tutkulu ve kendinden emin bir tavırla konuşmaları bana çarpıcı geliyor. Örneğin bir erkeğin ya da kadının, eşinde nelerin eksik olduğunu ve söz konusu eş belli açılardan değişecek olsa hayatlarında nasıl farklılıklar yaşanacağını bilmesi sık rastlanan bir durum. Benim kanaatim şu yönde: Deneyimlediklerimizden ziyade deneyimlemediklerimiz hakkında bilgi sahibi olduğumuzu düşünerek yaşıyoruz. Ve belirli bazı okumalar bu tuhaf otoriteye -tecrübesizliğin otoritesine, bir şeyleri yapmamaktan kaynaklanan kanıya- yardakçılık ediyor --- Algının istekler vasıtasıyla çarpıtıldığını göstermeye çalışırken Freud'un anlatmak istediği, karşımızda duran şeyin yalnızca istediğimiz taraflarını gördüğümüz ve bilmenin (ve bilmemenin) hakikatten ziyade istekle ilgili olduğuydu. --- Çocuk coşku dolu bir geleceğin teminatım ister, yetişkin öyle bir şey olmadığının tasdiklenmesini. Çocuğun arzusu çocukluktan çıkmaktır, yetişkinin arzusuysa değişim isteğinden kurtulmak. --- ...bastırma, deneyimlerin -ya da belli bir deneyimin- bireyin içinde bir yerlerde cereyan etmesi ama bilinçli öznenin bunu yaşamamasıdır. --- Deneyimlemediğimiz şeyler hakkında bildiklerimiz deneyimlediğimiz şeyler hakkında bildiklerimizden daha fazlaymış gibi yaşarız ve bu da arzuladığımız deneyimlerden uzak durmamıza,
Sayfa 104·Kitabı okuyor
“Bazen, hüsranların içimde yapılandığı ve her şeyin zihnimde darmadağınıklaştığı anlarda, ağlamak bana kendimi daha iyi hissettiriyor.”
Sayfa 324
Reklam
İçindeki hüsran tortusu aşk aleviyle tutuşmuştu sanki, hem yanıyor, hem yakıyor, hem üşütüyordu.
'Hüsran?' Aşk üstüne keder, kor üstüne kömür gibi geldi. Evvela körletti, sonra alevlendirdi.
uzay bükülüyor sonra kütle geliyor? ya da aslinda es zamanlilar
Hüsran tatminden önce gelir, onun önkoşuludur. Kavrayamamak kavramayı önceler,
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Hüsran duygumuzla başa çıkmak, bu duyguyu anlamak sadece tatmin olmayı garanti altına almak için değil, gerçeklik algımızı korumak için de zaruridir.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam