Felsefi sohbetleri seviyorum ve hayatın anlamına ilişkin yazıları okumaktan hoşlanıyorum ancak bu kitap hayatı biraz alt üst edebilecek cinsten.
Beni oldukça sarstı.
Kitapta geçen bir alıntıyla kitabı özetleyebilirim diye düşünüyorum:
" Bu, insanı kederlendiren bir doktrin; ilham verici, şevke getirici, moral verici değil. İnsandan şans şerefi çekip alıyor, gururu ,kahramanlığı, şahsına ait tüm övgüleri inkar edip,insanı sadece bir makine olmaya indirgiyor.
Ancak makine üzerinde kontrol sahibi olmasına hiçbir şekilde izin vermiyor. "
Ever bu alıntı kitabın özeti niteliğinde. Savunduğu savlardan en ilgimi çekip beni üzeni, insanın yaptığı tüm iyilikleri kendi çıkarı için yaptığıyla ilgili verdiği örnekleriydi.
Yolda yoksul birine sadaka vermeyi , vicdanın sonraları acı çekmemesine bağlıyor ve yine önceliğin kendimiz olduğunu söylüyor.
Yine canımı sıkan düşüncelerinden biri insanın sıfırdan fikir üretemeyeceği ve kalıtım, çevre ve mizaç ile insanın oluştuğunu söylemesi. İnsanın dini her neyse ve doğduğu coğrafya her neyse o zihnin kalıbından çıkamayacağını, çevre ne verdiyse ondan ibaret olduğunu ve özetle aklın kendi kendine hiçbir şey üretemeyeceğini söylüyor ve benim içimi kararıyor .
Ayrıca çoğu konuda hayvanları insandan üstün tutuyor:d şu kısma pek katılmamakla beraber en son kısmında bu şekilde varolduğumuzu ve varoluşumuzu sadece Tanrıya borçlu olduğumuzu o olmadan hiçbir varlığımız olmayacağını söylemesi kitap boyunca 18/10 a yükselmiş tansiyonumu biraz düşürdü.
Sorgulayıcı ve akıcı bir eserdi. Rahatını bozmak isteyen okusun :D