Hz. Âmine’nin o mücella hayatını ve kâinatın gözbebeği olan Muhammedi Nur’un izini süren bu eser, insanı günlük hayatın keşmekeşinden çekip alıp bambaşka bir huzur iklimine bırakıyor; özellikle aralara serpiştirilen o iki beyitlik derin dizeler, ruhu dinlendirirken anlatılanların manevi ağırlığını kalbe nakşediyor. Kitabın alışılmış siyer anlatımlarının dışına çıkarak, ismini pek duymadığımız peygamberlerin hikmet dolu kıssalarına ve o kutlu nûrun Hz. Âmine’ye ulaşana dek geçtiği duraklara yer vermesi, okuru sadece bilgilendirmiyor, aynı zamanda tam bir mutmainlik hissiyle sarmalıyor. Bu naif üslup sayesinde, Efendimizin annesinin yaşadığı o eşsiz teslimiyeti ve tevhid silsilesinin muazzam halkalarını okurken sanki o anları bizzat yaşıyor, manevi bir arınma sürecinden geçiyorsunuz.
Adem Çoban / İbrahim Halil Çelik
Hira’da Bir Çocuk ve Peygamberimiz
Yusuf çok heyecanlıydı. Ailesiyle birlikte Umre’ye gidiyordu. Hayali kurulan ok kutsal topraklara nihayet ayak basacaktı.
Uçaktan inip o kutsal şehre en içten dualarla kavuştular. Ailesiyle birlikte ibadetleri yerine getirdiler, kutsal mekanları ziyaret ettiler. Ama bir mekan Yusuf’un kalbinde ayrı bir yer edindi:Hira Mağarası.
“ Peygamberimiz burada ilk vahyi almış.” dedi babası.
Mağaradan çıkıp aşağı doğru indiklerinde, Yusuf sarı otların arasında duran bir sandık gördü. Sandık ışıl ışıldı.
Üzerinde ise Arapça harflerle “ Zaman, emanettir. Doğru kalpler geçmişe yol alır. Geleceği ışık olur.” yazıyordu. Yusuf sandığı’ı açtığında içinden eski görünümlü tuhaf şekilli bir saat çıktı.
Sonra her şey bir anda durdu ve zaman geriye aktı.
Yıl 571, Mekke.
Şehirde nefesler tutulmuş Abdülmuttalip’in evinde Hz. Amine, doğum sancıları içindeydi.
Hz. Amine doğum yapmıştı Hazreti Muhammed’i hayata getirmişti. Yetim bir çocuktu Hz. Muhammed daha doğmadan babası vefat etmişti. Ardından annesi vefat etmiş ve dedesinin kanatları altına yerleşmişti. Bir zaman sonra dedesi de vefat edince artık yalnız kalmıştı Hz. Muhammed. Zorlu bir yolculuğu vardı artık.
Yusuf, bir köşeden görünmezliği ile Peygamber efendimize eşlik ediyordu.
Yusuf’un Medine yolculuğuna şahitlik etmeye sizde hazır mısınız?
Hikaye Anadolu bozkırında pek çok köyle aynı kaderi yaşayan bir köyde geçiyor.
Ahmet Kutsi Tecer’in
“Orda bir köy var uzakta
O köy bizim köyümüzdür” .
şiirindeki o köylerden biri .
Biyografik roman serisinin ilki olan eserde
Yazar babasının çocukluk dönemine ait “olay örgüsünde” babasının arkadaşları başta olmak üzere pek çok karaktere yol hikayesinde yer veriyor . Üçüncü şahsın ‘anlatıcı’ olduğu eserde anlatıcı-yazar olaylara ilişkin görüşlerini de paylaşıyor .
Özellikle 60,70 ve 80 li yıllarda doğan ve köy hayatına tanıklık edenler bu yolculuğu daha iyi hissedeceklerdir.
Eser,Anadolu köylerinde yaşanan gerçek hikayelerden yola çıkarak şehirlileri haberdar eden Türk Edebiyatının zenginleşmesine katkı sağlayan köy romanlarından izler taşıyor.
Anadolu’nun kadim gelenekleri , zorlu hayat şartları , farklı renkleri, dillere pelesenk olmuş yada hiç duyulmamış yöresel deyimler,Atasözleri ,şiveler 32 kısım tekmili birden bir araya gelmiş
Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’tan
Nasrettin hoca, Hz Mevlana’dan Cemal Süreye’ya Stefan Zeweig ‘den Amine Gzat’a alıntılarla hikayeler zenginleştirilmiş .
“Çerçi Dalkıranın” yumurta hikayesi , Keskinli Çerçinin, Mucurlu dayı ile olan ibretlik hikayesi , Yazarın binlerce idealist köy öğretmenini selamladığı “Teşekkür Ahmet” lakaplı öğretmenin hikayesi ,Seyyar berber Lokman dayının hikayesi , Seyfe Gölünün pembe flamingolarını . Tilkilerin hazin hikayesini, Doktor Hüsnü muayenehanesinde geçen komik olduğu kadar anlamlı diyalogları, öküzlere fısıldayan Deli Şahan’ı ve Romanın son bölümünde yer alan Anadolu geleneklerinin sorgulandığı “İsmail’in hikayesi” gibi bölümlerden oluşan Eser Anadolu’dan İnsan manzaralarını okurla buluşturuyor .
Okurlara tavsiye ederim
248 sf 2. baskı
Ayşe eve Seve Mağarası’nın maketi ile geliyor. Kardeşi Amine ve Ali’ye Sevr Mağarası’nın hikayesini anlatırken Hazreti Ebu Bekir’in ne kadar iyi bir dost olduğunu öğreniyorlar. Annesi de gelip Hz Ebu Bekir’in cömertliği ile ilgili bir hikaye anlatıyor. Kitabın sonunda bir de kumbara çizme etkinliği var.
Resimleri iyiydi, ilkokul çocuğu seviyesine hitap ediyor. Ana okulundaki çocuğunuza okumak isterseniz de resimleri konuşturarak daha eğlenceli ve anlamlı hale getirebilirsiniz.
“Örnek Kadınlar” kitabında, İslam tarihinde iz bırakmış on özel kadının hayatından bahsediliyor.
Bu isimler şunlar:
• Hz. Meryem
• Hz. Şuayip’in Kızı
• Hz. İsmail’in Annesi Hacer
• Asiye Bint Müzahim
• Saba Melikesi Belkıs
• Hz. Hatice Bint Hüveylid
• Hz. Fatımetü’z-Zehra
• Hz. Zeyneb-i Kübra
• Ümmü Süleym
• Amine Es-Sadr (Bintü’l Hüda)
Bu isimlerin çoğunu daha önce duymuşuzdur; hatta bazılarının hayat hikâyelerini çocukluğumuzdan beri biliriz. Ama bu kitapta beni etkileyen şey, onların yaşadığı sınavların ve zorlukların nasıl derin bir sabırla, nasıl güçlü bir imanla aşıldığını görmek oldu. Her birinin hayatında farklı bir mücadele var ama ortak nokta hep aynı: Allah’a sığınmak ve O’na olan güveni hiç kaybetmemek.
Kitap 120 sayfa, kısa ama oldukça akıcı. Okurken hiç sıkılmadım. Özellikle hoşuma giden kısım, yazarın birçok yerde Kur’an’dan ve farklı kaynaklardan yaptığı alıntılardı. Bu alıntılar, anlatılan bölümleri daha anlamlı ve etkileyici hale getiriyor.
Kısacası, Örnek Kadınlar hem bilgi veren hem de ruhu besleyen bir kitap. Ben çok beğendim, özellikle inançla güçlenmek isteyen herkesin okumasını tavsiye ederim.