Feodal Japonyada bir Yabancının Maceraları I
Puan vermedi·776 syf.··
2026 45. kitabı
·
280 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:45
Aslında 1980'de ve daha yakın zamanda yayımlanan adaptasyon dizilerden bu esere geldim. 1980 versiyonu kitaba daha sadık. Daha yakın tarihli olan versiyonda da örneğin Toranaga'nın dans yerine yüzme sevgisini görüyoruz.Yani daha yakın tarihli versiyonda deprem dahil daha "tablolar halinde" bir durum bütünü mevcut. Dizi ile kitabın şu ana kadar okuduğum kısımlar yönünden karşılaştırmasında en büyük şaşkınlık yaratan farklılık,Toranaga'nın Anjin'i hiçbir zaman salıverme niyetinin olmadığının kitapta daha başlardan itibaren anlaşılması.Dizide bu en sonda Toranaga Shogun olunca ifade ediliyor. Hele 1980 versiyonunda Mifune'nin sahildeki Blackthorne'u izlerkenki halinde aslında hikâyenin esas kötü adamının Toranaga olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. John Blackthorne yabancı bir gemi Kılavuzu iken Japonya'nın bir yerleşimine sürüklenir. Blackthorne Anjin-San adını alır ve oradaki insanların Hristiyan da olsalar anlaşılmaz katılıktaki adetleri arasında yeni ve zorlu bir yaşama başlar. Onları Coğrafi Keşiflerden edindiği tecrübe ile yakınlarındaki yahut uzaklarındaki bilmedikleri dünya ile tanıştırırken hem gemisini hem de mürettebatını yeniden kurarak orayı terkedeceği günün planlarını yapıp durmakta,geri kalan zamanında ise Mariko'ya âşık olmaktadır. Peki o civarın en büyük derebeyi Toranaga'nın samimiyeti gerçek midir,Toranaga temelli geri gitmesine müsaade edecek midir ? Bunu sorgulamayı aklına hiç getirmez.
Shōgun - 1. CiltJames Clavell · Holden Kitap · 2025190 okunma
Geçmiş hayatlarda , kaybolan aşklar ve yüce yürekli kadınlar.
8/10
·176 syf.·
2026 107. kitabı
Gerçekten neydi aşk? Heloise, aşk acısını Abelard'ı kalbinde taşıyarak yaşadı. Şövalyeler, leydilerine duyduk­ları aşk uğruna öldüler. Peki, ya kadınlar? Ahhh kadınlar . . . Hiçbir zaman hissettikleri ve duyguları önemsenmedi. İşte Orta Çağ'da da kadınlara aşkın yanında yaşatılan bu duygusal yoksunluk sonucun­ da onlar ya harcandılar ya satıldılar, ya birilerine köle oldular ya da acı çekerek mücadele ederek belki de kadın olduklarını anlamadan, duygularını yaşayamadan öldüler ya da öldürüldüler. Ve sonradan kahraman ilan edildiler. Peki, aşk, sadece kadınlar açısından acının ta kendisi miydi acaba? Aslında maalesef diyorum ki cevabı "evet" ve aşk, kadınlar için acıydı. Çünkü zamanı ve mekanı fark etmez kadınların aşkı yaşarken bile korkuları vardı. Baskılandılar. Ka­dın gibi hissetmeleri hatta varlıkları bile suçtu. Bu karmaşada kendi kimliklerini arıyorlardı. Yazar Pınar Ülgen Ortaçağ'da yaşananları anlatırken olaylara biraz daha feminen bakmış, bu bana keyif verdi açıkcası... Kilise, krallar, asiller kendilerince herşeyi avantajlı hale getirerek sömürmüş. En çok hoşuma giden Dut ağacının hikayesi oldu. Artık bahçemdeki dut ağacım bana, Pyramise ve Thusbeyi hatırlatacak. Aşk uğruna acı çeken çiftlerle ilgili başka örneklerde vardı. Kitabın sonundaki şiirler güzeldi. Aşkın kuralları bile anlatılmıştı, derinlemesine incelenmişti.Benim için farklı bir deneyim oldu. Bazen tarih sahnelerindeki olaylar hayata bakış açınızı değiştirebilir. Aşk ince bir çizgidir. O ince çizginin dışına çıkanlar hep kaybetmiştir. Keyifli okumalar
Orta Çağ Avrupa’sında Aşk Tutku Entrika Ve RomantizmPınar Ülgen · Yeditepe Yayınevi · 202326 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·228 syf.··
2026 14. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:59
Bu eseri İbrahim Halil Üçer Hocanın Esenlerde verdiği konferans anlatısında bir vakit siyonazi ülkesinde? düzenlenen metafizik çalıştayında bu zatın ( Şebüsterî) ülkemizde yeterince bilinmediği bahsi geçmesi üzerine ilgimi çekmişti nasip bu vakteymiş. Mütercime göre İbnü'l Arabi, Mevlana'dan sonra gelen üçüncü büyük mutasavvıf bir zat aynı zamanda İbnü'l Arabi takipçileri arasında eserinin nazımsal yönü sebebiyle birçok farklı dile çevrilmesiyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Eser, Horasandan Şeyh Harevi'nin bir elçi ile Tebriz erenlerine 15 suali göndermesi ile başlıyor sullarin nazımsal olması yönüyle ilk başta çekinsede arkadaşının desteğiyle bu sualleri her ne kadar nazımsal manada kendi yeterli seviyede görmesede cevap kaleme alıyor. Eser başta tasavvuf olmak üzere kelami ve felsefi birçok konuyu bünyesinde barındırıyor yaşamış olduğu zamanı da işin içine kattığımızda kitabın dili ağırlaşıyor lakin mütercimin Lahici'nin Mefatihu'l İcaz adlı şerhi ve Mesnevi takviyesiyle dilin etkisi azalıyor lakin bu kısımların bazı yerlerinde azeri ve o zamanın türkçesini birebir koyması konunun anaşılmasını zorlaştırmıştır kitabın sonunda ise beyitlerde yer alan anlaşılması güç olan kelimelerin anlamını yazmış olduğu sözlük bulunmaktadır.
Gülşen-i RâzŞebüsterî · Ketebe Yayınları · 2021239 okunma
İnce Memed
Puan vermedi·639 syf.··
2026 8. kitabı
Yaşar Kemal'in İnce Memed serisi yalnızca bir eşkıyalık hikâyesi değil, Çukurova'nın insanını, kültürünü ve yaşam biçimini bütün yönleriyle anlatan büyük bir halk destanıdır. Eser boyunca insanların hainliği, açgözlülüğü, zulmü ve çaresizliği kadar merhameti, dayanışması ve umudu da güçlü bir şekilde işlenir. Serinin en dikkat çekici yönlerinden biri Çukurova'nın olağanüstü canlılıkla betimlenmesidir. Yaşar Kemal sürekli doğayı, insanları ve yaşamı anlatmasına rağmen okuru tekrar hissine düşürmez. Çukurova adeta romanın bir mekânı olmaktan çıkar, yaşayan bir karaktere dönüşür. Bu yönüyle eser yalnızca insanların değil, bir coğrafyanın da hikâyesini anlatır. Romanda iyilik ve kötülük keskin çizgilerle değil, farklı insan tipleri üzerinden gösterilir. Süleyman Ağa ve Osman Ağa gibi yiğit karakterlerin yanında Ali Safa, Abdi Ağa ve Hamza gibi zalim kişiler de yer alır. Böylece dönemin toplumsal yapısı ve insan ilişkileri bütün gerçekliğiyle ortaya konur. Yaşar Kemal, insanı yalnızca iyi ya da kötü olarak göstermemiş, onu bütün çelişkileriyle anlatmıştır. Eserde dikkat çeken bir başka unsur, insanların yaşanan olayları zamanla nasıl büyütüp efsaneleştirdiğinin gösterilmesidir. Karakterlerin hayatında hemen her olay bir türküye, ağıda ya da destana dönüşür. Abartılar, övgüler ve yermeler halkın hafızasında yeni hikâyeler yaratır. Bu durum, sözlü kültürün toplum üzerindeki etkisini ve destanların nasıl oluştuğunu anlamak açısından önemlidir. İnce Memed'i efsaneleştiren şey yalnızca onun cesareti değildir. Onu "İnce Memed" yapan, çevresindeki insanların desteği, merhameti ve dayanışmasıdır. Eserde sıkça hissedildiği gibi, tek başına taştan duvar olmaz. Memed'in yanında duran insanlar, ona yardım edenler ve onu koruyanlar bu destanın oluşmasında en az kendisi kadar etkilidir.
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,5bin okunma
5/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
"Güvenli Liman - Danielle Steel" Hayatında hiçbir şey yolunda gitmiyor mu? Her şeyi ve herkesi sen mi idare ediyorsun? Büyük kayıplar mı verdin? Hayat seni çok mu yordu? Güvenip sığınabileceğin bir liman mı arıyorsun? Haydi gel, sana güzel bir kitap anlatayım... "Her hikâye, ikinci bir şansın ışığını bekler." Havanın rüzgârlı olduğu bir yaz günü, San Francisco’nun Safe Harbour kasabasının sahilinde kızıl saçlı küçük bir kız çocuğu şirin köpeğiyle yürüyüş yapıyordu. Yanlış hatırlamıyorsam 11 yaşında olmasına rağmen kısacık ömründe trajedik olaylar yaşamış, 9 ay önce babasının kullandığı özel uçağın düşmesi sonucunda hem babasını hem de abisini kaybeden Pip, sanki çocuk değil de bir yetişkinmiş gibi acısını içine gömüp gidenlerin ardından sessizce yas tutuyor. Annesine destek olmaya çalışır. Pip'in annesi Ophélie ise canından bile çok sevdiği oğlunu ve 20 yıldır deliler gibi sevdiği kocasının ölümüne inanamıyor, aylardır acıdan kıvranıyor, kendini, hayatını, kızını her anlamda ihmal edecek kadar diplerde gezerek depresyondan çıkamıyor. Ophélie'yi empati kurup anlamaya çalışsam da kızdığım yerler oldu. Sonrasında tüm hatalarını telafi ediyor o ayrı. Ama tüm hayatını adayacak kadar oğlunu ve kocasını ne kadar severse sevsin, bir anne olarak kızını hiçbir zaman ihmal etmemeliydi. Pip, sahilde yürüyüş yaparken birden resim yapan bir adam görüyor ve sessizce izliyor. Matt yaşadığı zorlu boşanmadan çocukları da dâhil her şeyini kaybetmiş bir adamdır. Matt, Pip'i görür görmez kendi kızına benzetir ve aralarında çok saf, çok doğal, samimi bir arkadaşlık başlar. Pip'in çekingen, içine kapanık oluşu, acı dolu bakışları, resime olan tutkusunu gördükçe Matt, hassas özel bir çocuk olduğunu hisseder. Pip, annesinden gizli her gün sahile Matt'in yanına gelir. Onun yanında huzur
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202542 okunma
Kaldı Ki, Burası Dünya, Burada Her Şey Yarım Kalır
9/10
·208 syf.·
2026 51. kitabı
Öyle bir kitap okudum ki, çok duygulandım ve heyecanlandım. Çünkü binlerce kitap okumuş birisi olarak benim için en özel isim Cengiz Aytmatov’dur. O, 10 Haziran 2008'de vefat etti. O süreçte Türkiye Türkçesine çevrilmiş pek çok eseri vardı. Ancak vefatından sonra da bazı eserleri Türkiye Türkçesine çevrildi ve her seferinde ben büyük bir heyecan duydum. 2017'de Baydamtal Irmağı'nda Türkiye Türkçesine çevrilmişti. Ardından 2023’te Bulgar Kızı-Talas’ın Kıyısında gibi eserleri yine Türkiye Türkçesine çevrildi. Biz bitti zannediyorduk fakat bitmemiş. İki eseri daha Türkiye Türkçesine çevrilmiş durumda: Altın ve Kar ile Toprak ve Flüt… Bu iki eserin ortak bir özelliği daha var. İkisi de yarım kalmış. Rahmetli Aytmatov bu eserleri yazmaya başlamış ancak yarıda kalmış. Altın ve Kar ile başlayayım. Bu, Rusların povest dedikleri, bir uzun hikaye gibi görünüyor. Altın ve Kar'ın adını ben ilk defa duymadım; ta 1998 yılında duymuştum. O zaman Cengiz Aytmatov okumaya başladığım ilk dönemlerdi. Bir dergide röportajı yayınlanmıştı. Aralık 1998'di. Zaten doğumunun 70. yılıydı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti onu onore etmişti. Ankara'da misafir etmişlerdi. Orada Aytmatov etkinlikleri düzenlenmişti. O süreçte bir röportajdı ve bir müjdeden bahsediyordu. Üzerinde çalıştığı bir eserden söz ediyordu. İsmi Altın ve Kar'dı. Fakat yarıda kalmış. Sonrasında hiçbir ses çıkmadı tabii. O röportajdan on sene sonra aramızdan ayrıldı. Şimdi Altın ve Kar'dan söz edeceğim ama önce yayıneviyle ilgili bir şey söyleyeyim. Eser hiçbir şekilde duyurulmamış. Halbuki çok önemli bir çalışma; benim bile tesadüfen haberim oldu. Bir de ön söz yazdırılmış. Lakin ön sözü yazan kişinin Aytmatov yetkinliği olduğunu pek zannetmiyorum. Ayrıca keşke bunu son söz olarak yazsaymış. Her ne kadar uyarsa da, ipucu
Altın ve Kar & Toprak ve FlütCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20264 okunma