Sevgi ve iyiliğin hiçbir zaman boşa gitmeyeceğini kavradım. Allah'ı sevmenin, O'nun sevdiklerini sevmenin ve O'nun sevdiği gibi yaşamaya çalışmanın hayatı ne kadar güzelleştirdiğini de öğrendim.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Yirmi Sekizinci Tablet
Ey, alçaklığımı bilen, korkaklığımı tanıyan, düşüncesizliğimin korkunç sonuçlarını gören, sabırlı okurum. Ben, tanrılara karşı geldim. Benim için tasarladıkları yazgıyı değiştirmek istedim. Onların yeryüzündeki temsilcisi bir kralın ölümüne neden oldum. Onlar da bana cezaların en korkuncunu verdiler. Beni vicdan azabımın ateşinde yanmaya mahkûm ettiler. Hatti Ülkesinin bin tanrısını, Gökyüzünün Fırtına Tanrısı Teşup ile karısı Güneş Tanrıçası Hepat'ı, oğulları Şarruma ve Ana Tanrıçamız Kupaba... Evet onlar, senin, benim, yeryüzünün, gökyüzünün, Fırat'ın sahibidirler ama onlar iyi değiller. Onlar insanlarla oynamaktan zevk alan, acıma duygusunu yitirmiş, korkunç yaratıklar. Evet kötülük bizdeydi, ama o karanlık duyguyu içimize tanrılar koydu. Bütün bu felaketleri başımıza onlar açtı, krallar onların buyruğuyla savaş ilan etti, insanlar onların buyruğuyla öldürdü, eziyet etti, yağmaladı. Ben bir korkağım, bunu biliyorum, ölümümden sonra tanrıların beni affetmeyeceklerini de biliyorum. Ben onlara karşı geldim ve yenildim. Artık onlardan af dilemeyeceğim. Yazacaklarımı bu tablete aktardıktan sonra gidip kendimi Aşmunikal'ın attığı pencereden kayalıklara da atmayacağım. Benim gibi rezil bir adam için bu, çok kahramanca bir davranış olur. Ben kahraman değilim. Ben ne büyükbabam Mitannuwa gibi sevdiği kadın için her şey göze alabilen bir âşık, ne de babam Araras gibi ülkesini koruyabilmek için ölüme gitmekten çekinmeyen soylu bir devlet adamıyım; ben halkına en büyük kötülüğü yapan bir alçak, Hitit Ülkesi'nin gelmiş geçmiş en sinsi 471 hainiyim. Tanrıların bana layık gördüğü cezayı çekeceğim, dünyanın bu en ağır yükünü, vicdan azabımı sırtımda taşıyarak son ana kadar yaşayacağım. Ama bu tabletleri insanlar okusun istiyorum. Tanrılara karşı gelsinler, diye değil. Kimsenin
Sayfa 427 - YAPI KREDİ YAYINLARI·Kitabı okudu
Roman
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yeni başkent (Hititler) Hattuşa'nın yeri dikkatlice seçilmişti. O kadar iyi tahkim edilmiş ve kente tek çıkışı sağlayan dar bir vadinin ağzında bulunduğundan coğrafi olarak o kadar iyi konumlan­dırılmıştı ki, beş yüzyıllık kullanımı boyunca, sadece iki defa ele geçirildi. İki olayda da şehri kaptırdıkları topluluk büyük ihtimal­le komşuları Kaşkalardı. 1906'dan itibaren Hugo Winckler, Kurt Bittel, Peter Neve ve Jürgen Seeher gibi Alman arkeologlar tara­fından yönetilen kazılar sayesinde binlerce kil tablet gün ışığına çıkarıldı. Bu tabletler arasında resmi devlet arşivlerine ait olması gereken yazışma ve belgeler dışında şiirler, hikayeler, tarihçe­ler, dini törenler ve başka her türlü yazılı belge de var. Bunların tümü, bize sadece Hititli yöneticilerin geçmişleri ve onların diğer halklar ve krallıklarla olan ilişkileriyle ilgili boşlukları doldurma fırsatını vermekle kalmaz, aynı zamanda sıradan halk ve günlük hayatları, toplum yapısı, inanç sistemleri ve hukuk kuralları hak­kında da aynı ölçüde bilgi verir. Örneğin "Eğer herhangi bir kişi, özgür bir adamın burnunu ısırıp koparırsa 40 şekel değerinde gümüşle ödeme yapmak zorundadır" şeklindeki kanun madde­si oldukça merak uyandırıcı (insan kendine bunun hangi sıklıkla meydana geldiğini sormadan edemiyor). Yukarıda adı geçen 1. Hattuşili'nin torunu ve halefi 1. Murşili adındaki Hitit kralının, ordusuna bin beş yüz kilometreden fazla bir mesafe katettirerek Mezopotamya'ya kadar yürüttüğünü bu tabletlerden biliyoruz. Burada, M.Ö. 1595'te Babil kentine saldı­rarak kenti yakıp kül etti ve böylece "Kanun Koyucu" Hammu­rabi'nin meşhur iki yüz senelik hanedanını sonlandırdı. Sonra kenti işgal etmek yerine Hitit ordusunun yönünü çevirerek öylece memleketine döndü. Böylece, herhalde tarihte görülmüş en uzun mesafeli vur kaçı
Sayfa 45·Kitabı okudu
Artık her yerde, her zaman onu düşünüyordum. Yemek yerken, yürürken, durup Fırat'ı seyrederken, annemle konuşurken, şarkı söylerken, tablet okurken, tablet yazarken , uyurken, düş görürken, uyanıkken, Hayal kurarken kafamda hep o vardı.
Sayfa 246·Kitabı okuyor
11. yy'ın ikinci yarısından itibaren  İspanya'da da garip gelişmeler  olmaya başlamıştı. İlkin Psellus'un Grekçeye çevirdiği Picatrix İspanyol- ca'ya çevirildi. Bunu Hermetizm'in en önemli kitaplarından ve belgelerindenolan Emerald Tablet (Zümrüt Metin)  çevirisi izledi. İslam okültist ve  Kabbalist'i İbn-i-Masarra (883-931)  bir Magi olarak yazdıklanyla adından en çok söz edilen kişilerden biri oldu Onu İbn-i- Arabi izledi (1165)Ünlü  Nostradamus'un Kehanetlerinin tamamına yakını Arabi'nin çalışmala- rından yola çıkılarak kurgulanmıştır.  Bunlara ek olarak Antik Yunan ve  İyonya, Mısır ve Mezopotamya uygar- lıklarının yazar ve filozofları da Batı' ya yeniden giriş yaptılar. 
Hz. Aişe
Kaderi onu büyük bir sorumluluğa hazırlıyor. Son Peygamber'in hafızası olmaya. Taze bir kil tablet gibi O'ndan gelecek esintileri bile kaydedecek çok genç bir hafızaya ihtiyaç var çünkü; O'na ait her ayrıntıyı gele­cek zamanlara taşıyacak bir hafıza. Gece gündüz yanın­da olması gerekiyor bu yüzden; evde, yolculukta, savaş­ta ve barışta. Eşi olması gerekiyor; tek genç kız hayatın­daki. Dokuz yıl süren evliliği boyunca öğrendiği her şe­yi, O'nun vefatından sonra kırk yedi yıl anlatması gere­kiyor. Dokuz yıl hem odasından, hem odasında dinliyor Hz. Peygamber'i.