Çocukluğundan beri etrafında duyduğun sözler, gördüğü insanlar onda neşe ve saadetten korkmak, bunların uğursuzluk getirici bir şey olduğuna inanmak itiyadı yaratmıştı. “Çok gülmenin arkası ağlamaktır” gibi sözler sarsılmaz kanaatler halinde ruhuna yerleşmişti.
Aristoteles mutluluğun üç şekli olduğunu düşünmüştür. Bunların ilki bir haz ve keyif hayatıdır. İkinci biçim özgür ve sorumluluk sahibi bir yurttaş olmaktır. Mutluluğun üçüncü biçimi ise bir araştırmacı ve filozof olarak yaşamaktır.
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?