Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz…
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Bir hafta önce üzerinde ikinci bir defa düşünmeyeceği bir dize vardı: "Tanrı'nın çılgın aşığını bir öpücük öldürüyor." Bu dize şimdi kafasını kurcalayıp duruyordu. Bu dizenin ne denli eşsiz bir şey olduğunu düşündü ve gerçekliğine hayran oldu; Ruth'a bakarken onun bir öpücüğü ile seve seve ölebileceğini anladı.
Yıllanmış bir inceleme olacak benim için Aylak Adam . Aylak Adam'ı yıllar önce okumuştum. Sizlere o günden bu güne damağında kalan tadını anlatmak istiyorum.
Aylak Adam sıradan insanlardan biraz farklı birisi. Ondan uzun uzun bahsetmek isterdim ama aylak adamı okuyucu kendi tanımalı . Onunla birlikte kendini tanımalı insanları tanımalı. Bana beni anlatan kitaplardan birisiydi. Aylak adam insanlara, giden bir otobüsün önemini bile anlatamazken daha doğrusu anlatmaya tenezzül etmezken okuyucuya kendini anlatıyor. Fazla karmaşık cümlelerle canınızı sıkmak istemem ama aylak adam karışıklığın tam kendisi. Şöyle ufak bir kopya versem kimse kızmaz umarım. Bir kadın hayal edin. Mavi gözleri olan beyaz teni deniz üzerinde bir gemi süliyetini andiran güzel bir kadın olsun. Bu kadının güzelliğini sürdüğü rujdan tırnaklarındaki ojeden ziyade acıtan topuklu ayakkabıları yüzünden eğilip bileğini tutmasında görüyor aylak adam. Bu bana çok etkileyici gelmişti. Beni düşündürmeyi başarmıştı. Bir kitabı başarılı yapan en önemli şeylerden birisinin düşündürmeyi başarması olduğunu saniyorum. Güzelliği belki de yanlış yorumluyoruz. Biz hep devasa şeylerin içinde saklı sanıyoruz ama bazen yol kenarında ufak bir çiçek bize güzelliği tanımlıyor. Aylak adamın hikayesi aslında bu kadar. Yol kenarındaki o çiçeği ariyor.
Aylak adamdan bu kadar bahsettim. Belki de daha çok Yusuf Atilgan'ın kaleminden bahsetmem gerekirdi . Yusuf Atılgan karakterleri öyle canlı tutmuş ki aylak adamın kendisinden bu kadar söz etmeyi kendimden alıkoyamadım. Kesinlikle okunması gereken kitaplardan olduğunu düşünüyorum. Farklı deneyimler bulacağınıza eminim. Kitabın dili gayet akıcı ve sade. Bazen argo kelimelerle karşılaşabilirsiniz ama korkmayın bunun sizi rahatsız etmesi bir yana kitaba yakistiracaksiniz.