“Efendim” diye cevap verdi Bektaş; “ ben hiç de sizin gibi düşünmüyorum. Sözünü ettiğiniz başkaldırı, geçen yılın rebiülevvel ayı içinde oldu, yani bundan tastamam altı ay önce. Oysa altı aylık bir süre, bir halkın sevincini azaltmak bir yana, en mutlu sonuçlara ulaşmış bir devrimden bile soğutmaya yeter- zaten hiçbir devrim vaat ettiği mutluluğu tümüyle getirmez,tersine, bir “başka türlü oluş” biçimi getirir.
İnsanların arasına karışıp yaşamışlardı. Ülkeleri ve şehirleri dolduran milyonlarcasının, yüz binlercesinin arasına karışıp yaşamışlardı. Bu fikri anlamaya çalışmışlardı, mümkün olduğunca insanların arasına karışmaya çalışmışlardı. Dansa katılmışlardı, her şeye katılmışlardı. Şimdi ise işin ucunu birlikte birlikte bırakmışlardı. Çemberin dışına çıkmışlardı.
Halklar statik değildir, kendilerini yöneten kadrolara göre biçimlenirler. Örneğin bugünkü Alman halkı, olumlu anlamda İkinci Dünya savaşı sırasındaki Alman halkından farklılaşmıştır.