Benim tüm çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamaktır. İnsanlar hiç bir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar ,hiçbir kötülük etmezlerse ,yeterince iyilik yapmış sayılırlar...
Her şeyi küçük gör, ama öyle bir yap ki, küçümsemek seni rahatsız etmesin. Küçük görmenin seni üstün kıldığını sanma. Asaletle küçümseme sanatı budur işte.
Aşk sahiplenme ister – neye benzediğini bilmeksizin. Kendimize bile ait değilken, ben sana ya da sen bana nasıl ait olabiliriz ki? Kendi varlığıma sahip değilken, yabancıladığım bir varlığa nasıl sahip olayım? Benzediğim insandan bile farklıyım ben: Farklı olduğum birine nasıl benzeyeyim?
Her birimiz iki kişiyiz; iki insan karşılaşıp, yakınlaşıp birbirine bağlandığında dördünün yıldızının barıştığı enderdir. Hareket edenin içindeki hayalci adam, zaten hareketliyle sık sık bozuşurken, Öteki’nde var olan hareketliyle ve hayalciyle nasıl dalaşmasın?
Sabah, Saat’in solgun zirvesinden yuvarlanırcasına daldı içeri...
İşte aşkım, yandı, tükendi düşlerimizin odunları hayatımızın ocağında...
Umut aldatmacasına sırt çevirelim, bize ihanet eder, o yorucu aşk yanılsamasına, bizi doyurmadan doyduğu için hayat aldatmacasına da ve hatta ölüm aldatmacasını da kovalım, çünkü istediğimizden çok fazlasını, umut ettiğimizin ise çok azını getirir bize.