Puan vermedi·392 syf.··
2026 54. kitabı
Martaval• II | R.İdeli Selam canım nasılsın Bugün sizinle kapağını kapattığımda hikâyesi bitmeyen, karakterleri zihnimde yaşamaya devam eden o kitapla geldim . İlk kitapta gerçek ile yalanın, kimlik ile maskelerin arasındaki ince çizgide yürürken bu kitapta o çizginin tamamen silindiğine şahit oluyoruz. Hikâye kaldığı yerden devam ederken karakterler artık sadece geçmişleriyle değil, kendilerinden sakladıkları gerçeklerle de yüzleşmek zorunda kalıyor. İlk kitapta bizi içine çeken gizemli atmosfer, ikinci kitapta çok daha karanlık ve yoğun bir hâl almış. Roller değişiyor, maskeler ağırlaşıyor ve herkesin sakladığı sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu aslında kimsenin göründüğü kişi olmaması ve her bölümde acaba şimdi ne olacak sorusunu sordurması. Yazarın kalemi yine akıcı ve sürükleyici. Sayfalar ilerledikçe karakterlerin yaşadığı iç çatışmaları hissediyorsunuz. Özellikle geçmişle bugün arasında kurulan bağlar, karakterlerin kararlarını ve yaşadıkları olayları çok daha anlamlı kılıyor. Hikâyede sadece aşk yok güven, ihanet, aidiyet ve insanın kendini bulma çabası da oldukça önemli bir yer tutuyor. Kitap boyunca en çok etkilendiğim şeylerden biri, karakterlerin kendi gerçeklerinden kaçmaya çalışırken aslında tam da o gerçeklere sürüklenmeleri oldu. Bir noktadan sonra kime inanacağımı şaşırdım. Her yeni bölüm, daha önce bildiğinizi düşündüğünüz bir gerçeği sorgulatıyor. Atmosfer açısından bakarsak kitap adeta bir tiyatro sahnesini andırıyor. Herkes rolünü oynuyor gibi görünse de perde arkasında bambaşka hikâyeler yaşanıyor. Karakterler artık sadece kim olduklarını değil, kim olmaktan korktuklarını da ortaya koyuyorlar. Son sayfaya geldiğimde hissettiğim şey ise tamamen şaşkınlık ve meraktı. Çünkü yazar birçok düğümü
Martaval IIR. İdeli · Artemis Yayınları · 2026141 okunma
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Payelll / Gelincik Bulvarı Yıllarca gerçek sandığınız hayatınızı birkaç sayfada değiştiren bir mektup düşünün. Belgin için her şey babasının ölümünden önce bıraktığı mektupla başladı. Gelincik Bulvarı sadece bir aşk ya da mahalle hikâyesi değil. Aidiyetin, aile olmanın ve insanın kendine ait bir yer arayışının hikâyesi. Sayfalar ilerledikçe bir yandan sırların ortaya çıkmasını beklerken bir yandan da mahallenin sıcaklığına kapılıyorsunuz. Belgin, annesi ve kardeşi Nalan ile birlikte Bursa’dan İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk onları sadece gerçek ailelerine değil, birbirinden renkli insanların yaşadığı Gelincik Bulvarı’na da götürüyor. Mahallenin sınırları içinde dostluklar kuruluyor, yanlış anlaşılmalar yaşanıyor, kırgınlıklar büyüyor, aşklar filizleniyor ve hayat tüm karmaşasıyla akıp gidiyor. Kitabı okurken en sevdiğim şeylerden biri mahalle sıcaklığını hissedebilmek oldu. Herkesin birbirini tanıdığı, kapıların sonuna kadar açık olduğu ve insanların birbirinin derdiyle dertlendiği o eski mahalle ruhu sayfaların arasından taşmış gibiydi. Bir yanda gerçeklerin ağırlığıyla mücadele eden karakterler, diğer yanda kalplerinin sesini dinlemeye çalışan insanlar vardı. Aşkın, aile bağlarının, ekonomik farklılıkların ve geçmişin sırlarının iç içe geçtiği hikâye boyunca kimi zaman gülümsedim, kimi zaman da karakterlerin vereceği kararları merak ederek sayfaları çevirdim. Bazen insanı etkileyen şey büyük olaylar değil, bir yere ait olduğunu hissettiren sıcaklıklardır. Gelincik Bulvarı da bana tam olarak bunu hissettirdi. Kafa dağıtmak, yüzünüzde küçük bir tebessümle sayfalar arasında dolaşmak ve mahalle kurgularının sıcaklığına sığınmak isterseniz bu kitaba bir şans vermelisiniz. Keyifli okumalar…
Gelincik BulvarıPayelll · Parola Yayınları · 202658 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·65 syf.··
2026 58. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:28
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Zadie Smith'in “Martha ile Hanwell” adlı öyküleri oldu. Yazarı, önceden duymuştum fakat geçen ay okuduğum “İngiliz Edebiyatı 101” kitabında da geçince tanışmak istedim. Everest Açıkhava Serisinden 68 sayfalık iki göçmen öyküleri bulunuyor içinde. Pdf'den okuduğum için bu defa önsöz yoktu. Yorumlarda gördüğüm kadarıyla Önsöz'de iyi tespitler bulunuyormuş. İki karakterinde iç dünyasında bir yere ait hissedememesinin sorununu göstermek istemiş yazar. Açıkçası tatmin edici bir okuma olmadı.
Edebiyat Hikaye Öykü
Martha ile HanwellZadie Smith · Everest Yayınları · 2021456 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2022 208. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2022 05:32
Elif Gibi Sevmek 2: Aşk-ı Tevekkül, Hikmet Anıl Öztekin’in 2014’te (bazı baskılarda 2017) Yakamoz Yayınları / Hayy Kitap’tan çıkan eseridir. İlk kitabın (“Elif Gibi Sevmek”) devamı niteliğindedir ve tasavvufi aşk, ayrılık, sabır, tevekkül ve muhabbet temalarını derinleştirir. Yaklaşık 216 sayfalık kitap, şiir, düzyazı ve kısa hikâye/deneme parçalarından oluşur. Kitap, “Elif” karakteri üzerinden Elif harfinin dik duruşu gibi dosdoğru, koşulsuz sevmeyi işler. Ana fikir: Sevmek, kavuşmak değil demlenmektir. Birbirine kavuşanlar değil, muhabbetle demlenenler hakiki aşka ulaşır. Ayrılık bir perdedir; muhabbetle sevenler bu perdeyi aralayıp ilahi hakikate (O’na) ulaşabilir. Beşeri aşk ile ilahi aşk iç içe geçer. Çay metaforu çok baskındır: Demlenmek, sabır, yavaşlama, ruha sindirme. Özlem, rüyalar, dua, şükür ve tevekkül (Allah’a teslimiyet) vurgulanır. Sevmek dua etmek gibidir; dilek tutmak değil. Uzaktan sevmek aşkı imana dönüştürebilir. Şekilcilik eleştirilir; asıl olan suret değil sirettir (gönül). Kitap, ayrılık dünyasında (yağmurun buluttan, gündüzün geceden ayrılması gibi) sevgiliye sımsıkı sarılmayı, rüyada bile sevmeyi ve her şeyi O’nun rızası için yapmayı anlatır. Sonuçta muhabbet sonsuzdur, sırlanır ve Hakk’a çıkar. Üslup ve Yapı Öztekin’in akıcı, şiirsel ve samimi dili öne çıkar. Kısa cümleler, tekrarlar ve çarpıcı benzetmelerle dolu. Bazı okuyuculara göre bu tekrarlar “kalıplaşmış” gelebilir ve edebi derinlik azdır; diğerlerine göre ise kalp diliyle yazıldığı için etkileyicidir. Tasavvufi unsurlar (dua, sabır, rıza, Hak muhabbeti) modern bir üslupla harmanlanır. Çay, yağmur, gül kokusu gibi imgeler sıkça kullanılır. Kısaca: Kalp kitabı. Edebi şaheser aramıyorsanız ve duygusal/manevi beslenmeye ihtiyacınız varsa keyifle okursunuz. Bir oturuşta bitmesi
Elif Gibi Sevmek 2Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 20177,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 157. kitabı
Sadık Hidayet’in o karanlık, hipnotize edici ve kabusları andıran sarsıcı diliyle, insan psikolojisinin en kuytu, en tekinsiz dehlizlerine daldığım, adeta afyonlu bir rüya gibi zihnimi uyuşturan bir okumaydı. Yazar; yalnızlığın, ölüm arzusunun ve varoluşsal sancıların pençesindeki bir afyonkeşin iç dünyasını, bir odanın gölgeleri arasına gizlenmiş o meşum "kör baykuş" metaforu üzerinden muazzam bir melankoliyle işlemiş. Doğunun mistisizmi ile batının Kafkaesk nihilizmini harmanlayan, zaman ve mekan algısını altüst ederek insanı kendi içindeki karanlıkla yüzleştiren, Türk edebiyatını da derinden etkilemiş büyüleyici ve çok sarsıcı bir başyapıttı.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Spoiler! Raskol'un iç dünyasına baktım, buyurmaz mısın?
10/10
·849 syf.·
2026 88. kitabı
Kitabı okumadım... Petersburg şehrinde gezinen bendim. Kutu gibi odada kaldım; kapıyı açmak için yatağımdan kalkmama gerek kalmayacak kadar küçük bir odada... Üniversite öğrencisiydim. Kendi dünyamda, hiç kimseyi almadan yaşadım; yaşamak denirse... Parasızdım fakat bunu dert etmiyordum. Çünkü elimdeki son kuruşları dahi yardıma muhtaç insanlara veriyordum. Bu onları sevdiğim için değil, o an onu yapmak istediğim içindi. Aileme karşı sürekli bir borç altında kalıp minnet duyguları beslemek yoruyordu. Bir şeyler yapmalıydım ama bunu üstümdeki pejmürde elbiselerle yapmak ağırıma gidiyordu. Dilenebilirdim, evet, evet dilenmek... Ama kibrim buna müsaade etmiyordu. Kimseden karşılıksız bir şey almaya alışkın değildim. Bu, onların alanıma girmesini kolaylaştırdığı için buna müsaade edemezdim. Çünkü ben özel bir ruhtum... Belki de ruhum, Napolyon'un evrimleşmiş hâliydi. O benim durumumda olsa acımadan kılıcını savurur, öldürür ama sorgulanmazdı. Çünkü o bir kahramandı. Neden ben de kendi zihnimin imparatoru olmayayım ki? Zihnim, para kazanmaya çalışmadığı kadar kusursuz bir cinayet planı yaptı(!). Evet, çünkü o iğrenç bir kadındı. Ölmeyi hak ediyordu! Boşuna oksijen masrafı! Yeryüzünden bir pisliğin gitmesine neden olmak! Ahh, harika... Bunu ancak benim gibi yüce düşünceler sahibi biri yapabilirdi... Yaptım da... Ama hayır, hayır! Duraklamam pişmanlık gibi görünmesin. Pişman değilim. Yine olsa yine o baltayı alabilirim... Ama bu hezeyanlar da neyin nesi?.. Ahh, bu halüsinasyonlar! Nefret ediyorum. Herkesten nefret! Yaşadığım gerçekler hiç de hayalimdeki gibi tatminkâr değil... Neden beni suçlu görüyorsunuz? Bir adamı öldürmek madem suç, peki içkiye sarılıp da ailesini yok eden zihniyet? Bu da bir cinayet değil mi? Svidrigaylov gibi arzularının peşinde
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma