Pie ye bunu söyleten, sırf tekrarlama zevki, yani karşılıklı konuşmaya uyum amacıyla değil sadece oynamak amacıyla, işitmiş olduğu sözcükleri kullanma doyumudur.
Çocuk dinlenildiğini sanır ve bu onun için yeterlidir. …… Ne onun tarafından iyice anlaşılmaya, ne de onu anlamaya çalışır. Her ikisi de kendi ayrı düşüncelerine bağlı kalır ve bundan yakınmazlar.
İçimizdeki yabancı kimdir?
Yitirdiğimiz ve yaşamımız boyunca kendi yöntemlerimizce onu özlediğimiz en kendimize özgü yanımızdır.
Bu kendine özgü yanımız reddedilmeye ve baskıya uğramıştır. Neden hala içimizdedir ve neden hala yabancıdır ve dışa yönelttiğimiz nefretle bi ilişkisi var mıdır? İnsanın kendi bastırılmış yanına nefret duymasını bilmem mümkün görür müsünüz ama Arno Gruen böyle olduğunu söylüyor ve bu kendi içimizdeki yanı kimde görürsek ona karşı nefret ve aşağılamanın ortaya çıkabildiğini söylüyor. Bize kendi içimizdeki susturulmuş yanımızı hatırlatan birinin bizde nefret duygusunu açığa çıkartacağını anlatıyor. En temelde bu aile içindeki otorite ile başlayıp, toplumsal otoriteye kadar genişleyen bir yelpazede nefretin ve şiddetin kaynağı oluyor. Otoritenin gücünü eline almış kişi kimde canlılık ve özgünlük görürse onu sakat bırakmak istiyor. (Açıkçası bu ve benzeri düşünceleri okuyunca büyük bir gerilim yükleniyorum. Bir korku masalı gibi.) Ama Arno’ya göre bir de işin daha ileri boyutu var ki şöyle: Kurbanlar, kendilerini yoldan çıkaranların safına geçerler. Ki kurban dediklerinin hepsi aslında çocukluk çağında başlayan ruhu sakat bırakan bi dönemden geçerken kurban olanlar ve maalesef ailelerine muhtaç olduklarından, onlardan korktuklarından ve ailelerini sevmeye de, ailelerinin de onları sevdiğine inanmaya neredeyse mecbur olanlar, çocuklar. Çocuklar ben kurban edildim diyemedikleri için bu acıyı yadsımak durumunda kalırlar diyor. Ve bunun sonucu olarak da başkalarını kurban etme döngüsünğ devam ettirirler. Çünkü bir iç bütünlük geliştirememişlerdir, kimlik duyguları yoktur bu yüzden o korku verici otoritenin baskın özelliği ile özdeşleşirler. Kimlikleri dağılma tehlikesiyle birliktedir her an. Bu yüzden nefretin alevi hiç sönmez.
Çocuklukta uğranılan