Bir kar tanesi ol Kon dilimin ucuna
Puan vermedi·560 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2026 17:07
Ne dinledim? Elif Şafak Gökyüzünde Nehirler Var Seslendiren: Tilbe Saran Belki de ülkenin en çok eleştirilip (Orhan Pamuk’tan sonra) en çok okunan yazarlarından biri olan Elif Şafak’ın sanırım okuduğum en çok keyif aldığım kitabıydı. Şunu da not etmeden geçmek istemiyorum yazarın kesinlikle kendini okutan bir dili var. Bunda özellikle yenilikçi düşünce yapısının ve editörlerinin etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. Tabii bunun yanında yurtdışında yaşamasının ve oradaki çevrelerle de temasta olması kesinlikle yazara hem sadece yazarlığı bir iş olarak yapabilmesi (kıskanıyorum evet) için alan açıyor, hem de kitaplarını yazarken ulaşabiliceği kaynak havuzunu gerçekten çok güçlü hale getiriyor ki zaten kitabın sonundaki uzunca bir bölümde bu kitabı yazarken kullandığı kaynaklardan bahsediyor. Bu kitabı sevmemin bir diğer nedeni ise mezuniyet mesleğimin arkeoloji olması ve antik mezapotamyanın Hayat Erkanal’dan aldığım antik mezapotamya arkeolojisi, Assur arkeolojisi gibi bölgesel derslerdir. Neyse buradan sonrasında hikayeden bahsedeceğim o nedenle spoiler içerecektir ve okumayı düşünüyorsanız devam etmeyebilirsiniz. Kitap aslında kendi içerisinde üç farklı hikayeden oluşuyor ve tabii ki finale doğru bu üç hikaye birbiri ile kesişiyor. Hikaye M.Ö 630 yıllarında Assurbanipal’in kafasına düşen bir yağmur damlası ile başlıyor, bu yağmur damlası daha sonra 1870’li yıllarda henüz lağımda doğmuş bir bebekken Arthur’un ağzına bir kar tanesi olarak düşüyor (Kar tanesinin tadı neye benziyordu? Anne sütüne betimlemesi çok etkileyici.), Sincar dağında bir şişenin son damlası olarak Narin tarafından içiliyor en son da bir musluk suyu olarak Zaleekhah tarafından içildi ve en son bir göz yaşına dönüştü. "Su hatırlar. Unutan insanlardır." Tüm hikaye tam da bu döngüde dolaşıyor
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,702 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2026 5. kitabı
Sevgili Okursever,Kitap dostlarım, Yağmurlu bir istanbul sabahından kocaman Günaydın Dünya, Kahvaltılaryapıldı,kahveler içildi. Bugünün Kitap incelemesi,1992'de yazilmis bir kitaptan geliyor aslinda bu fikir. "THE 5 LOVE LANGUAGES- GARY CHAPMAN Kitabın yazarı,danışanlarının sorunlu ilişkilerine dair birçok gözlem yapmış biri. Gözlem ve deneyimleri sonucunda,çiftlerin belli şablonlar dahilinde benzer şikayetleri olduğunu fark edip algılarını sınıflandırıyor.Zamanla,temel olarak beş ayrı "sevgi gösterme ve sevildiğinin farkına varma" şekli olduğunu görüp örneklerle anlatıyor.Her bireyin,sevgiyi alma-verme frekansının olduğunu ve bunu yumuşak bir dil yapısıyla beni kendine çeken bir kitap oldu. Her zaman derim,her insanın sevgi anlayışı ve göstergesi bir değil.Normal hayatta da öyle değil mi?Kimisi hırpalayarak seviyor,kimisi pamuklara sararak seviyor,tabi ki gün sonunda sevginin dozunu ayarlayamadığımız bir gün ile bitiyor. Kitapta 5 sevgi dilini kısa kısa örnekleyerek anlatması okuyucuyu ana kitlemiş diyebilirim,karşılıklı sevginin insanı büyüttüğünü,iyileştirdiğini,bir fiziksel dokunuşun bir insan yaşımında ne farklar yarattığını güzel bir şekilde kaleme almış olması ne kadar kıymetli. Evli çiftler arasında Hizmet etme,hediyeleşmenin sevgi depolarının doldurduğunu ispatlayamasa da danışanlarında bolca yaşadığını bizlerle paylaşmış.bunların doğrultusunda siz nasıl sevginizi gösterip,alıyorsunuz?bu soruların cevabını bilirseniz ve ona göre sevdiklerinizi haberdar ederseniz, onların da sevildiğini hissetmesine yardımcı olur,sizin de "sevgisiz" hissetmeden sevgi deponuzun her daim dolmasına yardımcı olabilirsiniz bu tekniği hayatınızda kullanın derim.Bir şey daha söylemek istiyorum,zamanın şartları ile artan boşanma davaları üzerine giden aile terapistlerinden destek alan
Çocuklar için Beş Sevgi DiliGary Chapman · Koridor Yayıncılık · 20221,582 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kızların Suskunluğu
Puan vermedi
Pat Barker Bu kitapta Troya Savaşını ve Aşil'i bir de kadınların gözünden dinliyoruz. O yüzden kitabın ilk sayfasını açtığımızda Aşil'in bir kahraman değil de bir kasap olarak anıldığını görüyoruz. Başkahraman olan Briseis aslında soylu bir aileye mensup ama savaş sırasında köle oluyor ve Aşil'e savaş ganimeti olarak veriliyor ve olaylar gelişiyor. Başkahraman dedim ama kitap boyunca Briseis'i hiç başrolde görmüyoruz hatta aslında gerçek bir rolü bile yok. Biz onu satır aralarında, cevap olarak verdiği kısa cevapların aksine aklından geçen uzun düşünceleri sayesinde tanıyoruz ve böylece gerçek sesini duyuyoruz. O yüzden bu kitapta başrol olan bir kadın hikayesi, kadınların dayanışması ve zaferi beklemeyin lütfen. Çünkü öylesi hiç gerçekçi olmazdı. Bazı okurlar bu sebeple yeterince feminist bulmamış kitabı ama ben bu eleştirilere hiç katılmıyorum. Bence olması gerektiği gibi resmedilmiş resim ve kadınların suskunluğu. Genel olarak çok fazla mitolojik roman okumam ama bu kitap bana okumam gerektiğini hatırlattı. Çok akıcı bir kitap, kolay okunuyor ama bu asla anlatımın derinliğini azaltmamış. O yüzden şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca kitaptaki olaylar genel olarak tarihe yakın bir şekilde kurgulanmış. Spoiler!!! Kitabın bir kısmında Aşil başka bir savaşçıyı evinde ağırlıyordu ve adamın yanında kölesi de vardı. İşte içkiler içildi, yemekler yendi ve gün sonunda herkes çakırkeyf bir haldeyken köle olan kadın oğluna Troya'ya özgü bir ninni okumaya başladı ve herkes suspus olup onu dinlemeye koyuldu. Ve o anda Briseis şöyle düşündü: "Hayatta kalacağız... şarkılarımız, hikayelerimiz. Bizi unutmayı asla başaramayacaklar. Troya'da savaşmış son adamın ölmesinden on yıllar sonra bile oğulları Troyalı annelerinin onlara söylediği şarkıları hatırlayacak.
Mitoloji
Kızların SuskunluğuPat Barker · İthaki Yayınları · 20201,562 okunma
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2025 09:15
Kahvenin vücudumuzdaki etkisinin 1 saat içinde zirveye ulaştığını, 6 saat kadar devam ettigini gözünüzde tutarsak hızlıca konuya girmekte fayda var. Her kahvede en az bir iki saatinizi talibim ." demiş yazar Sema Soykan Öteki Şeylerin Tarihi'nde. Ben de öyle yaptım zamana yayarak, kahve içtikten sonra okumaya başlayarak. 'Anasından emdiği sütün burnundan gelmek' deyiminin acı gerçeğini, 'Gel, gel, ne olursan yine gel' sözünün Horasan ünlü Sufi Ebu Saaid_i Ebu'l_Hayrr'a ait olduğunu, Mahur Beste/Atilla İlhan şiirinin 3 fidan yakılan ağıt olduğunu.......Ve saha pek çok şey öğrendim..... Kahveniz ne durumda bilmiyorum, bitti mi, uzerine baska şeyler icildi mi? Acı mı seversiniz ya da cok sekeyli mi? Fincan da ya da cay bardağında içmek mi tercihiniz? diye sorarak başladığı 5. Bölüm' e Eğilimlerini ve Hataylıların Süvari Kahvesi, Cukurova'nın bazı yerlerinde Tarz_ı Hususi adı verilen kahve sunum bilgileri ve oradan Acı Kahve sıfat talimatının ardındaki gerçeği ve oradan 'ziyaretin kısası makbuldur' sözünün gerçeğini açıklayarak devam ediyor ben burada bir küçük ek yapayım uzun yıllar Mersinde yaşadığım,eşdurumundan Adanalı olduğum icin Tarz_ı Hususi halk arasında Tarsusu ye dönüşmüş ve cay bardağında sunum yapılır. Eskiden kahve sunulan cay bardağının çevresini saracak şekilde dantel örgü ile bardak kılıfı olurmuş, nedeni kahve çabuk soğumasın diye.... Kitabı okuduğunuz yıl hangi yıl bilmiyorum. Ekonomi hala kötü mü, ülke ne durumda? diye sorarak başlıyor 6. Bölüm'.... cevap veroyorum...evet 2022 den berbat.... "Sinek avlama" deyiminin çıkış noktasına gecmis oradan. Gülümseten , bilgilendiren, eğlendiren düşündüren, sorgulatan pek cok bilgi var ama beni etkileyen Ağustos Böceğinin hakikatine bahsetmesem olmaz. Uzun bir alıntı olacak ama olsun. " Ah be
Öteki Şeylerin TarihiSema Soykan · Alfa Yayınları · 0576 okunma
İçeceklerin Toplumlara Etkisi
9/10
·288 syf.··
2024 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2024 15:03
Sayın Tom Standage in daha önce İnsanlığın Yeme Tarihi kitabını okumuş ve çok beğenmiştim o yüzden Altı Bardakta Dünya Tarihi kitabını da okumaya karar verdim. Kitap bizlere bira, şarap, damıtılmış içkiler, kahve, çay ile kokakolanın nasıl bulunduğunu ve toplumlara ve tarihe nasıl etki ettiğini anlatıyor. Bu anlamda bir tarih ve sosyoloji kitabı olduğunu söyleyebiliriz. İlk başta pahalı ürünler olduğu için zenginler için moda olan çoğu içki zamanla topluma yayılıp toplumsal değişikliklere sebep oluyor. Mesela kitapta kahve biranın ve şarabın aksine insanları ayık tutarak aydınlanma kültürünü besleyen içecek olarak sunuluyor. Ayrıca kahvehaneler de pubların aksine elit ve temiz bir ortam sağlayarak ekonomik birleşmenin ve borsanın kökenini oluşturuyor. Yani kısacası öyle bulundu şöyle içildi gibi yüzeysel bir kitap ile karşı karşıya değiliz. İçecekler Dünya tarihinde gücü elinde bulundurmanın bir göstergesi olurken aynı zamanda bizleri değiştiriyorlar. Mesela kola Amerika değil de bir Afrika yada Arap içeceği olsa ne kadar sever ve içerdik emin değilim. Velhasıl sosyoloji tarih içerikli kitapları seven okurlara tavsiye ediyorum. Kaliteli bir kitap arkadaşlar.
Altı Bardakta Dünya TarihiTom Standage · Kırmızı Kedi Yayınları · 20241,214 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2024 3. kitabı
Uzun zaman önce bir cümle okumuştum Sartre'den. O zamanlar nedir, neyin nesidir anlamamıştım. Ama şimdi çok net bildim. Amentü şiirinde de böyle başlıyor İsmet Özel sonunda da biliyor... Ne demiş Sartre "Kediye kedi diyelim; sözcükler hastaysa onları iyileştirelim." Sözcüğün hastalığı olur mu? Piç kitabını okuyunca hasta bir sözcükle tanışıyorsunuz... Piç nedir? Herkes bilir bunu. Argoda yerleşmiştir, halk ağzında mecaz ve bir sürü cızırtı. Ama Günday bir özgünlük yakalama çabası ile hastalığa tutuluyor ve hastalık tüm kitabı sardığı gibi de sonunda ölümü getiriyor. Ölü bir kitap. Ölü kahramanlar. Rezalete denk geldiği için giden zamanına yakınan okuyucular... Ha bir tek bize kaldık geriye işte. Biraz yaralı biraz üzüntülü. De mi şu kısacık ömrümde üst üste aynı faciayı taşıyan kötü kitapları okumak bir tek benim bahtsızlığımdır herhalde. Edebi değil Edebiyat için hiç değil. Bir aralar ortalıkta yeni yeni gruplar türemişti. Buranın yaş ortalamasının büyük olduğuna inanarak çoğumuzun bildiğini düşünüyorum.. Neydi onlar: "Hepimiz Geyiz diyenler vardı bir ara sonra Lezbiyenler türedi taksim meydanında pankartlar açıldı hepimizi Lgbt yiz sloganları atıldı. Sonra hepimiz Hrantız hepimizi ermeniyiz diyenler oldu ve daha daha neler derken en sonunda ise malum zatın 'götünün kılıyız' diyen göt kılları türedi. En sonunda dedim kendi kendime acaba hepimiz Piçiz diyen bir grup mal türer mi? Yok ya dedim olmaz bu millet mal olabilir ama Piçiz diye de düşmez ortalığa ama yukarıda olanları görünce ümidim kalmıyor. Şimdi gelelim bir Piç kitabı yazmaya. Formülü veriyorum 4 tane kereste bol bol bira bol bol sigara ve bol bol sex. Al sana bir Hakan Günday kitabı ya da Powerpoff Girs demeliydim. Hayır. Bu piçler kötü olan her şeyden oluşmuşlar... Ahlaksızlıkları diz boyu olduğu gibi
PiçHakan Günday · Doğan Kitap · 201911,6bin okunma