7/10
·152 syf.··
2026 1. kitabı
Peşinden gittiğim şey muhtemelen içimdeki karanlığın kuyruğuydu. Onu tesadüfen görmüş, ardından gitmiş, ona tutunmuş, sonrasında daha derin bir karanlığın içine düşmüştüm. Nedense bu kitabı okurken aklımdan 2023 Hatay depremini çıkaramadım. Kitaptaki karakterler nasıl Japonya'daki depremden sonra içindeki buruk bir hüzünle yaşamlarını devam ettiriyorsa biz de öyle yaşamıştık. Böyle olunca kitaptaki duyguları daha iyi anladığımı düşünüyorum. Bana bir kez daha hayatta ne kadar kötü şeyler olursa olsun asla durmadığını, hep bir yerlerde insanların yaşama iyi ya da kötü şekilde devam ettiklerini ve her şeyin ne kadar geçici olduğunu hatırlattı.
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026152 okunma
10/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 09:43
Hayat, kaybettiklerimizin ardından gelen koca bir keşkeler yığınıymış, bunu bir kez daha anladım. ​Zekeriya Çetin’in Kimsesizler Coğrafyası kitabını az önce bitirdim ve içimdeki o ağır hüzünle yazıyorum bu satırları. Kitap, 6 Şubat depreminde kuzeni Ferit'i bulmak için İskenderun'a giden bir anlatıcı ile aynı enkazın altında ailesini arayan Iraklı mülteci Ali'nin yollarının kesişmesini anlatıyor. Ali,çocukken köy baskınında ailesini kaybetmiş, ömrü kamplarda, esarette, zulümle geçmiş ama hayatını kurduğu İskenderun’da bu kez eşini ve kızını o beton yığınlarının altında bırakmış bir adam. İki farklı coğrafya, iki farklı geçmiş ama aynı enkazın başında beklenen tek bir mucize... Soruyorum size en değerlilerini kaybetmişse insan, dileği yaşamak mı olurdu yoksa ölmek mi? Böylesi bir yas tutmaya mecbur kalmasın hiçbir insan... Yazar acıyı hiç süslemeden, en çıplak haliyle yüzümüze çarpıyor. O toz bulutunu, o soğuğu, umudun ve çaresizliğin o ince çizgisini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.​Bu kitap sadece bir deprem romanı değil dünyanın bütün kimsesizlerine, sessizce gidenlerine adanmış çok güçlü bir eser. Okuyun, okutun.
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026106 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·152 syf.··
2026 38. kitabı
Murakami’nin yeni çıkan kitabı #tanrınınbütünçocuklarıdanseder sıcak sıcak okudum. Japonya’da 1995 yılında meydana gelen 7,3 şiddetindeki depremde 6.400 kişi yaşamını yitirmiş, on binlerce bina yıkılmış, otoyol ve tren hatları kullanılmaz hale gelmiş. Büyük Hanşin depremi olarak anılıyor. Murakami bu olay neticesinde yazar hikayeleri. Fakat depremzedelerin anlatıldığı acıklı iç burkan öyküler değil. Bazen deprem yaşamış bir karakter oluyor hikayemizde, bazen sadece depremin varlığına değiniyor ve hikaye kendi akışında gidiyor. Kitabın yazılış amacına saygı duydum. Zira hikayelerde çok güzeldi. Özellikle 3 tane hikaye var ki çok beğendim. Buzdolabından rahatsız olan bir kadını anlatıyor bir hikayesinde. Biraz tuhaf buldum, buzdolabından rahatsız olmak da ne garip şey diye düşündüm. Oysa 2 sayfa sonra tüylerim ürperdi. Nedenini gayet iyi anlıyorsunuz. Şunu da eklemek isterim, hacimli kitaplarını okumuş gibi bir hava veriyor bir hikayeyi bitirdiğinizde. Bu yanı ayrı güzeldi. Bu kitap beni kesmedi. Murakami özlemim geçmedi. “Peşinden gittiğim şey muhtemelen içimdeki karanlığın kuyruğuydu. Onu tesadüfen görmüş, ardından gitmiş, ona tutulmuş, sonrasında daha derin bir karanlığın içine düşmüştüm.” “Yüreğim taştan değil.” Taş bazen kırıp parçalanabilir. Şeklini yitirebilir. Ama insanın ruhu parçalanmaz. O şekli olmayan şeyi, iyi de olsa, kötü de olsa, sonsuza dek birbirimize aktarabiliriz.” “Birbirini anlamak çok önemli bir şeydir. Anlamanın yanlış anlamaların toplamından ibaret olduğunu söyleyen insanlar da vardır.”
Edebiyat
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026152 okunma
Tufandan Önce // Mustafa Kutlu
8/10
·212 syf.··
2022 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2022 20:49
Tufandan Önce kitabını okurken kendimi, uzun zamandır üzerime çöken ama adını koyamadığım bir ağırlığın tam merkezinde buldum. Sanki hayat, bir süredir beni bir şeylere hazırlıyormuş da ben farkında değilmişim… İşte Tufandan Önce tam olarak bu hissi hatırlattı bana: Fırtınanın habercisi olan o ince sızı. Mustafa Kutlu’nun hikâyesindeki insanlar, aslında biziz… Her birinin içinde sakladığı kırgınlıklar, umursanmadığını düşündüğü anlar, kendine bile itiraf edemediği yorgunluklar var. Onları okurken, bir yerde kendi gölgemi gördüm; çok tanıdık bir hüzün gibi. Kalabalıkların ortasında savrulan, modernliğin gösterişi arasında içi giderek boşalan insanlar… Her şey çok hızlı, çok parlak, çok gürültülü ama bir o kadar da yavan. Hikâyedeki o sessiz bekleyiş, bana “İçindeki fırtına çoktan kopmuş aslında, sen sadece duymamışsın,” der gibi oldu. Mustafa Kutlu, bazen tek cümleyle kalbimi acıtan bir gerçekliği yüzüme çarptı: İnsan en büyük tufanı kendi içinde yaşar. Dışarıdan kimsenin anlamadığı, hatta fark etmediği o sarsıntıyı… Kitaptaki karakterler, bir şeyin eksildiğini hissediyor ama adını koyamıyor. İşte o anlarda ben de durup düşündüm: Ben neyi kaybettim? Nerede yoruldum? Hangi kapıyı kapatıp arkasına geçmeden yoluma devam ettim? Sayfalar ilerledikçe içimde bir şeyler çözülmeye başladı. Hikâye, sanki bana “Her şey yıkılmadan önce insanın kalbinde küçük bir deprem olur,” diyordu. Ben de o sarsıntıyı kendi içimde hissettim. Ve anladım ki “ Tufandan Önce” dediğimiz dönem; dünyanın değil, insanın içine çöken o ağır sessizlikmiş. Bir bakış, bir anı, bir yalnızlık aniden büyüyüp seni kendi gerçeğinle yüzleştirirmiş. Kitap bittiğinde elimde incecik bir hüzün kaldı ama bir yandan da garip bir ferahlık… Sanki içimdeki o karanlık bulutlar biraz hafiflemişti. Mustafa Kutlu ’nun hikâyesi, bana dışarıdaki hayatı
Öykü
Tufandan ÖnceMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20061,687 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 90. kitabı
Eylülde Sevmek İstedim Seni - Meltem Güdemezoğlu Türü: Şiir Sayfa : 80 #kitapyorumum Yazardan okuduğum ikinci kitap olan bu eserde bir şiir kitabıydı. Yazarın duygusal konular dışına çıkıp aynı zamanda toplumsal konulara da değinmiş olmasını sevdim. Orman yangınları, deprem ve adalet sistemi gibi eleştirilerde bulunması hoşuma gitti. Yazarın sağlık sorunlarına değindi “Es Meltem’im Es” adlı şiiri beni oldukça etkiledi. Umuyorum ki sağlıklı ve güzel bir hayatı olur yazarın… Kahve eşlikçiniz olacak netlikte ve akıcılık da olan bu şiir kitabını okuyacaklara şimdiden afiyet olsun #alıntı “Tedavisi olmayan yaralı yarasız sevdalardan geçtim İçimdeki ayrılık acılarımı, aşk yanıklarımı şiirlere döktüm.” “Düşüyorum yalnızlığıma, Üşüyorum boşluğunda, Hissediyorum yokluğunu, Yalnızlığıma mahkum olup.” “Aşk bitmişti, şiirlerimle kadehlerimle yaşıyorum ömrümü…” “Issız adamın ıssızlığı gibi Fark etmeden terk edememişim bizi…”
Eylülde Sevmek İstedim SeniMeltem Güdemezoğlu · Ares Yayınları · 2021102 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
SEN BENİM BABAM DEĞİLSİN SUAT DERVİŞ 208 SAYFA I. Öykü Büyük sevgiler, en az talepkar olanlardır. Aşk, samimi olduğu nispette kanaatkar, kudretli olduğu nispette temizdir. Bir ölümün ardından başlıyor hikayemiz. Fatma'nın ölümünden hemen sonra ortaya çıkan o büyük sır ve yaşanan hesaplaşmalar, kitabımızda yer alan iki uzun öyküden ilki. Selma, annesinin ölümünün ardından yıllar boyu babasının en yakın arkadaşı, aile hekimleri ve aile dostları bildiği Cavit'in gerçek babası olduğunu öğrenir. Bu büyük sır tam anlamıyla bir deprem etkisi yaratır genç kız üzerinde. Konduramaz bu gerçeği bir melek gibi gördüğü, tertemiz annesine. Oysaki ana-babalarda insandır. Etten kemikten yaratılmış, hataları, sevdaları, sırları, ihanetleri ile insan. Cavit'in yıllar boyu sakladığı sırrı açık etmesinin ardından Selma'nın yaşadığı gel gitler, sorgulamalar, yıllar boyu baba bildiği Fazıl'a duyduğu derin sevgi, annesi ve Cavit amcası ki aslında gerçek babası arasındaki yasak aşk, annesinin katlandığı tüm eziyetler, Fazıl'ın belki de tüm gerçeği bilmesine rağmen Selma'ya olan derin sevgisi. 12 Ağustos- 10 Ekim 1936 tarihleri arasında Açık Söz gazetesinde 43 tefrika olarak yayınlanan ve kitabın ilk öyküsü "Sen Benim Babam Değilsin", merkezinde bir aşka yer versede insani duyguların öne çıktığı, ana-baba hukukunun ele alındığı, saklanan büyük sırrı, üç ebeveynin gizli suç ortaklığını, karakterlerin kendi bakış açılarıyla yorumlayışını anlatan oldukça etkili bir hikaye. Matemler yabancıların şahit olacağı bir seyir değildir. Matem matemlilere aittir. Sevdiklerini gömenlere, sevdiklerini gömmek üzere olanlara toprak ne fena kokar. Temiz, dürüst, samimi bir aşk, bir kadını kirletir mi? Biz, ona karşı en büyük iyiliği yaptık, onun hayatını yıkmamak için kendi hayatımızı kurmadık. Şu benim
Sen Benim Babam DeğilsinSuat Derviş · İthaki Yayınları · 202419 okunma