Kavga, sakinleşme, ilkel-adam şeytanlar, haramın oğlu hikayesi...
Aile dediğin insanların anlamaması ya da yanlış anlıyor olması o kadar sinir bozucu ki. Normalde kavga eden ya da hakaret/ küfür eden birisi değilim. Hakaret nadiren olsa da küfür sıfır. Dayım bir ameliyata girip güzel sonuçlarla çıktı çok şükür. O yüzden nenemlere birkaç gündür hep gittik. 3.-4. günde diş kopma olayından ötürü biraz ateşli ve bir göz altım şişmiş uyandım. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım, aynı zamanda oradaki ortamı öğrenmek için anneme yazmıştım. Misafirlerin olduğunu ve gittiklerinde haber vereceğini söyledi. O süreçte ben de karar verecektim. Ve yaşıt olan (d. kızı) kuzenimin de orada olduğunu, gelip görmemin iyi olacağını vs. söyledi ve ısrar etti. Ben nenem için ısrar etti sanarken o zamanki ruh halimi bilmesine rağmen yabancı gibi olduğumuz kuzenim için ısrar ettiğini öğrenince "Keşke önceliğin dışarısı yerine içerisi olsaydı." demiştim. Bugünde konu bir şekilde ikimize geldi "Aranızda bir şey olmadı, niye düşman gibisiniz, niye ona düşman gibi davranıyorsun, o senin kuzenin." demesiyle anında yükseldim. "Onun ne yaptığını bilmiyormuşsun gibi gelip aramızda bir şey olmadığını mı söylüyorsun, onu yok saymamı ve nötr davranmamı düşmancıl algılayıp beni suçlu, bağın değerini kıymetini bilmez ilan ediyorsun?! Sen ciddi misin?!" "Evet, kız her geldiğinde seni soruyor, senin umursadığın yok. Kızın babası ameliyata girdi yani ne var onun için gelsen seni görse?" "Kendisi iki yüzlü. Ve onun düşünmesi gerekenleri sen ondan daha çok düşünüyorsun! Aramızda olan ya da olmayan seni alakadar etmiyor ayrıca. Burada yüzüne bakıp merhaba diyor olmama ve kötü niyetli davranmayışıma saygı duyacağın yerde bir s.kinde olmadığım ve benim için hiç olan birisi için hasta halimle beni sırf onda memnuniyet sağlamak için çağırdın!" "İki yüzlüyse aferin ona. Senin
Hayata Dair
yaprak
Yorgundum.. köklerimdeki uğultuyla ölümü beklemekten.. yaz bitmişti.. bir deprem sesi geliyordu.. yaprağını savuran ağacın köklerinden. Ben doğurdum seni.. içimdeki kaynaktan, acı sudan.. ben doğurdum seni, bir hayal için.. ödünç bir bahardan. BİRHAN KESKİN - Kim Bağışlayacak Beni
Şiir
Reklam
Bir gün içimdeki bütün dengelerin sustuğunu fark ettim. Sanki benliğimin taşlarından yapılmış bir ev vardı içimde, ve o ev tek bir dokunuşla yıkılıverdi. O an anladım, insan kendi içinde depremler yaşar. Kırıldım ve kırıldığım yerde kim olduğumu sandığıma dair bütün kalıplar çatladı. Sonra rüzgar çıktı, o rüzgarda ayakta durmaya çalıştım, dik durdukça daha çok savruldum. Oysa eğildiğimde, büküldüğümde fırtınanın şiddeti beni deviremedi. Bükülmek teslimiyet değilmiş, hayatta kalmak için yeni bir biçim almakmış, bunu öğrenmek zaman aldı ama öğrendim. Ve günler, aylar sonra yaralarımın üzeri kabuk bağladı, ama o kabuk kapanmış bir boşluk değildi. Tam tersine içimde yeni bir filiz taşıyordu, çatlağın kenarında yeşeren küçük bir dal gibi. Yeniden büyümek eski haline dönmek değilmiş, yeni bir senin kök salmaya başlamasıymış. Şimdi biliyorum kırılmak ölmek değil, eski benliğin ölümüdür. Bükülmek zayıflık değil, yaşamın kendi dilini öğrenmektir. Ve yeniden büyümek sadece devam etmek değil, başka bir senin mümkün olduğuna tanıklık etmektir. En sonunda yaralarım bana kendi bahçemi verdi. O bahçede acıdan çiçekler açtı, çürüyen yerlerimde toprak verimlileşti. Ve ben anladım, insan yaralarının kuruduğu bahçede gerçek anlamda kök salar.
Deprem öncesi sükut içimdeki bu durgunluk... Hadi uyan artık gönlüm! Aldatmadığın gibi aldanma! Bak geçiyor içindeki sevme hevesi...
1000Kitap
Çok tuhaf bir haftaydı. Planlarımın, potansiyelimin, daha çok kaygılarımın dinlendiği bir haftaydı. Hayatımda zaten çok iyi mentörlere de sahiptim, durup durup bana yol fikirleri veren. Ama dile getiremediğim isteklerim vardı, bu hayatta tatmak istediğim kimlikler. Bir kadın mentör, bana o kimlikler için başlamam gerektiğini ve yapabileceğimi gösterdi. Yeterli hissetmek için nereden başlayabileceğimi gösterdi. Hayatıma böyle dokunulmasına hiç alışık değilim, muhteşem bir hismiş. İçine bakıp, ayakların yere basarak içindeki bütün saçma yargılardan uzaklaşmak. Mesela artık bir bölümden mezun oluyorum ben ve kafamda, kendi yaşamımda kurduğum kimlik o dalda bir yerlerde varolabilecek mi diye korkularım başlamıştı. Yine yüzleşmemek için yeni meslekler öğrenmeye başlamış, hatta yaparım falan diyordum. Unutmuşum yine, elindeki her neyse doğru yerde bakmak gerekiyor. Doğru olduğunu hissettiğim bir yere adım attım dün. Bana net bir şekilde neden bu kadar kaygılı olduğum soruldu. Bu yaşamda çok derin bir anlam, bu devirde üstelik. Sosyal yaşamda kimse, kimseyi görmüyorken. Dost dediklerimden şanslıyım evet ama hayatta şanslı mıydım peki? Senelerdir iyi ki hastalandım, kendimi, istediğim mesleği buldum. Bana hayatımı tekrar kurma şansı verdi dedim, ya kuramazsam cümlesini düşündükçe aslında korkumla buraya hiç bakmadığımı farkettim. Baktıkça da biraz yıkılabileceğimi gördüm, sonra doğruyu hissettiğim yerde kurulan iletişim, dile getirebilmek bana; o hayatı tekrar yaşamaya karar veren o kızın gücünü verdi. Çok kısa bir süre sonra hayatımda birde bu olursa tamamım dediğim yerin uzun bir süre olamayacağını öğrendim. Güçlü üzüldüm, biraz kırılarak. Çünkü gün içinde olan tesadüflerle açılan kapılar ve belkide tesadüf değilde yolum olması gerektiğini düşündürdü. Deprem o olanlar
İçimdeki hüznün sebebini bilir misin Tarık Ey mağlup ey tâlip ey matlub Sana söylemem gereken şeyler var 3 gün sürer zannettiğim deprem bitmedi Zann-ı galiple baş edemedim yalan söyledim Senin yalanlarını ise affettim Ben affettim sen affedemedin Tarık Sana söylemem gereken şeyler var Yiyorum ,içiyorum, uyuyorum ama susmuyorum Yangın var ama söndürmüyorum Ben bu zann-ı galiple baş edemiyorum Ey güzel ey cemal ey celalli Tarık Seni seviyorum ama kendimi kandıramıyorum Halbuki ben en çok kendimi kandırırım Günler derim seneler olur Güller derim kaktüs kalır Beyaz derim siyaha boyanırım Sözü uzatmıyorum Tarık Sana söylemem gereken şeyler var
Şiir
Reklam
Reklam