Çok tuhaf bir haftaydı. Planlarımın, potansiyelimin, daha çok kaygılarımın dinlendiği bir haftaydı. Hayatımda zaten çok iyi mentörlere de sahiptim, durup durup bana yol fikirleri veren. Ama dile getiremediğim isteklerim vardı, bu hayatta tatmak istediğim kimlikler. Bir kadın mentör, bana o kimlikler için başlamam gerektiğini ve yapabileceğimi gösterdi. Yeterli hissetmek için nereden başlayabileceğimi gösterdi. Hayatıma böyle dokunulmasına hiç alışık değilim, muhteşem bir hismiş. İçine bakıp, ayakların yere basarak
içindeki bütün saçma yargılardan uzaklaşmak.
Mesela artık bir bölümden mezun oluyorum ben ve kafamda, kendi yaşamımda kurduğum kimlik o dalda bir yerlerde varolabilecek mi diye korkularım başlamıştı. Yine yüzleşmemek için yeni meslekler öğrenmeye başlamış, hatta yaparım falan diyordum. Unutmuşum yine, elindeki her neyse doğru yerde bakmak gerekiyor. Doğru olduğunu hissettiğim bir yere adım attım dün. Bana net bir şekilde neden bu kadar kaygılı olduğum soruldu. Bu yaşamda çok derin bir anlam, bu devirde üstelik. Sosyal yaşamda kimse, kimseyi görmüyorken. Dost dediklerimden şanslıyım evet ama hayatta şanslı mıydım peki? Senelerdir iyi ki hastalandım, kendimi, istediğim mesleği buldum. Bana hayatımı tekrar kurma şansı verdi dedim, ya kuramazsam cümlesini düşündükçe aslında korkumla buraya hiç bakmadığımı farkettim. Baktıkça da biraz yıkılabileceğimi gördüm, sonra doğruyu hissettiğim yerde kurulan iletişim, dile getirebilmek bana; o hayatı tekrar yaşamaya karar veren o kızın gücünü verdi. Çok kısa bir süre sonra hayatımda birde bu olursa tamamım dediğim yerin uzun bir süre olamayacağını öğrendim. Güçlü üzüldüm, biraz kırılarak. Çünkü gün içinde olan tesadüflerle açılan kapılar ve belkide tesadüf değilde yolum olması gerektiğini düşündürdü. Deprem o olanlar