9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Bugün Orhan Kemal’den bir kitapla geldim 72. Koğuş gerçekten insanın içine oturan bir kitap.. Hani böyle okurken “ay çok üzüldüm” deyip geçemiyorsun, içinden bir şey eksiliyor gibi oluyor. Orhan Kemal öyle büyük büyük cümleler kurmuyor, kimseyi kahraman yapmıyor. Sadece o koğuşun kapısını açıyor ve “buyurun, bakın” diyor. Açlık var, çaresizlik var, gurur var… Ama en çok da insan olma mücadelesi var. Açlığın insanı nasıl değiştirdiğini görmek beni en çok sarsan şey oldu. Bir lokma ekmek için verilen mücadele insanın içini acıtıyor gerçekten. Şunu düşündüm okurken: Bu insanlar kötü değil ki… Sadece şartlar kötü. İnsanın onuru ne kadar dayanabilir? Açlık karşısında herkes aynı kalabilir mi? Kitap bitti ama o sorular kalıyor. Kısacık bir kitap aslında ama etkisi hiç kısa değil. Okuduktan sonra bir süre başka kitaba geçmek istemedim ben. Hâlâ bazı sahneleri aklıma geliyor. Gerçek, sert ama çok samimi bir hikâye. Eğer insanı anlatan, iç burkan ama bir o kadar da gerçek metinleri seviyorsan, bunu mutlaka oku derim. Ben gerçekten iyi ki okudum #cansununkitapligi #orhankemal #72.koğuş #okudumbi̇tti̇ #kitap
72. KoğuşOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20247,5bin okunma
TENDEKİ ATEŞ (Ash)
9/10
·624 syf.··
2026 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 04:11
Herkese merhabaa! Fantastik açlığı çekiyorsanız, okuduğunuz kurgunun içinde aşk, savaş,saray entrikaları, mücadele ve güçlenen kadın karakterler okumaya bayılıyorsanız..işte doğru yer doğru kitap. Kitabın büyük bir çoğunluğunda Kolis’in Sera’yı kaçırmasını ve o süreçte olanları okuyoruz. Daha çok Sera’nın içsel mücadelesini, kendini ve içinde ki özü kabullenmesini görüyoruz. Bununla beraber Kolis manyağının en saçma, aptalca şeyde bile nasıl kendini haklı gösterdiğini okurken çıldırmamak elde değildi. Bu arada Ash esir tutuluyor, Sera onu kurtarmak için bir çok fedakarlıkta buluyor..daha fazlasını yapmak içinde kararlı benim güçlü kızım. Kitap bir ara bi monotonluğa giriyor, ama o aralarda da Ash ve Sera’nın rüyalarda buluşmalarıyla onları kapatıyor aslında. Kan ve Külden serisinin karakterleri olan Poppy ve Casteel’in kaderini mi yaşıyorlar yoksa yazar tekrar mı yapıyor ayırt edemiyorum. Hepimiz olacak olanı, olması gerekeni bi yerde biliyoruz. Ash sevemiyor..(kardiası aldırmış reis) bu yüzden Sera yükselişten kurtulamayacak, ölecek…evet evet biliyorum. Diyarlar yok olacak falan filan kehanet böyle kader perilerinin canı çıksın. Ama bilmediğimiz şey yazarın aşkı her zaman daha güçlü yazması! Son yüz elli sayfa beni perişan etti. Ash’nın aşkı kabullenişi, Sera’ya olan saygı ve tutkusu mükemmeldi. Karakter arası bağı yazar öyle iyi yazıyor ki, bir an gülerken bir an gözlerim doldu okurken. Seri devamı aşkla şevkle bekleniyor.
1000Kitap
Tendeki AteşJennifer L. Armentrout · Dex Kitap · 202545 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 22:52
Bir psikiyatristin, psikoloji bilimini ve toplum yapısını tasavvuf anlayışı ile yorumladığına ilk defa şahit oluyorum. Daha önce böyle bir metin okumamıştım ve açıkçası çok hoşuma giden yanları oldu. Eleştirdiğim yanları da oldu tabi. Önce kitabın adından başlayayım. Yazarın "Hekaton " dediği, Yunan mitolojisinde geçen elli başlı, yüz kollu, devasa ve korkunç yaratıklar. Kitapta "Hekaton", insanın içinde yaşayan ve onu kendi merkezine hapseden benlik yapısına atfedilmiş. Yazarın "Tango" dan kastı da bu benlik yapısıyla verilen içsel mücadele. Bu metaforlar bana çok anlamlı geldi. Çünkü gerçekten hiçbirimiz özgür hissetmiyoruz, hep kendimizle bir mücadele halindeyiz. Işlenen üst konu, aile yapısının planlı odaklar tarafından tahrip edilmesi ve sonuçları. Mantıklı ve anlamlı yorumları yanında, bu kısımda yazar kişisel düşüncelerini çok yansıtmış. Bu beni rahatsız etti fakat benim için yine de değerli bir okumaydı.
Psikoloji
Hekaton'la Son TangoMustafa Merter · Ketebe Yayınları · 20251,228 okunma
8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:21
Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bir hikâyeye tanıklık etmezsiniz; satır aralarında kendinizden, annenizden, kardeşinizden ve hayatın içindeki nice kadından parçalar bulursunuz. Nisa benim için tam da böyle bir kitaptı. Sivas'ın bir köyünden İstanbul'a uzanan bu hikâyede, Nisa'nın hayatı üzerinden kadınların omuzlarına yüklenen sorumluluklara, sessiz mücadelelerine ve görünmeyen yaralarına tanıklık ediyoruz. Nisa'yı bu kadar sevmemin sebebi ise yaşadığı onca zorluğa rağmen umudunu hiç kaybetmemesiydi. Kendine sürekli şu soruyu soruyordu: "Peki şimdi ben ne yapabilirim?" Acılarına teslim olmak yerine çözüm arıyor, yeniden ayağa kalkıyor ve yoluna devam ediyordu. Annesinin ona öğrettiği "Dik dur." sözü de hep yolunu aydınlatıyordu. Bu kitapta kimi zaman öfkelendim, kimi zaman gözlerim doldu. Ama en çok da umut hissettim. Çünkü Nisa sadece bir kadının hikâyesi değil; güçlü görünmek zorunda bırakılan, mücadele eden ve her şeye rağmen hayata tutunan kadınların hikâyesi. Aynı zamanda bir annenin desteğinin, bir babanın sevgisinin kız çocuğunun hayatındaki yerini ve aile olmanın önemini de hatırlatan çok kıymetli bir roman. Eminim birçok kadın onun hikâyesinde kendinden bir parça bulacaktır. Her şeye rağmen ayağa kalkabilen, yaralarından güç bulan ve umudunu kaybetmeyen tüm kadınlara...
NisaFiliz Aygündüz · Doğan Kitap · 202611 okunma
İrade Eğitimi: Güçlü Bir Benlik İnşası
Puan vermedi·260 syf.·
2026 120. kitabı
Jules Payot’un “İrade Eğitimi” adlı eseri, insanın en temel iç gücü olan iradeyi geliştirmeyi hedefleyen klasik bir kişisel gelişim kitabıdır. Yazar, insanın başarısızlığının çoğunlukla zekâ eksikliğinden değil, irade zayıflığından kaynaklandığını savunur. Bu eser, özellikle öğrenciler ve kendini geliştirmek isteyen bireyler için disiplin, dikkat ve kararlılık üzerine güçlü bir rehber niteliği taşıyor. Kitabın ana fikri, iradenin doğuştan gelen sabit bir özellik olmadığı; eğitilebilen ve güçlendirilebilen bir beceri olduğudur. Payot, insan zihninin tembelliğe ve hazza kolayca yöneldiğini, bu yüzden düzenli bir irade eğitimi yapılmazsa kişinin dağınık ve verimsiz bir yaşama sürükleneceğini belirtiyor. Yazar, iradeyi güçlendirmek için birkaç temel prensip sunuyor; * Dikkatin kontrolü: Zihnin dağılmasına izin vermemek, odaklanmayı sürekli egzersiz haline getirmek * Disiplinli yaşam: Günlük alışkanlıkları bilinçli şekilde düzenlemek * Erteleme ile mücadele: “Şimdi yapma” eğilimini kırmak * Zihinsel direnç: Rahatlık yerine çabayı seçmeyi öğrenmek Payot’a göre insan, her küçük irade zaferiyle daha güçlü bir karakter inşa eder. Bu nedenle irade eğitimi, büyük hedeflerden çok küçük ama sürekli disiplinlerle ilerliyor. Ayrıca yazar, duyguların ve hayal gücünün kontrol edilmezse insanı pasifleştireceğini, bu yüzden aklın rehberliğinde bir yaşam sürülmesi gerektiğini vurgular. Kitap, zaman zaman sert bir üslup kullanarak okuyucuyu tembelliğiyle yüzleştiriyor. “İrade Eğitimi”, bireye kendi potansiyelini gerçekleştirmesi için güçlü bir iç disiplin kazandırmayı amaçlayan etkili bir eserdir. Payot’un yaklaşımı, modern kişisel gelişim anlayışının temel taşlarından biri sayılır: başarı, dış şartlardan çok içsel disiplin ve irade gücüyle şekilleniyor. Kitap, okuyucuya şu temel
İrade EğitimiJules Payot · İş Bankası Kültür Yayınları · 202138,5bin okunma
Kahramanın Laneti
Puan vermedi·296 syf.··
2026 2. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 13:15
Frank Herbert’in "Dune" serisini yalnızca bir bilimkurgu klasiği olarak tanımlamak, okyanusu bir su birikintisi sanmaya benzer. Serinin ilk kitabı "Çöl Gezegeni Dune", klasik bir kahramanın yolculuğu anlatısının en görkemli örneklerinden biri olarak parıldar. Ancak bu görkemin ardındaki acımasız gerçeği ve anlatının asıl maksadını ancak devam kitabı "Dune Mesihi"ni okuduğumuzda kavrarız. Eğer "Dune" bir imparatorluğun kuruluş destanıysa, "Dune Mesihi" bu destanın arkasında bıraktığı kanlı enkazın, yıkılan hayatların ve mutlak gücün kaçınılmaz lanetinin ağıtıdır. İkinci kitap, ilkini yeniden okumamızı sağlayan, onu ters yüz eden ve Herbert’in asıl tezini açığa çıkaran bir anahtar işlevi görür. Kahraman Miti ile Yüzleşme ve Yapıbozum "Dune", Paul Atreides’in çöl gezegeni Arrakis’te ailesinin yok oluşundan, Fremen halkının mesihi Muad’Dib’e dönüşmesinin sürükleyici hikayesidir. Okur, yetenekli, asil ve haksızlığa uğramış genç bir adamın, doğaüstü yeteneklerini ve stratejik dehasını kullanarak zalimlerden intikam almasını ve halkını özgürlüğe kavuşturmasını coşkuyla izler. Bu, Joseph Campbell’ın monomit kuramının neredeyse kusursuz bir yansımasıdır. "Dune Mesihi" ise tam da bu noktada devreye girer ve perdeyi acımasızca aralar. Kitap, Paul’un zaferinden on iki yıl sonrasında, tahttayken başlar. Artık karşımızda çölün özgür savaşçısı değil, adına başlatılan kutsal cihatta altmış bir milyar insanın öldüğü, bürokrasinin ve kehanetin labirentlerinde sıkışıp kalmış, evrenin en güçlü ve en yalnız adamı vardır. Herbert’in burada yaptığı şey, kendi yarattığı kahraman mitini bilinçli bir şekilde yapıbozuma uğratmaktır. İlk kitapta hayranlık duyduğumuz Mesih figürü, ikinci kitapta bir tiranın, farkında olmadan zincirlerinden boşanmış bir yıkım gücünün portresine dönüşür.
1000Kitap
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma