Ben Hunter ama siz bana adımla hitap edemezsiniz. Kendinizi buna hazırlayın çünkü yakında hepinize hükmedeceğim.
Monatos, yani kurt adamların hüküm sürdüğü topraklarda iktidar soyluların ya da zenginlerin elinde değildi. Hoş, zaten ben ikisinden de değildim. İktidar, güçtü. Güç ve zeka.
Hepsi bu kadar değildi tabii ki. Bu ikisi beraber bulunmalıydı. Ülkeye baktığında vücudu kas yığını ama kendisi hiçbir işe yaramayan, insanları fark etmemek işten bile değildi.
Size normalde zayıf ve silik bir karaktere sahip olduğumu, sonrasında ise hayatın beni değiştirdiğiyle alakalı yalanlar söylemeyeceğim. Ben hep buydum. Güç ile kafayı bozmuş, kibirli ve vahşi.
Size gücün önemini şu şekilde anlatabilirim. Kim kralı öldürürse Monotos'la onun yerine geçer. Kralı öldürene kadar kral onu yakalarsa idam edilir. Ya da ilk önce işkence, sonra idam. Neyse, hassas midenizi bu konuda bulandırmak istemiyorum. Ancak kralın karşısına geçip ona savaşmayı teklif eder, ve kral onu reddederse, halkın o krala saygısı kalmaz. Söylediklerini dinlemez ve emirlerine uymazlar. Zaten kısa süre sonra öldürürler.
Ben doğuştan zeki bir adamdım. Erken yaşta ailemin ölümünden sonra kolları sıvayıp kendimi geliştirmeye başladım. Tüm silahlarda yirmi iki yaşına geldiğinde ustalaşmıştım. Tabii bu süreçte vücudum sayılmayacak kadar yara izlerine ev sahipliği yapmıştı. Hatta kırmızı gözlü olmama rağmen sağ gözüm aldığım pençe darbesiyle beyaza dönmüştü ve büyük ölçüde o gözümle görememeye başlamıştım. Çaldım, öldürdüm ve yükseldim. Çalıştım, öldürdüm ve hükmettim. Yirmi beş yaşına geldiğimde çoktan kraliyet tacını kafama takmıştım ve çıkartmaya, yani ölmeye, hiç niyetim yoktu. Hatta kibrim ve hükümdarlık hırsım, boyumu ve makamımı aşmıştı. Tüm dünyaya hüküm sürmek istiyordum.
Bu yüzden ülkeyi bu