Puan vermedi·112 syf.·
2026 386. kitabı
Feminist yazar Neval El Seddavi, Mısır'da idam cezasına çarptırılan Firdevs adındaki bir fahişenin hayatından esinlenerek bu eseri kaleme almıştır. Sayfa sayısı az olmasına rağmen kapitalist düzene, erkek egemen topluma, gericiliğe, hayatın sert yüzüne yönelik yaptığı eleştirilerle çok dolu bir kitap. Firdevs amcasından sevgilisine, patronundan arkadaşına, hayatına giren tüm erkeklerden darbe yemiş, sonunda hayattan ümidini kesmiş, affedilme ihtimali olmasına rağmen sistemin ve erkeklerin önünde diz çökmemek için ölüme hiç korkmadan yürür bir hale gelmiştir. Beni derinden etkileyen bu eseri şiddetle tavsiye ediyorum.
İnceleme
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
8/10
·398 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:41
Boethius (475-526), Romalı bir filozof, devlet adamı ve de matematikçidir. Kendisi, Roma'nın en köklü ailelerinden birine mensuptur; küçük yaşta yetim kalınca, devrin mühim aristokratı Symmachus tarafından evlat edinilmiş ve iyi bir eğitim alması sağlanmıştır. Boethius, devletin yüksek kademelerinde vazife yaptığı sırada, siyasî rakiplerinin iftiraları neticesinde vatan hainliği ve büyücülükle itham edilmiş ve muhakeme dahi edilmeden zindana atılmıştır. Yaklaşık iki sene zindanda tutulan Boethius, 526 senesinde işkence görerek -alnına geçirilen bir sicim gözleri yuvasından fırlayana kadar gerilmiş ve o haldeyken kalın bir sopayla ölünceye kadar dövülerek- idam edilmiştir. Felsefenin Tesellisi (Philosophiae Consolatio), işte bu hapis günlerinde kaleme alınmış bir eserdir. Yani Boethius, bu eseri idamını beklerken yazmıştır. O sebeple eserin duygu yüklü bir samimiyet içerisinde yazılmış olduğunu söyleyebiliriz. Metin beş bölümden meydana geliyor. Kendisi hücresindeyken "felsefeyi" temsil eden bir bilge kadın yanına gelir ve aralarında diyaloglar başlar. Bu diyalogların ana mevzusu hayat, inanç ve Tanrı'dır. Metin boyunca inanç ve akıl bir uyum içerisindedir. Dünyevi zenginliklerin, makamın ve şöhretin geçiciliği, kaderin rolü ve asıl mutluluğa ancak fazilet ve Tanrı'ya yönelmekle erişilebileceği işlenir. Eserin içerisinde hikmetler içeren bir çok tespit yer alıyor. Bu sebeple mühim bir metin olduğunu söyleyebilirim. Okumuş olduğum Kabalcı Yayınevi metnin orijinalini de baskıya dahil etmiş, o sebeple 398 sahifelik kitabın Türkçe tercüme kısmı 200 sayfa kadar yer tutuyor. Tercümeyi ise maalesef pek beğenmedim. Mütercim çok fazla sel-sal ilaveli kelimeler ve "tümel, tikel" gibi tuhaf kelimeler kullanmış. Bu da bence metnin seviyesini zedelemiş. Düşünce eserleri okumayı
Felsefenin TesellisiBoethius · Kabalcı Yayınları · 2014790 okunma
Reklam
Sessizliğin Sesi...
Puan vermedi·120 syf.··
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:54
Bir İdam Mahkûmunun Son Günü benim için yalnızca bir mahkûmun hikâyesi değil, insanın çaresizliğiyle yüzleştiği derin bir vicdan sorgulaması oldu. Kitabı okurken mahkûmun suçunun ne olduğunu hiç öğrenemedim. Aslında Victor Hugo’nun da bunu özellikle yapmış olabileceğini düşündüm. Çünkü bir noktadan sonra suçun ne olduğu önemini yitiriyor; geriye yalnızca ölümünü bekleyen bir insan kalıyor. Bir insan gerçekten yalnızca yaptığı tek bir şeyden mi ibarettir? Hayat öyle kırılgan ki bugün kimseye zarar vermeyen, sıradan bir hayat yaşayan biri, yarın kendisini bambaşka koşulların içinde bulabilir. İnsan bazen bulunduğu çevrenin, yaşadığı olayların, verdiği bir kararın ya da mecbur kaldığı bir durumun sonucunda hiç istemediği bir yere sürüklenebilir. Bu yüzden mahkûmun korkusunu, çaresizliğini ve anlaşılmama duygusunu okurken ona yabancı kalamadım. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de kalabalıkların tavrı oldu. Bir insan son saatlerini yaşarken, bazıları bunu izlenecek bir gösteri gibi görüyor. Oysa kimse bir gün o mahkûmun yerinde kendisinin ya da sevdiği birinin olabileceğini düşünmüyor. İnsanların bir anlık merak ya da zevk uğruna başka bir insanın ölümüne tanıklık etmeye gelmesi beni derinden sarstı. Dünyanın sustuğu değil, aslında mahkûmun konuştuğu; fakat kimsenin dinlemediği bir hikâyeydi bu. O konuşuyordu, korkularını anlatıyordu, yaşamak istediğini söylüyordu ama herkesin kulakları çoktan kapanmış gibiydi. Okurken kalbimde bir yerlerin kırıldığını hissettim. Mahkûmun suçlu olup olmadığını bilmiyorum, hatta yazar da bunu bize söylemiyor. Ama satırların arasında onun bir caniden çok, korkan ve yaşamaya tutunan bir insan olduğunu gördüm. Belki bu yüzden kitabın sonunda içimde güçlü bir adaletsizlik hissi kaldı. Çünkü bazen insanlar yargılanırken yalnızca
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
Êşbêjî
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2026 90. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 10:42
Pirtûkeke kurt, şêst rûpelî, çawa dikare hemû êş, elem û kovaniya miletekî raxîne ber çavan? Ya ku edebiyatê watedar û bihêz dike ev e gelo? Nizanim. Yekane tişta dizanim ew e ku gotin sotin e. Welhasil. Segwer (Reyîn), romana Mihemed Mukrî, di sala 2015an da ji weşanxaneya Avestayê derçûye. Pirtûk bi zaravayê Soranî hatiye nivîsandin, Besam Mistefa ew ji bo kurmancîyê wergerandiye. Nivîskarê berhemê, Mihemed Mukrî ji Kerkûkê ye û wextekî pêşmergetî kiriye. Ev berhema wî jî meriv dikare bibêje xwe dispêre jiyana wî ya şoreşgerîyê û belkî jiyana hemû şoreşgeran.. Mihemed Mukrî di heman demê da dostê Mueyed Teyib e û vê berhema xwe pêşkêşî cenabê wî kiriye. Segwer (Reyîn), me dibe nav atmosfereke tarî, nava çar dîwarên zindanê, nava hucreyeke bi qasî quncikekî, li cem şervanekî dîlgirtî, di destên wî da zincîr, hikmê daliqandina wî hatiye danîn, li benda dawîya xwe ye. Demeke dirêj e min pirtûkeke hewqas bi tesîr negirtiye, nexwendiye. Pirr êşiyam. Heyfa canên çûyî. Mehkûmek, reyînek, wê were daliqandin, di wê kêliyê da her carê diçe rojên berê, rojên serî çiyê, rojên li cem hevalan, rojên bi malbatê ra... Şahidiya wan kêliyan ewqas zehmet be gelo jiyîna wê ra çi wêrekî divê? Nivîskarê gewre ew e ku hest û giyanê mirov serobino biket.. Vê pirtûka kurt û kûr rasterast berhema Victor Hugo Bir İdam Mahkûmunun Son Günü anî bîra min. Ew teswîra mekanê, vegotina kêliyan, tevger û fikirînên mehkûmî û biryara îdamê ku ji bo herdu karakteran hatiye dayîn. Ji gelek aliyan va dişibin hevdu. Lê berhema M. Mukrî serkeftîtir bû bi min, axir êşa meriv li ku der bibe, meriv xwe dispêre wir. Di pirtûkê da tişta ku meriv diêşand yek jî têgeha dayikê bû. Dayika wî mehkûmî, dayika hevalên wî, hevdîtinên di zindanan da, girîn û qêrînên wan.. Dayik şahidên
SegwerMihemed Mukrî · Avesta Yayınları · 20156 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2026 254. kitabı
Zülfü Livaneli, Osmanlı sarayının o tekinsiz, boğucu ve güç savaşlarıyla örülü dehlizlerini; efendi ile köle, iktidar ile mahkumiyet arasındaki o bıçak sırtı ilişkiyi muazzam bir psikolojik derinlikle masaya yatırıyor. Roman, XVII. yüzyılda Topkapı Sarayı’nın zindanlarında, idam edilmeyi bekleyen bir padişah (Şehzade) ile onun çocukluğundan beri yanında olan, ona hem hizmet eden hem de onun celladı olmaya hazırlanan saray hadımı Habeş Süleyman’ın hikayesini konu alıyor. Eser, gücün insanı nasıl canavarlaştırdığını ya da nasıl çaresiz bıraktığını anlatırken, klasik bir tarih romanının ötesine geçerek evrensel bir güç alegorisine dönüşüyor. Livaneli; tahtını kaybeden bir sultanın bir anda nasıl en zavallı yaratığa dönüşebileceğini, köleliğin ise sadece zincirlerle değil, zihinlerde nasıl kökleştiğini Süleyman’ın iç hesaplaşmaları üzerinden harika bir dille işliyor. Kitaba adını veren o soğuk, büyüleyici ve ölümcül "Engereğin Gözü" motifi, saraydaki o sürekli izleme, izlenme, korku ve ihanet sarmalını kusursuz bir şekilde simgeliyor. *Engereğin Gözü*; tarihin tozlu sayfalarından beslenen ama insan doğasının o değişmez karanlığına, taht hırsına, aidiyet duygusuna ve özgürlük kavramına ışık tutan; diliyle, atmosferiyle ve sarsıcı finaliyle edebiyatımızın en özgün ve sürükleyici dönem anlatılarından biridir.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 237. kitabı
Neval El Seddavi, Mısır’da bir cezaevinin idam hücresinde, hayatının son saatlerini yaşayan Firdevs adlı bir kadının sarsıcı, öfkeli ve bir o kadar da gururlu yaşam öyküsünü anlatıyor. Ataerkil sistemin, toplumsal ikiyüzlülüğün, dini ve siyasi otoritelerin kıskacında bir meta haline getirilmeye çalışılan Firdevs; çocukluğundan itibaren maruz kaldığı her türlü şiddet, istismar ve sömürünün ardından kendi bedenine, ruhuna ve özgürlüğüne sahip çıkmak için amansız bir savaşa girişiyor. "Sıfır noktası", Firdevs için artık kaybedecek hiçbir şeyinin kalmadığı, dolayısıyla korkunun da anlamını yitirdiği o mutlak özgürlük anını simgeliyor. İdam sehpasının gölgesinde bile erkek egemen dünyaya boyun eğmeyi reddeden bu kadının çığlığı aracılığıyla yazar; kadının toplumdaki ezilmişliğini, namus kavramının arkasına gizlenen ikiyüzlülüğü ve köleliğe karşı durmanın bedelini tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor. Ortadoğu feminist edebiyatının en cesur, en keskin ve evrensel yankısı asla dinmeyecek olan sarsıcı bir başyapıtı.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Reklam
Reklam