Ethel Halam geçen hafta öldü. Yarın gömüyoruz. Hem dün ölmüş olup
hem de yarın gömülecek olan tek bir şey yok. Geçen hafta ölen Ethel
Hala’ydı. Yarın gömülecek olan ise, Ethel Hala değil, onun naaşı. Yarın
gömülecek olan şey, bir ceset. Ethel Hala’nın cesedi. Ethel Hala’nın
cesedi ile Ethel Hala aynı şey değil.
"Bence Ethel Hala, bir ceset değildir. Ceset,
ondan kalan şeydir; Ethel Hala ölünce varlık kazanan birimdir. Hiçbir biyolojik
varlığın tarihi, onun ölümünün ötesine geçmez. Dolayısıyla, bir insanın tarihi de,
onun biyolojik ölümünden öteye devam edemez." Diyor yazar
Inwagen’in deyişiyle, eski
zamanlarda gizli yazışmalarda yapıldığı gibi “limon suyuyla yazılmış bir isim
gibi değil, bildiğimiz suyla yazılmış bir isim gibi kaybolmuşlardır.”
Ama insanlar çağdaşları olan filozofların
düşüncelerine özel bir ilgi gösterirler, çünkü onlarla aynı deneyimleri ve
sorunları yaşarlar ve bu da söz konusu filozofların bakış açılarının değerini
artırır.
Bugüne kadar içinde zaman zaman, bir insanın hayatının üçte birini bir bankanın kapıları önünde geçirmesinin anlamlı
olup olmadığı, arada sırada bir avlu kapısı açıp müdürün limuzini önünde selâm durmasının, az bir izin ve en büyük bölümü vergiler, kira, sosyal sigorta payları biçiminde iz bırakmadan kaybolan az bir maaş karşılığında... hep aynı şeyleri yapmasının anlamlı olup olmadığı konusunda hafif bir kuşku kıpırdanmış idiyse - şimdi bu sorunun yanıtı,
Rue Dupin'de içine işleyen o korkunç görünümün açık seçikliğiyle
gözlerinin önünde bulunuyordu: Evet, anlamlıydı. Hem de çok anlamlıydı,